Bugun...
Yolsuzlukta "Molla" Faktörü!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-03-2014 14:13
     

17 Aralık günü başlayan büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili ses kayıtlarının,  birbirine benzer tam 7 ayrı You Tube kanalından yayınlandığını ve özenle hazırlanmış yolsuzluk ses kaydı videolarının sayısının birinci ayın sonunda 120'ye ulaştığını biliyor muydunuz? 

 

     "Baş Çalan, Haramzadeler, Acem Uşakları" gibi abone isimleriyle You Tube'a yüklenen videoların her biri, ön bilgileri, açıklamaları ve renkli yazılarıyla birer propaganda roketi...

 

     Gizli bilgilere ulaşma konusunda meraklı olan insan aklı, videoların içeriğine dalıp, neden sonuç ilişkilerinden kopabiliyor. Bunca dinlemenin neden yapıldığı, hangi amaca hizmet ettiği, Türkiye'ye nekazandıracağı, ne kaybettireceği öyle birdenbire aklımıza gelmiyor. 

 

     Ben bu videoların izlenmesine "yasallık, özel iletişim, mahremiyet…" noktalarından bakmıyorum. Ortada özel olan hiç bir şey yok. Konuşulanlar, ideolojik veya sosyal bir mesele de değil… Tapelerin, kamu maliyesini yakında ilgilendiren siyasi yönünün ötesinde dış politik ve ulusal güvenlikle ilgili istihbâri boyutları var.

 

     Halk Bankası'nın İran ambargosunu gizlice delerek İran'la 87 Milyar dolarlık alış-veriş yaptığı, bu işleri ifşa edenlerin ihanet içinde oldukları Başbakan tarafından üstü kapalı dile getirilmişti. 

 

     MİT Tırları da bu olaya bağlanmış ve Reza Zerrab'ın içinde olduğu rüşvet tablosu, bu kahramanlık öyküsünün gölgesinde bırakıldıktan bir süre sonra 17 Aralık tutuklularının hepsi serbest bırakılmıştı.

 

     Bu arada kabinede yapılan değişikliklerle birlikte cemaate yakın savcılara ve polis müdürlerine karşı girişilen sürgün operasyonlarının bu sonuca alınmasındaki katkısı tabii ki çok büyüktür.

 

      Ben 120 ses kaydının hemen hepsini inceledim. Yarısına yakınına baktım. 30 kadarını da baştan sona izledim. İşin namussuzluğunu, emanete hıyanet tarafını ve devlet umurundan yoksunluğunu bir tarafa bırakıyorum. Bunlar nefsin hastalıkları ve günlük siyasetin konularıdır. 

 

     Tarihçi gözüyle gördüklerim beni daha farklı bir analiz yapmak zorunda bırakıyor:

     Madde madde özetlersek, bu tabloya göre bende oluşan farklı kanaatler şunlardır:

 

     1- İran istihbaratı, Türkiye'de Erdoğan iktidarıyla yükselme ihtimali olan geleneksel Osmanlı Sünniliğinin önünü kesmek üzere ajanlarını Türkiye'ye salmış; bir yandan ambargoyu delerek Gaz satıp altın alırken bir yandan da "Sünni cephe"yi zayıflatmak istemiştir.

 

     2- Türkiye'nin son 35 yılını Ülkücü bir perspektifle yaşamış ve takip etmiş olan herkes, "İran İslam Devriminin Türkiye'ye ihracı"nın önündeki en büyük iki engelin;

     a) Laiklik, b) Mezhep farkı olduğunu çok iyi bilir. 

 

     3- Erdoğan iktidarının kalıcı bir İslami rejime dönüşmesi halinde Laiklik engeli ortadan kalkacaktı. Ancak geleneksel Osmanlı Sünniliği, yurda bağlı cemaatler ve tarihe bağlı tarikatlar, İran'dan gelecek Şii mollaları "avlusuna koymakta" zorlanacaktı.

 

     4- Bu açıdan bakıldığında İran'a Ortadoğu'da rakip olacak, Sünnilerin ağabeyliğine soyunmuş İslamcı bir Türkiye, yüzünü batıya dönmüş Laik bir Türkiye'ye göre çok daha tehlikeli bir ülke olacaktı. (Bir rejimin İran için tehlikeli olması, bizim için makbul olduğu anlamına gelmez.)

 

     5- "Hisli bir Sünni Vaiz"in Cemaatiyle "İhvan-ı  Müslimin"le flört edip, Arap Selefiliğine de sıcak bakan bir AKP'nin el ele vererek Laik Türkiye'yi dönüştürmeleri, İran'ı harekete geçirdi. Erdoğan'ın Doğu Akdeniz'de Şii Hizbullah yerine Sünni Hamas'ı Şii Esad'a karşı da Selefi el Kaide'yi desteklemesi, İran için Ortadoğu'da sonun başlangıcı olabilirdi.

 

     6- Dünya çapında kolejleri olan ve ABD'yle de arasını düzgün tutmaya özen gösteren "merkantilist Sünniler" İslam Devriminin "ilk 444 günü"nden beri Amerika'yla savaşan Şii İran için global bir tehditti. 

 

     7- Böylece İran, Türkiye'de kalıcı bir İslami iktidar için işbirliği yapan bu yeni İslamcı aktörlere karşı bir cephe gerisi harekatına girişirken eline "tarihin gelmiş geçmiş en güçlü silahını" aldı!..

     "Nefs…"

 

     8- İran hesabına çalışan Reza Zerrab ve adamları, Türkiye'de "Yürütme"nin çürük halkalarını ele geçirirken bu silahı etkince kullandılar. Gaz ve petrol parasının har vurulup harman savurulduğu "rüşvet seansları" ve "mut'a nikâhıyla" yapılan tek gecelik evlilikler, bir İran-ABD savaşında asla İran'ın yanında yer almayacak olan Gülen cephesinin, AKP'nin kalıcı iktidar oyununu bozmasının en önemli sebebidir. Hoca Efendi'ye göre "nefsine" bu kadar çabuk yenilen bir kadroyla, bu tehlikeli sularda daha ileri gidilemezdi. Bize göre 17 Aralık operasyonu, işte bu arka planda, yıllar önce başladı.

 

     İran'ın yaptığı bu "istihbari satın alma" hamlesini ve cemaatin 12 yıl sonra "hırsız var" demesini "mezhep faktörü" dışında değerlendirmek, bu konuda yapılacak analizleri eksik bırakacaktır.

 


Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI