Bugun...
Son Haçlılar - Son Kılıçarslan


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 18-11-2013 10:04
     

Ülkemizdeki tercüme aydınlar, daha Yahudi'nin "Medeniyetler Çatışması"ndan neyi kastettiğini anlamaya çalışırken Müslümanlar kendilerini, Ortadoğu'nun her yerinde "medeniyet" kavramıyla pek de alakası olmayan derin "kültür çatışmalarınıniçinde buldular. Bu çatışma, daha çok İslam tarihinden gelen ve adına "mezhep" denilen itikadi ve ameli yorum farklılıklarından kaynaklanmıştı.

 

 

1400 yıl derinliği olan bu kültürel çizgi farklılıkları, Türkiye'de işgüzarlık boyutundaki bir "turuncu devrim" olarak etkili olurken, Suriye'de çatışma, kanlı bir "iç savaş" seviyesine vardı.

 

Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün'deki demokrasi kalitesi asla sorgulanmadığı halde Libya ve Suriye diktatörlerinin tehdit olarak görülmesi, "yeni dünya düzeni"nin bizim liberallerin gönlündeki uygarlığa ve demokrasi idealine değil, ABD'nin tek kutuplu dünya projesine hizmet ettiğinin açık kanıtlarıydı. Bu işlerin, demokrasi cazgırlığının çok ötesinde, derin stratejik bağlantıları vardı.

 

Pakistan, soğuk savaş dönemindeki kutuplaşmadan yararlanarak Sovyet Rusya'yla yakınlaşan Hindistan'ı dengelemek üzere Atom bombası üretmiş; bir süre sonra da El Kaide'yle tanışmıştı.

 

Pakistan İstihbaratı tarafından sahaya sürülen Taliban'ın bünyesinde yetişen El Kaide, tabii ki Pakistan'ın nükleer santrallerini vurmuyordu; ancak 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin bu ülkeye sınır komşusu olmasında hiç de küçümsenmeyecek bir rol oynamıştı. Rusların 20 yılda giremediği Afganistan'a Amerikalıların 3 ayda girmesi, hiç şüphesiz 11 Eylül mizanseninin iyi planlanmış bir sonucuydu.

 

 

Sonra…

İsrail'in sınır komşusu Suriye'nin mezhepsel müttefiki olan İran, Rusya'nın desteğiyle bir nükleer silah projesini başarmak üzereydi ki… Aynı el Kaide, "nasıl olduysa" Suriye iç savaşında, İran'a bağlı Şii dünyayla Nusayriler arasındaki Suriye çölünde ABD ve AKP'nin de yardımıyla Sünni bir iç savaş aparatı olarak yerleşiverdi.

 

 

Bu arada…

Türkiye'de "nasıl olduysa" Laiklik birdenbire gözden düşmüş ve AKP Hükümeti, komşu ülkedeki El Kaide militanlarını açıktan destekleyecek kadar "Sünni" bir karakter kazanmıştı.

 

Evet, ortada gerçekten de gizli bir "medeniyetler çatışması" vardı. Ancak çatışmanın bir tarafında, batı medeniyetinde taktik ve kurgulanmış terör olayları dışında bir tek Ademoğlu'nun burnu bile kanamazken İslam Medeniyet dairesindeki mezhep çatışmalarında "kan gövdeyi götürüyor"du.

 

Tam da iletişim çağının patlama yaptığı yıllarda "medeniyetler"in bir tarafında New-york flarmoni orkestrası, sakin sakin Bethoveen'ın 9. Senfonisini çalarken diğer tarafında El Kaide, "yanlış konuştu" diye, 16 yaşında bir genç kızı infaz ediyordu.

 

Medeni Avrupa, sporda, güzel sanatlarda ve sinemada teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak sosyal cazibesini artırırken, El Nusra militanları, Hz. İbrahim'den beri yasak olmasına rağmen Suriye'de insanları güpegündüz kurban edecek kadar "vahşi bir görünüm" sergiliyordu.

 

İşin en garip tarafı da "medeniyetler çatışması"nda Türkiye'nin 100 yıllık demokrasi ve laiklik birikimi sayesinde, "ılımlı" bir model olma iddiasıyla ortaya çıkan AKP Hükümetinin bu "vahşi Müslüman" görüntülerine lojistik destek sağlamasıydı.

 

 

Manzaraya bakılırsa…

1000 yıl önce doğudan insanlık ve medeniyet öğrenen Haçlıların bugünkü karşıtları arasında, Pakistan'dan Bosna'ya, Kafkasya'dan Kenya'ya kadar elle tutulacak bir Müslüman imajına rastlamak mümkün değildi. On yıl öncesine kadar Batı Avrupa ülkelerinde yılda ortalama 5.000 kişinin Müslüman olduğu hatırlanırsa, bu gayri medeni çatışmaların ne anlama geldiği daha iyi anlaşılacaktır.

 

Günümüzden yaklaşık 1.000 yıl önce İslam güneşi, Avrupa'yı aydınlatmaya başladığında bir papaz eşek sırtında tüm Avrupa'yı gezmiş ve şövalyeleri, "Kudüs'ü kurtarmak adına" harekete geçirmişti. Amaç batı ile doğunun arasına kan davası sokarak, "toplu İslamlaşmalar"ın önünü almaktı.

 

11 Eylül 2001'de bu kez modern "Piyer Lermit"ler, yeni bir provokasyonla "şövalyeleri" bir kez daha provoke ettiler. O gün bugündür tarih hızlandı ve Ortadoğu'da akıl almaz olaylar yaşanıyor.

 

2001'de ABD başkanı George W. Bush, açık açık "This is a Crussaders" (bu bir Haçlı Seferidir) dediğinde ona inanmalıydık.

 

Evet, 12 yıldır, "çöl fırtınalı" 6. Filolu, bilmem kaç sortili, El Kaideli, AKP'li, PKK'lı, Nursi'li, Mursi'li; karmaşık bir haçlı seferiyle karşı karşıyayız. Tablodaki tek eksik Sultan I. Kılıçarslan'dır.

 

Sandıktan haçlılara Anadolu'yu dar edecek bir "Kılıçarslan" çıkmadığı takdirde, bu "Haçlı Seferi"ni durdurmak mümkün görünmemektedir.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI