Bugun...
Yedi Tepe - Yedi Mesele…


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-04-2014 13:05
     

  Kavga Devrinde İstanbul'da MHP İstanbul İl Başkanı merhum Recep Haşatlı da dâhil olmak üzere yüzlerce şehit verdik ve bu "dava şehitlerimiz" genellikle Yedi Tepe'nin mezarlıklarına sessizce defnedildiler. Bunca bedele ve siyasi çileye rağmen İstanbul'da özlenen başarıya neden ulaşamadığımızı da tam olarak bilmiyoruz. Kimsenin gerçek nedenleri bizim önümüze gümüş bir tepsi içinde sunması mümkün değil. Öyleyse bu nedenleri, tabii ki bizim sorgulamamız gerekiyor. 

 

     Teknik konular benim işim değil. Ancak bir Tarihçi olarak meselenin enine boyuna irdelenmesi gerektiğine inananlardanım. Yaşanan bütün problemler, Tarih'te yaşanan olayların sonuçlarıdır.

 

     İşte Tarihçi gözüyle İstanbul'un bazı meseleleri ve naçizane öneriler: 

 

     1- Öncelikle, İstanbul, Anadolu kentleri gibi bir kent değildir. Batıya açılan kapı niteliğindeki bir liman kentidir. Hem de siyaset ve kültür merkezi olan bu liman, Sanayi Devrimiyle oluşan yeni yaşam tarzından daha fazla etkilenmiştir. "Kim kime dumduma" sözü ideolojik açıdan önemli bir sözdür. 

 

     İstanbul'da imece ve dayanışmanın yerini erkenden, Avrupa'daki gibi hayat kavgası ve çıkar çatışması almıştır. Bu durum, siyasi davranışları da etkilemekte ve siyasi adayların, derin plan yapma, ekipleşme ve çatışma pratiğini de ortaya çıkarmaktadır. Ülkücülükte bunun adı entrikadır.

 

     Öneri: Entrikayı, fitneyi, suçu, bir bültenle tanımlamak ve sevgisizliğe yol açan bu kültürel sapmayı, teşkilat işlerinin tamamen dışına çıkarmak gerekir. 

 

     2- İstanbul kadim bir başkenttir. Hem Roma'ya hem de Osmanlı'ya başkentlik yapmış çok katmanlı bir kültür merkezidir. Cumhuriyet döneminde Osmanlı'yı siyasi ve kültürel olarak kazıyıp; üstüne de "popülist oy avcılığıyla" temelsiz evleri "kondurunca" alttan "Bizans"ın çıkması bundandır. Nitekim İstanbul'un popüler sanat hayatı Rumlaşmıştır ve kozmopolit kültüre hizmet etmektedir.    

 

     Öneri: Kalıcı bir milli oy potansiyeline ulaşmak için kültür ve sanat hayatına hâkim olmak gerekir. 

 

     3- Gayrimüslimlerle, "askerlik yapmayan fakat zabit yetiştiren Türkler" olarak başkenti paylaşmak, İstanbul'da bir otokontrol meydana getirmiştir. Osmanlı İstanbulunda görülen bu medeni hassasiyet, "lisan, yetenek ve sosyal ilişki kalitesini" yükseltmiştir. Böylece İstanbul, bilimden sanata, edebiyattan "iletişim"e kadar Anadolu'yu besleyen bir kültür merkezi olmuştur. 

 

     Öneri: Yeni bir iletişim kaynağı yaratamıyorsanız, mevcut medyayla uyum halinde olmanız gerekir. Sansür olduğunda farklı iletişim vasıtalarıyla ikame usulleri denenebilir.

 

     4- Batının üretim kültürü, Türklere, gemiyle Galata ve trenle Sirkeci üzerinden tüketim kültürü ise Pera'dan girmiştir. Levanteni, Rum'u Ermeni'si, Musevi'si ve Sabatayist'i bir yana, 50'lerde ve 90'larda iş hayatında yükselen Türklerin yatırım, yaşam ve eğlence alanı İstanbul'dur. 

 

     Öneri: İstanbul'da güçlü olmak için iş çevreleriyle ilgili ve barışık olunmalı; huzurlu ve güvenli bir kent yaşamına teminat vererek, "ideal yaşam kalitesine" ve eğlencesine saygı duymak gerekir.

 

     5- İstanbul, Balkan bozgununda muhacirlerin, emniyetle nefes alabildiği ilk istasyondur. Onlar "Evlad-ı Fatihan"dırlar ama parça parça ve yaralıdırlar. Aralarında önemli sayıda Bektaşi ve Şeyh Bedreddinî bulunması, bu kitlenin, Selçuklu medrese kentlerindeki devlet umurundan beslenen bir ideolojik hareketle pek de iyi anlaşamayacağının kanıtıdır. "Eski tüfek Sosyalistler"in neden % 70 oranında Balkan muhacir ve İstanbullu olduğunun sorgulanmasında bile geç kalınmıştır.

 

     Öneri: İstanbul'da oy almak için bu tarihi arka planı dikkate alan bir Milliyetçi siyaset yapmak; Milliyetçiliği, "dengeli kalkınma idealizmi" gibi modern kavramlarla desteklemek gerekir. 

 

     6- İstanbul, Türkiye'de işçi nüfusunun en yoğun olduğu bir sanayi merkezidir. Proletarya'ya oynayan Marksist fraksiyonların ve onlardan güç alarak iktidar olmaya çalışan CHP'nin en kolay oy aldığı illerin başında tabii ki İstanbul gelmektedir. CHP'li belediyelerin, Anadolu'dan İstanbul'a istismara açık etnik oyları kolay gecekondu vaadiyle nasıl taşıdıklarını unutmak mümkün değildir.

 

     Öneri: İstanbul varoşlarında solun cazibesini kırmak için Gökalp'in 1900'lerde Bolşevizm deneyimli Hüseyinzade Ali Turani'den iktibas ettiği "Dayanışmacı Halkçılığı" kuşanmak gerekir. Örnek olarak, "Sosyal adalet idealizmi" gibi kavramlar, Milliyetçi siyasetin vitrinine alınmalıdır.

 

     7- En önemlisi, "Kim kime dum duma" sözünün mucidi olan İstanbul, Anadolu'daki gibi ilçeye şamil bir "mahalle baskısının olmadığı yer"dir. "Birey"in "komünal"e, "ferdiyetçiliğin neferliğe" galip gelmesine yol açan bu özellik, fedakârlık gerektiren ideolojik hareketler için bir tehdittir.

 

     Bu cümleden olarak sol fraksiyonların ve dini cemaatlerin % 95'i İstanbul doğumludur. Kente cumhuriyet döneminde gelen ve nüfusun % 70'ini teşkil eden Anadolulular, ailesini korumak için "gurbetçi" psikolojisine girmekte; cemaatlerden ve tesettürden destek alma yoluna gitmektedir.  

 

      Öneri: Burada da modern yaşamla dini sentezleyen "ideal muhafazakârlık" öne çıkarılmalıdır.

 

     Belki fazla "tarihsel" olacak ama İstanbul'u almak için Fatih kadar hazırlık yapmak gerekiyor.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI