Bugun...
PKK, Üniversiteler ve Dava Dergisi


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-11-2013 14:01
     

Ülkücü hareketin var oluş nedenleri arasında yer alan Üniversitelerdeki siyasi mücadele tablosu ne yazık ki bugün de fazla değişmemiş görünüyor.

 

Ülkücülerin üniversitelerde "etnik faşist" KCK'lılar karşısında yalnız kalmasının, milli eğitim müfredatıyla yetişmiş oldukları ve anayasal mevzuatın dışına asla çıkmadıkları halde kendi devletleri tarafından hala üvey evlat muamelesine maruz bırakılmasını anlamak için son 50 yılı doğru anlamak gerekiyor.

 

1961 Anayasası'nın en muzır siyasi yönlerinden biri, 1950-60 arasındaki sağ parlamento üstünlüğünü dengelemek üzere "Üniversite özerkliği" üzerinden "okuyan gençliği sola kanalize etme" misyonuydu.

 

Polisin kampüslere girişinden müfredatlara derslerin işlenişine kadar her konuda rektörlere geniş yetki veren 61 Anayasası, gençleri "sol tekere çakarak" demokrasiye "balans ayarı" veriyordu.

 

Ülkenin aydınları solcu olunca yeni nesiller de solcu olacak; böylece "parlamenter irtica" tehlikesi ortadan kalkacaktı. 50 yıldır yaşananlar, bu tercihin ne kadar yanlış olduğunu göstermiştir.

 

1954'te Ankara'da, SBF Fikir Kulüpleri'nin Forum Dergisi, 1961 Anayasasıyla yürürlüğe konulan siyasi çizginin teorisyenliğine soyunmuştu. Bu dergi tarihe "555K" olarak geçen ilk öğrenci eylemlerini örgütlemiş ve 27 Mayıs Darbesine giden sürecin sokak provokasyonlarını üstlenmişti.

 

Bu çevrede yetişen ve düzen adına askerlere sokak servisi yapan gençler, sonra Sosyalist çizgiyi benimseyerek 1965'te "Fikir Kulüpleri Federasyonu"nu kurdular.

 

27 Mayısçılar, kendi elleriyle bir Frankeştayn yaratmışlardı. Deniz Gezmiş'ten Abdullah Öcalan'a kadar pek çok anarşist ve terörist bu siyasi zeminde yetişti.

 

Alparslan Türkeş, kapısı kırılarak sürgüne gönderildiği Hindistan'dan dönüşünde üniversitelerdeki solcu örgütlenme çoktan başlamıştı. Başbuğ Türkeş, ülkeyi Ülkücü kadrolarla yönetmek istiyordu ve Ülkücüler üniversitelere giremediği takdirde bu hedefe ulaşmak mümkün değildi.

 

60'lı yıllarda devrimci sol hakimiyetin erken kurulduğu okullarda Ülkücüler tek tek vuruldular ve genel öğrenci kitlesinin Milliyetçi bir duruştan uzak kalması, hatta solculaşması sağlandı.

 

70'lerde Ülkücülerin savaş vererek hakimiyet kurabildiği okullar, önceden solun seçerek örgütlendiği nitelikli fakültelerin dışında kalan bir kaç Akademi, Eğitim Enstitüleri, Ticaret ve Turizm Y.Ö. Okulu ve Ziraat Fakülteleriydi.

 

Bu okulların en "siyasal" olanı Gazi Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ydi. Bugün MHP Genel Başkanının bir "Gazi İktisat"lı olması, tesadüf değildir.

 

Bugün devletin "ODTÜ"ye temel atmak için bile giremezken, devlet erkanının "Muharrem iftarı"nı "Gazi Üniversitesi"nde yapabilmesini de ancak bu perspektifle doğru anlayabiliriz.

 

3 Mayıs 1944'ten beri, 70 yıldır hep haklı çıkmanın gururuyla hükümeti bir kez daha uyarıyoruz:

 

"PKK'nın üniversitelere hakim olup, önümüzdeki 30 yıl içinde öğretim üyesi yetiştirme programlarını denetimi altına alarak 80 milyonluk bir ülkenin geleceğine hükmetmek gibi bir hayali vardır. O yüzden de dağda barış yapmış gibi görünürken, kampüste kavga çıkarmaya devam etmektedir. PKK, pek çok üniversitede Türk bayrağıyla, Türk devletiyle, Türk vatanıyla ve Türk Milliyetçileriyle savaş halindedir."

 

Bu sebeple de Ülkücüler, hem "öğrenim özgürlüklerine yönelik" saldırılara maruz kalmakta hem de aldıkları genel talimat gereği, kavgadan uzak durmaya çalışmaktadırlar.

 

Bunun, "ne kadar zor bir durum olduğunu" ancak yaşayan bilir. Ülkücü gençler, alandaki "psikolojik üstünlük"le "vur emri" arasındaki doğru orantının farkındadır. Buna rağmen...

 

Ülkücülerin genel stratejisi, "yasakların, millet ve bayrak düşmanlarına moral vermesine engel olmak" yönündedir. Ancak, herkes bilir ki; teşkilat emirlerinin yetersiz kaldığı ani durumlarda daima "Türk töresi" geçerlidir. Akaide göre de Müslüman, kendisine vurana asla diğer yanağını uzatmaz!

 

DAVA DERGİSİ

KTÜ'deki Ülkücü Gençler, misyonlarının bir gereği olarak yeni bir kültür faaliyetine imza atıyorlar. Bana ulaşan bilgilere göre yayına hazırlanan ilk sayısında, şehidimiz, örnek devlet adamı Gün Sazak'ı tema alan "Dava Dergisi" ikinci sayısında, unutulmuş Ülkücü basın şehitlerimizden "Ortadoğu Başyazarı İsmail Gerçeksöz"ü hatırlatacak!..

 

"Ülkücü Yazarlar" olarak, "Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı" çatısı altında faaliyet yürüten gençlerimizin kılına zarar getirecek hainlere karşı "her türlü" kavgada, en ön safta yer almaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatarak "Dava Dergisi"ne yayın hayatında başarılar diliyoruz.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI