Bugun...
Ya Apo'dan Vazgeçin; Ya da Allah'tan!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 09-12-2013 16:00
     

Türbanlı bir kerime, Diyarbakır'da "andımız"la karşılandık diye bize "Ya Reşid Galib'den vazgeçin ya Nihal Atsız'dan..." demiş!.. Önce gülüp geçecektik sonra biraz üzerinde duralım dedik.

 

Pek çok türban savaşçısı bugün hatırlamaz ama 12 Eylül'den sonra Abdi İpekçi'de ve Ankara İlahiyat'ta yapılan açlık grevleri de dahil olmak üzere biz, başörtüsü zulmüne karşı olan bütün masum eylemleri, teşkilatladestekledik, mukaddesatı, hakkı, adaleti savunmaktan asla geri durmadık.

 

 

1998'de cemaat dershaneleri, Milli Eğitim'den gelen yeni bir emirle Lise mezunu hafta içi örencilerine önceden serbest olan başörtüsünü yasaklamak zorunda kalınca: "kim varsa gelsin, kapımızı size açarım, gerisine kapatırım, müfettişler polisle gelse içeri almam, çünkü haksızlıktır zulümdür, mantıksızlıktır!" diyen de benim. Eğer tartışırsak, şahitleri arar bulurum.

 

Çünkü biz, altı süngerli halıların üstünde çay içip vaaz dinlerken, gerisi hacı zekatıyla semirmiş lapacı Nur talebelerinden değiliz biz Ülkücüyüz!..

 

Rahmetli babam, silahlı kuvvetlere 25 yıl hizmet eden Sıhhiye Başçavuşu Mehmet Şefik Alnıaçık, 1972'de Kefken'deki askeri kampta 45 dakikada 41 Kefkenli köy çocuğunu sünnet ederek Guiness rekorlar kitabına geçecek bir "askeri din hizmeti" yapmış saygıdeğer bir şahsiyetti.

 

Ancak bu "eşsiz" hizmetin 30. Yılında 2002'de Mehmet Şefik Astsubayın emaneti annneciğim, aynı askeri kampta, torununun ayağını suya sokmak isteyince, başındaki örtü yüzünden sarhoş bir binbaşı tarafından azarlanabilmişti.

 

Bu ve buna benzer beşeri hataları Kemalist asker yaptı, eğitimsiz polis yaptı, mason rektör yaptı, marksist hakim yaptı... Hepsine karşı durduk, hep mazlumun yanında olduk. Ancak şimdi olduğumuz gibi o zaman da yalnızdık!..

 

Diyarbakır havaalanında bunu hatırlatmak ve kendi haysiyetli, alnı açık konumumuzu, halk nezdinde vuzuha kavuşturmak için söylediğimiz sözler, bu 28 Şubat karşıtı aktivist hanım yazarlardan birinin dikkatini çekmiş; bize: "Ya Reşid Galib'den vazgeçin ya Nihal Atsız'dan..." diyor!..

 

Sözlerimiz belli ki bizi CHP'yle bulamaç yapıp yemeye çalışan AKP'ye kaçacak delik bırakmadığı için yazarlığını "Refah furyası"na borçlu olan hanım kardeşimiz, durumdan vazife çıkararak bir karşı saldırı hazırlığına girişiyor. Dediğimiz şu:

 

"Burada geçmişte yapılmış siyasi hataların sorumlusu biz değiliz. Biz Türk milliyetçileri ve ülkücüleriz. Bizi Kemalizm ile ulusalcılıkla ve diğer yapay ideolojilerle karıştırmamak gerekir...

 

Geçmişteki hataları eleştiren, geçmişteki Kemalist, ulusalcı jakoben siyasetten rahatsız olanların Türk milletinin, Marksist Leninist Maocu bir terör örgütünün eline bırakılmasına göz yummasına da dikkat çekmek için geldik. Bu vatanın bir karış toprağını bir tek çakıl taşını eli kanlı katillere bırakmayız!"

 

Hanımefendi konuşmayı beğeniyor, imzası da hazır!.. "Bu sözler, Diyarbakır'a giden Devlet Bahçeli'nin başdanışmanı Şükrü Alnıaçık'a ait. Eyvallah. Altına, imza atılacak sözler...

 

Ama, aynı Alnıaçık, bu konuşma öncesi, Diyarbakır Havaalanı'nda andımız okunarak karşılandı. Daha evvel de bir mitingde, hep bir ağızdan andımıza yemin etmişlerdi. Eee hani, Kemalizm ve ulusalcılık ile karıştırılmak istemiyordunuz? Ak Parti'nin karşı olduğu şeyleri sahiplenmek uğruna, kendiniz ile tenakuza düşmeye daha ne kadar devam edeceksiniz?"

 

Bu "alagarson türbanlı" bizi azarlamasına bir akıl verme ile devam ediyor: "Ulusalcılık ile ülkücülük, bir arada olmuyor. Olmaz. Ya Reşid Galib'den vazgeçin ya Nihal Atsız'dan."

 

Bacım, biz Reşit Galib'i tanımayız!.. Atsız ise bizimdir. Biz, "Apo öyle istiyor" diye veya "Barzani'nin gönlünü hoş etmek" için canım Türk devletinin bir geleneğini kırıp dökmenize, tabelaları filan sökmenize hiddetleniyoruz. Bu milli eziyeti de asla affetmeyeceğiz.

 

94'te sırf size inat olsun diye kapısını solcuların beklediği, meyhane-kerhane meselesine gelince...

 

"Genelevleri kapatacağız" diye umut tacirliği yaparak iktidara geldikten 11 yıl sonra oralara verdiğiniz yol, su, elektirik, emniyet, kapı güvenliği ve konfor hizmetleri bittiği zaman, Atsız'ı, Türklüğü, adamlığı ve andımız meselesini bir kez daha tartışırız!

 

Bir de... Ahmet Kaya, "vallahi Apo'yu özledim derken" derken acaba ne kadar samimi?.. Hani Apo tabii ki ulusalcı filan değil ama "bebek katili" olduğu için soruyorum. Arkadaşı bir süredir can ciğer yoldaşınız da... Belki size gerçeği anlatmıştır!..

 

Gereksiz yere uzattık!.. Aslında sadece başlık bile yeterdi; bu nokta vuruşlu hükümet yazıcılarına...

 

Evet evet... Tek bir cümle yeter de artardı: Bacım, ulusalcının iyi kötü eti yenir yine... Bence siz bir an evvel... Ya şu "marksist firavun" Apo'dan vazgeçin, ya da Allah'tan!..

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI