Reklam
Bugun...
Süte Su Karışmış!..


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-12-2013 16:32
     

Birinci Dünya Savaşı sırasında Türklerin "Ermeni Tehciri" sırasında Halep'in doğusundaki Zor sancağında toplanmak üzere yola çıkarılan Ermenilere zarar verdiği iddiaları, bugüne kadar "katliam" adı altında bir Ermeni intikam savaşının gerekçesi olmuştur.

 

Bundan iki yıl kadar önce Hrant Dink'in halefi, Agos başyazarı Etyen Mahçupyan "Yerinden Edilenler Yerlerine Dönerken" başlıklı yazısından şunları söylüyordu:

 

"… Öte yandan iyimser olmak için gerçekten de neden var... Çünkü 'yerinden edilmiş' olanlar sadece Kürtler değil, bütün bir Anadolu, bütün bir toplum... Ve o toplum şimdi neredeyse elleriyle kazıyarak yeniden kadim kültürünü keşfediyor. Bu toprağı ve daha önemlisi bu toprağın kültürünü yüzyıllar boyunca paylaşıp, 'çağdaş' ideolojiler uğruna bir anda yitiren insanlar, bugün kendilerini o kadim geleneğin üzerinde yeniden yaratmaya çalışıyorlar. Bu değişimin belirtilerini Anadolu'da gezerken daha iyi anlıyorsunuz.

 

Ancak asıl eğilimin 'yerinden edilmiş' olanların yeniden 'yerlerine' dönmesi olduğu açık. Kaybedilmiş birliktelikler kaybedilmiş bir vicdan demektir. Bugün Anadolu kendi vicdanını yeniden arıyor ve hiçbir ideolojik tahakkümün bunu durdurma gücü gözükmüyor."

 

Hrant Dink'in "Türk'ün pis kanından boşalan yeri Ermeni'nin temiz kanı dolduracak" hayal ve temennisinden sonra Zaman yazarı Etyen Mahcupyan'ın bu heveskâr sözleri, PKK terörüyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya ilginç bir tablo çıkıyordu.

 

Ermeni yazarlar, birlikte bize, o "mübarek" kanın yavaş yavaş Anadolu coğrafyasına doğru süzülmeye başladığını anlatmaya çalışıyorlardı.

 

Ben hep 12 Eylül öncesindeki sağ-sol kavgasında veya 33 yıllık PKK terörü boyunca Devrimci sol militanların Türk gençlerine ve askerimize nasıl bu kadar kolay silah doğrultabildiğini, işkence yapabildiğini, sorgusuz sualsiz ateş edebildiğini merak etmişimdir.

 

Benim hep, Garbis Altınoğlu gibi Maraş olaylarında rol oynamış TİKKO'cular bir yana bir çok Kürtçü militanın aslında Kürt filan olmadığına dair derin şüphelerim olmuştur.

 

Mahcupyan'ın yazısında da şifrelerini verdiği, son yıllarda AKP karşı devrimiyle boy göstermeye başlayan Kripto (gizli) Ermeniler gerçeği, PKK yöneticilerinin Ermeni kökeni ile ilgili yayınlanan listeler, Halaçoğlu hocanın "Alevi Kürt yoktur, varsa Ermenidir!" ifadesi ve yaşanan gerçeklik, Kürtlerin arasına pek çok Ermeninin karıştığını gösteriyor. Bu durum, bizi kardeş katili Kürtçülüğün bu Kriptolar tarafından tahrik edildiği gerçeğine de ulaştırıyor. Arap Milliyetçiliğinin Hıristiyan Araplar tarafından kışkırtılmasından daha vahim bir durumla karşı karşıyaydık.

 

Bundan 90 yıl önce yani "süte su karışmadan önce" gerçek "Kürtler" Lozan'la ilgili olarak İngiliz delegasyonuna şunları söylüyordu:

 

"Biz Kürtler, Turan neslinden bir kavimiz. Milli hatıralarımız ve özelliklerimizden dolayı Türkler bize, 'yiğit ve cesur' anlamına gelen Kürt ismini vermişlerdir.

 

Kürtlerin 1876 tarihinden önceki ve sonraki durumları araştırılacak olursa, İranlı misyonerlerin aşiretler üzerinde yaptıkları çalışmaların sonucunda Kürtler kendi öz dilleri olan Türkçe lehçesini ve öz kültürlerini yavaş yavaş kaybettiler.

 

Bu öz Türkoğlu Türkleri Yavuz Sultan Selim Han, Kürtlerin hanı Şeyh İdris-i Bitlisi'ye gönderdiği fermanla kendi ülkesine dâhil etti. O günden bu güne kadar, Türk akrabalarının şefkat ve himayelerinde huzurlu ve rahat yaşamakta ve Türk lehçesi ile de konuşmaktadırlar.

 

Lozan Konferansında İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon'un, Dersim ( Tunceli ) ve Bitlis olaylarından bahsederek tek millet olan Türk ve Kürt arasına ayrılık düşünceleri sokma gayretini biz Kürtler anlamış bulunuyoruz…. Bizi anavatandan hiçbir kuvvet ayıramaz. Bizim rahata kavuşmamız, sizin hemen bu topraklardan çekilmenizle mümkün olacaktır.

 

Lozan'daki Temsil Heyetine ve başkanı sevgili hemşerimiz (Kürt ) İsmet Paşa hazretlerine başarılar dileriz."24 ocak 1923, (Başbakanlık Osmanlı Arşivi HR.İM, 60/3)

 

Düşmanla bir olarak Mehmetçik'e silah çeken, Müslüman Kürtleri acımasızca katleden Ermeni'nin kanı, Hrant Dink'in dediği gibi Türklerin sınır boylarında namus için döktüğü kandan ne kadar temizdir "bilinmez!" Ancak "süte su karıştığı" Kripto Ermenilerin Kürtleri, 1915'in intikamı için öz kardeşlerine düşman etmeye çalıştığı "kesin"dir.

4 Aralık 2013 itibariyle bugün biz, süt kardeşlerimizle, kan kardeşlerimizle kucaklaşmak için Diyarbakır'dayız. İşimizin, "suyu sütten ayırmak kadar" zor olduğunun farkındayız.

 

Sütteki suyu "yanarak buharlaştırmak" pahasına bunu yapacağız.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI