Bugun...
Gizli Hükümetten, Paralel Devlete ve Neo-Con Partiye Bir Cemaat Hikayesi:


Yrd.Doç.Dr.Nurhan Toğuç
nurhantoguc@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-01-2016 00:00
     

Dünyayı çok uluslu dev şirketlerinin sahibi olan elit zenginlerin yönettiği yıllardı. ABD nin iç ve dış politikalarını belirleyen bu elitler Bilderberg toplantılarını düzenleyen, Trilateral komisyonları kuran, Chatnam House kurallarını belirleyen, şimdilerde ‘’Küresel sermaye’’ diye nitelendirdiğimiz neo-conlardı. Yahudi lobilerinin ABD ekonomisinde ve dış politikasında bu kadar etkili olmaları bu klüp üyelerinin gücünden kaynaklanıyordu. Obama liderliğinde Hristiyan Demokratlar, 2008 li yıllarda bu gücün ABD finans piyasalarında yarattığı kriz ile ABD ekonomisini nasıl çöküşe sürüklediklerini net olarak görüyorlar ve kontrol altına almaya çalışıyorlardı.

Küresel sermaye nin Türkiye deki temsilcileri TÜSİAD bünyesinde toplanmıştı. Bu grup, hangi parti iktidara gelirse gelsin güçlerini asla kaybetmeyen, iktidara gelecek partileri, parti içerisindeki kadroları, hatta başbakanları belirleyen, ülkenin siyasi ve ekonomik politikalarında belirleyici pozisyonda bir gücün temsilcileriydiler. Öyle ki, milli iradenin sembolü olan başbakanlar TÜSİAD başkanlarınca pijamalarla karşılanırdı. IMF den ne kadar borç alınacağına bile TUSİAD karar verirdi. Hükümetler gelir gider, başbakanlar değişir ama TUSİAD hep iktidarda kalırdı, tartışılmaz, sorgulanmaz bir neocon iktidarında yaşıyorduk…

57 nci hükümet dönemiydi, İktidarda DSP-MHP-ANAP vardı.

Neocon yönetimindeki Amerika, Irak’a girmek istiyordu, Ecevit direnince operasyonlar yapılıyordu. MGK toplantısında fırlatılan Anayasa kitapçığı ile ekonomik kriz tetikleniyordu. Anayasa kitapçığının fırlatılmasına neden olan konu ; DSP de ikinci adam konumunda olan Hüsamettin Özkan ın denetimindeki Halk Bankası’nın görev zararları idi. Cumhurbaşkanı Sezer ‘Anayasada bakın böyle yazıyor’ diye kitapçığı uzatıyor, Hüsamettin Özkan ‘Sen bunu nasıl yaparsın?’diye ayağa fırlıyordu.

– Amaç Ecevit’i başbakanlıktan uzaklaştırmaktı..

Sonra Ecevit in hastalığı ve başbakan ın Emin Çölaşan ın köşe yazıları ile itibarsızlaştırılması süreci. Amaç; Hüsamettin Özkan’ın tam kontrolünde bir DSP istenmesiydi. Koalisyon ortağı ANAP ile TUSİAD farklı bir hükümet arayışı içine girmiş ancak koalisyon formüllerinde MHP ye yer vermemişlerdi. Seçim sonuçları, millet iradesi bir kenara atılarak, MHP nin yerine Çiller in DYP si girecekti koalisyona.
Bu entrikayı gören MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Kasım 2002’de erken seçim çağrısı yaparak bu oyunu bozuyordu. Böylece Hüsamettin Özkan DSP nin başına geçemiyor, DSP bölünüyor ve seçimlerde baraj altında kalıyordu.

Hüsamettin Özkan ve Paralel /Gizli Hükümet

Ecevit in Gülen cemaati ile yakın ilişki kurmasını ve cemaatin DSP ye açık destek vermesini sağlayan Hüsamettin Özkan, daha sonra kendi önderliğinde hareket eden cemaate bağlı vekiller ile birlikte hükümeti zor duruma düşürüyor, 2001 yılı krizinin çıkmasına sebep oluyordu.

‘’57 nci hükümet te Hazineden sorumlu DSP’li Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay’ın intihar girişimi, hükümet içinde, perde arkasında paralel/gizli bir hükümetin daha olduğunu ortaya çıkarıyordu. Bu paralel hükümet in başkanlığını Hüsamettin Özkan yapıyor, üyeler ise : ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Maliye Bakanı Sümer Oral ve Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Cumhur Ersümer den oluşuyordu.’’ Kaynak: Ümit Oğuztan

Uluğbay’ın istifasıyla, Maliye de Özkan ailesinin denetimine giriyordu. Bunun faturası da şöyleydi: Uluğbay’ın istifa sırasındaki spekülasyondan en çok Mesut Yılmaz” yakınlığıyla bilinen Finansbank’ın sahibi Hüsnü Özyeğin, Global Menkul Değerler’in sahibi ve kuzen Mehmet Kutman ve İktisat Bankası”ın sahibi Erol Aksoy büyük kazançlar elde ettiler. Yeni Şafak Gazetesine göre bu rakam 2,5 milyar dolardı.
Hüsamettin Özkan’ın kayınvalidesi Betül Özbay ın adı Egebank’ın hortumlanmasına karışıyor. Özbay, Egebank’tan yüklü miktarda usülsüz kredi kullanmakla suçlanıyor. Betül Özbay’ın mali işlerini 15 senedir kontrol eden Aydoğan Semizer de batık banka skandallarının hemen hepsinin perde arkasındaki isim. Halkbank ın görev zararları içerisinde Dinç Bilgin’e, Demirel ailesine, Erol Aksoy’a verilen krediler ve daha bir çokları yer alıyordu.

Bu dönemde el konulan bankalar ve bu bankaların eski sahiplerine ait şirketleri kurtarmak için bir komisyon oluşturulmuştu. Bu kurtarma komisyonu yine Hüsamettin Özkan yönetimindeydi. Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Rüştü Kazım Yücelen’in ifadesine göre bu komisyonun amacı kesinlikle batık bankaları kurtarmaya çalışmak değildi.

Cemaat –Neocon işbirliği ile çıkarılan 2001 krizi

Kısaca, Cemaat 57nci hükümet in içinde gizli/paralel bir yapı oluşturmuş, bu yapı yolsuzlukları ile hükümeti zor duruma düşürmüş, Anayasa kitapçığının fırlatılması olayı Hürriyet gazetesi ortaklarından Çok uluslu neo-con lar arasında ismi geçen Axel Spielger grubu ve Aydın Doğan medyasınca körüklenerek krizin büyümesine katkı sağlanıyordu. Bu tarihi olay Türkiye de 2001 yılı krizini başlıyor, faizler %7000 lere çıkıyor, milletin ve devletin 60 milyar doları yerli ve yabancı neo-con larca talan ediliyor, hükümetin düşürülüyor, Türk bankalarının %25i küresel neo-conların eline geçiyor, ülkenin 60 milyar doları buhar olup, Bundesbank, Deutchebank, HSBC, Citibank kasalarına uçuyordu.

Hüsamettin Özkan DSP nin başına geçemeyince ve DSP parçalanarak baraj altında kalınca Gülen cemaati AKP yi destekleme kararı alıyordu.

Neocon-Cemaat işbirliği ile çıkarılan 2001 krizi ve AKP iktidarına yol verilmesi
Refah Partisi içerisindeki yenilikçiler, daha sonra AKP yi kuran ekipte bulunan Abdullah Gül’ün şahsında cemaat tarafından destekleniyordu. Milli görüş ün Batı ve Sİyonism düşmanlığından farklı olarak Gülen cemaati Anglo-Sakson ve İsrail yanlısı bir tutum sergiliyordu. 2002 de AKP ‘nin kuruluş aşamasında cemaat, parti içinde yerini çoktan almıştı.

Bir çok farklı eğilimi bünyesinde barındıran AKP de Gülen cemaati mensupları her zaman ön plana çıkmayı başarıyor, devlet içi kadrolaşmalarda, devlet destekli özel sektör işlerinde pastanın büyüğünü alıyorlardı. Bu durum AKP içerisinde rahatsızlık yaratmaya başlıyordu.

Birçok analistin yorumlarına göre AKP, cemaatin toplumda ve medyadaki gücünden faydalanırken, cemaat de kendi menfaatleri çerçevesinde isteklerini yerine getiriyordu. AKP ne zaman ki siyasi hegemonyasını kurdu, cemaat o zaman önemini kaybetmeye başladı.

MİT Müsteşarı ’nın tutuklanmak için savcılığa çağrılması ile başlayan süreçte AKP, kendi içerisinde bağımsız hareket eden, paralel bir cemaat yapısının ilk defa ve hayretle farkına varıyor, neler yapabileceklerini görüyordu ve esasen bu aşamadan itibaren tasfiye sürecine girişiyordu. Mavi Marmara olayından sonra da AKP-cemaat ilişkisi ayrışmaya dönüşüyordu. AKP ile cemaat ilişkilerinin sürdürülemez noktaya gelişi ‘’İsrail ve İran’’ tercihlerindeki stratejik çekişmeydi. Cemaat Türkiye nin İsrail ile yakınlaşmasını tercih ediyordu. (geldiğimiz noktada Rusya ile olan itilaf sonrası bu yakınlaşmaya mecbur bırakılmış görünüyor.)

Ardından patlak veren Gezi olaylarında, TUSİAD neocon sermayesi ile cemaat in AKP ye karşı geliştirdikleri tavır, cemmatin niyetini çok net bir şekilde ortaya çıkarıyordu. Aynı neocon sermayesi-cemaat işbirliği Hüsamettin Özkan önderliğinde çıkarılan 2001 krizinde de vardı. Ancak, neocon medyasının algı operasyonları ile bu ilişki ört bas edilmiş, ihale hep oyunu gören ve erken seçim isteyen MHP ye çıkarılmaya çalışılmıştı.

Cemaat-Neocon işbirliğinin Baykalsız Y-CHP dizaynı

Bir çok analistin yorumlarına göre cemaat Deniz Baykal’ı düşürüp yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP nin başına getirilmesinden sorumludur. MHP’yi dizayn etmek için de aynı tarzda kaset operasyonlarının cemaat kanalı ile yapıldığı iddia ediliyor. Kılıçdaroğlu nun Aydın Doğan medyası tarafından parlatılıp, GANDİ formatında pazarlanması da yine neocon –cemaat işbirliğinin bir ürünüdür..

Tarih tekerrür den mi ibaret?

Son günlerde, tıpkı 2002 seçimleri öncesi DSP den ayrılarak yeni bir parti kuran ve DSP yi tarihe gömen gizli hükümetin başbakanı Hüsamettin Özkan ın yeni bir oluşuma hazırlandığı söyleniyor.

Yeni Şafak ta yayınlanan bir habere göre CHP, MHP ve BBP den muhalif gruplar ve AKP dışında kalan 3 dönemlikler neo-con sermayesinin de desteğini alarak cemaat tarafından dizayn edilen yeni bir yapılanma içerisine girecekler. Bu çerçevede, öncelikle muhalefet partilerinin içindeki cemaatçi yapılar parti genel başkanlarını istifaya zorlayacak. Bunun için de seçimlerdeki başarısızlık, tabanın tepkisi ve diğer argümanlar kullanılacak. Yine şantaj, montaj gibi caydırıcı unsurlar kullanılarak Parti başkanlarının geri adım atması sağlanmaya çalışılacak. Genel başkanlar ve parti yönetimleri istifa ettirilemez ise, partilerden koparılacak milletvekilleri ve teşkilatların yeni oluşuma katılmaları sağlanacak. Bu iş için seçilen ismin Hüsamettin Özkan olması, Yeni Şafak ın haberine gerçeklik boyutu kazandırıyor.

Her fırsatta neo con yapı ile mücadele ettiğini söyleyen AKP, ne yazık ki bu söylemlerinde samimi değildir. 2015 Mart ayında neocon kalesi CFR a sunuma giden Davutoğlu ve AKP iktidarı Türkiye de küresel sermaye sömürüsünü bitirmek, millet iradesini egemen kılmak yerine, MUSİAD ı TUSİAD ile ikame etmiş, böylece sömürü düzenini yıkmamış, sadece sömürüyü yapan el bizden olsun demiş ve kendi sermaye hükümranlığını kurmuştur. Hatta bir adım öteye giden AKP, ‘’ bi taraf olanları bertaraf olur’’ sözü ile millet iradesini tehdit etmiştir. AKP iktidarında sadece sermaye el değiştirmiş, neocon yapının rahatı hiç bozulmamış, 78 milyonluk Türkiye nin 55 milyonu asgari ücret ile geçinirken, gelir dağılımı adaletsizliği iyice artmıştır. Sermaye, neocon lara ek olarak iktidar sahiplerine yakın küçük bir başka mutlu azınlığa daha geçmiştir, hepsi budur… Anadolu da, bin yıllık yalnızlığında kıl çadırlarında yaşayan Yörükler, Türkmenler, Toroslar da keçi otlatmaya devam etmektedirler.

MHP den herhangi bir teşkilatın veya siyasi figürün Hüsamettin Özkan önderliğinde kurulacak bir oluşumda yer alması MHP de hiçbir şekilde oy kaybına neden olmamalıdır. Zira, MHP milliyetçi bir partidir ve Türk milliyetçiliği davasına hizmet eder. Amacı Türk milletini maddi ve manevi alanda yüceltmektir. Oysa cemaat fikriyatı küresel sermaye ye hizmet ederek, Türk devlet yapısını kontrol etme amacı güder. Amacı Türk milletini neocon sermayenin çıkarlarına hizmet etmek için köleleştirmektir. Tamami ile birbirine zıt iki dünya görüşüdür bunlar, birine aidiyet hisseden, diğerine hizmet edemez!!

Türkiye, kendisini yönlendiren gayri milli bir zihniyetin kontrolü altındadır. Ülkenin iliklerine kadar işlemiş olan bu zihniyet ne yazık ki millet iradesi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zihniyettir. Bir avuç Türk kimliği hissetmeyen mutlu azınlığa hizmet eden bu zihniyet sadece ve sadece milliyetçi direnç ve milli irade nin birleşmesi ile kırılabilir. Bunun için de, MHP nin üstün bir akıl ile teşkilatlanması ve bütün entrikalara, Türkiye’yi gizli ilişkilerle yönetmeye kalkışan bir avuç mutlu neo con azınlığa galip gelmesi şarttır. Aksi taktirde, Türkiye küresel sermaye nin yönettiği şehir devletçiklerine dönüştürülecek, orta sınıf ortadan kaldırılacak, bu topraklarda yaşayan hiç kimse köleleşmekten kurtulamayacaktır.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI