Bugun...
HES Gasp Projesi


Zahide Uçar
z_eucar@yahoo.com.tr
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-02-2014 22:47
     

HES projeleri… Anadolu’nun kesilen damarları… Kangrene gebe Anadolu’m…

Köylüye kurulan tuzak… Doğaya vurulan kahpe bir bıçak…

 

İşte o projelere çok dikkat etmeliyiz. 2000 civarında suyumuz HES adı altında küresel şirketlere “kaynağından denize ulaştığı yere kadar” 49 yıllığına kiraya veriliyor(!)..

 

Doğa vahşi bir talanla katlediliyor. Doğanın dengesi bozuluyor.

Karadeniz ve Artvin bölgesinde arıcılık tehlike sinyalleri vermeye başladı. Arılar HES katliamları nedeniyle huzursuz. İki yıldır yeterli ürün alınamıyor.

 

Sulara, madenlere, tarım arazilerine, stratejik konumdaki arazilere, limanlara el konmuş.

 

“Derelerin kardeşliği” direniş grupları oluşmuştu. Köylüler tek başına mücadele veriyor. Yanlarında üniversiteler yok! Bağlı oldukları illerin si(ğ)il örgütleri yok!. Hukukçular yok!.. Bize çözüm diye sunulan muhalefet yok!.

 

Bir yanda “mutabık” işgal kuvvetleri, diğer tarafta yoksul Anadolu halkı… Bir anlamda işgale karşı oluşan “Namus Cepheleri”… Çünkü onlar HAÇLI çetelerin yerli işgal güçleri tarafından “Anadolu’yu var eden suların ele geçirilmesine” karşı savaş veriyor.

 

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Antalya'nın Manavgat ilçesine bağlı Ahmetler köylüleri; HES işgaline karşı başlattıkları mücadeleyi sürdürürken özel güvenlik şirketi üzerlerine ateş açmıştı. Ahmetler köylülerinin 600 yıllık köklü bir geçmişi var. Dolayısıyla “yörenin dağı-taşı-otu-kuşu-suyu…” ile tek vücut olmuşlar. Ahmetler köylüsünün kararlı direnişi karşısında üzerlerine ateş ediliyor. Kimseden ses çıkmıyor.

 

İstanbul Hükümeti, Haçlının öncü işgal kuvvetleri ile Bizans basını işini yapıyor da…

 

Bize çözüm diye sunulan muhale-FİT de ortalıkta yoktu(!).. Kendilerini, köylünün yanında göremedik. Mecliste soru sordular mı? Onu da bilmiyoruz.

 

Dünyanın pek çok ülkesinde su kaynaklarının yerel halkların elinden alınarak özel sektöre devredilmesi için yürütülen projeleri finanse eden Dünya Bankası ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa bir çalıştay düzenlenmişti. 30-31 Ekim 2013 tarihinde Ankara'da gerçekleşen 'Uluslararası Su Tahsisi Çalıştayı'nda Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu tarihi bir itirafta bulunarak;

 

“Kıt ve değerli su kaynaklarının, etkin ve verimli kullanımı amacıyla tek elden ve sürdürülebilir bir yönetiminin önemini, suyun sektörel tahsisinin gerekliolduğunu” açıklamıştı.

 

Çalıştayda konuşan Dünya Bankası Türkiye Ofisi Operasyonlar Baş Müdürü Florian Fichtl ise “ülkenin değerli su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve korunması yününde hükümetin yaptığı çalışmaları büyük takdirle karşıladıklarını” söylemişti(!)..

 

Perde gerisinden sinsi işgal; “küresel şirketler, İMF, Dünya Bankası” eli ile yürütülürken, işgalin öncü gücü yerli işbirlikçiler, ülkenin maddi ve manevi bütün değerlerini talan etti.

 

Amik Ovasını köylünün elinden alma oyunlarına karşı direnen çiftçiye destek vermek ve Manisa’da gerçekleştirilen HES projeleri ve maden aramalarına karşı başlatılan direnişte köylüye destek vermek için İstanbul Barosundan on avukat bölgeye gitmişti. Avukatlar İstanbul’a dönünce köylüler dövüldü. Avukatlar Baro yönetimine;

 

“Biz bölgelere Baro adına gittik. Köylülere saldırıldığında orada olsaydık, bu saldırı bize de yapılacaktı” dediklerinde, Baro tarafından şöyle bir cevap aldıkları iddia ediliyor;

 

“Bu olayların arkasındaki şahsa bizim gücümüz yetmiyor. Sizi koruyamayız. Artık gitmeyin.”

Gücümüz yetmedi dedikleri şahsın E. K. Olduğu söyleniyor. O dönem Başbakanın baş danışmanlarından biri olan şahıs şimdi AKP vekili(!)..

Baronun avukatlarına “sizi koruyamayız” dediği bir süreçte, köylüler bir başına mücadele ederken onlara kalem olan, ses olan, Türk Milleti’ne gücü yettiğince seslerini duyuran bir cesur yürek var.

 

Yusuf YAVUZ…

Yusuf Yavuz dağlarda, Yusuf Yavuz su ve doğa katliamı yapılan her yerde köylülerin yanında yer alıyor.

 

Sit alanlarına koşuyor. Doğal koruma alanlarında yok olmayla karşı karşıya kalan türlerin korunması için çalışıyor.

 

Yusuf Yavuz gazeteci olmadığı halde, gazetecilerin “Alo Fatihgiller” familyasına dahil olup zalime yamandığı bir süreçte araştırmacı yazarlık görevini yapmak zorunda kalmış bir isim.

 

Ülke alttan alta işgal edilirken görevini yapmayanlar, köylünün bir başına direnişini görmeyen, duyurmayan işgal basını;

Yüreği beş para etmez karanlık aydınlar;

Korkudan sıçan gibi saklanan üniversite yönetimleri, akademisyenler;

AB fonlarından zıkkımlanan SİĞİL toplum örgütleri;

Hepinizin canı cehenneme…

Köylüler direniyor. Tıpkı kurtuluş savaşında olduğu gibi.

 

Yeni bir olay;

 

Bursa’nın Orhaneli ilçesine bağlı Başköy köylüleri mermer ocaklarının köyün suyunu kirlettiği gerekçesiyle mahkemeye veriyor. Mahkeme kararı ile mermer ocaklarının kapanmasını sağlıyor.

 

İki yıl sonra iki ocağın hukuka aykırı ÇED raporu alarak yeniden faaliyete geçeceğini öğrenen köylüler eylemlerine yeniden başlıyor. Firmalardan birisinin yaklaşık bir haftadır faaliyete başladığını belirterek Bursa Valiliği önünde eylem yapan köylüler, temiz su istiyor. Kirlenen sular nedeni ile çocukların hastalandığını söylüyorlar.

 

Kadınların, Anadolu’nun o mübarek kadınlarının yaptığı eylem sonuç verdi. Kadınların direnişi mermer ocağının kapanmasıyla sonuçlandı.

 

Büyük şehir sakinleri AVM’lerde uyuşurken, köylüler direniyor. Bir anlamda vatan savunması yapıyor.

Akdeniz bölgesinde koşturan Yusuf Yavuz gibi öncülere her bölgede ihtiyaç duyuluyor.

 

zahide@zahideucar.com



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI