Bugun...
Öcalan'ın "Liderlik" Sırları!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-04-2014 12:41
     

1978'de PKK'nın fiilen kurulduğu yer, Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki Fis ovasıdır. O tarihten sonra yaşanan 36 yıl, Türkiye'ye 50 bin insan kaybettirirken, Lice'ye iki özellik kazandırmıştır:

 

 

     1- Türkiye'de yasa dışı Hint keneviri üretiminin % 70'i Lice'de yapılmaktadır. Bir kök kenevirden ortalama 40 gram esrar elde edilmektedir. Sadece geçen yıl Lice'de jandarmanın yakaladığı 38 milyon kök Hint kenevirinin pazardaki karşılığı, 2,5 Milyon TL'dir. 

 

     Yine geçen yıl, Mali Şube'nin, PKK'nın 60 Milyar Dolarının peşine düştüğü haberine bakarsak, bu tarlaların 30 yıl boyunca nasıl çalıştığını ve kaç Mehmetçiğin kanına girdiğini anlamakta zorlanmayız. 

 

     2- Lice, Tüm ilçeler arasında PKK'nın en fazla oy aldığı ilçedir. 2009, 2011 ve 2014 seçimlerinde BDP'nin oy ortalaması % 86, son seçimde % 90'dır.

 

     Yeryüzü şekilleri nehirlerin şeklini ve akış yönünü nasıl etkilerse PKK'nın kurulduğu ve yayıldığı bölge de bu örgütü o şekilde etkilemiştir. Bölgenin, öteden beri geniş ailelerle yürütülebilen mafya karakterine uygun feodal yapısını da ilave edersek, "Marks amca"nın PKK açısından sadece Sosyalist müttefik bulmak için kiralanmış bir totem olduğu rahatça görülecektir.

 

     PKK kanlı bir mafya örgütüdür! Öyle ki, uyuşturucu, sigara, insan ve hayvan kaçakçılığından elde ettiği para sayesinde TV kanalları, uydular kiralayarak, siyasi parti kurarak kitleselleşmiş; böylece işleri büyütmüş şimdi de işi toptancılığa dökerek "siyasi arazi mafyalığı"na soyunmuştur.

 

     Bir kıyaslama üzerinden ilerleyelim.

 

     Düşünün bir kere adınız Hacı Ömer, genç yaşta sırtınıza küfeyi vurup gurbete çıkıyorsunuz. Çalışıyor, iş kuruyorsunuz. Sabahları erkenden dükkânınızı açıyorsunuz. Sevilen sayılan, güvenile bir esnaf olmak için yüzünüzden tebessümü, elinizden kantarı, dilinizden duayı eksik etmiyorsunuz.

 

     Kazanıyorsunuz, akıllı yatırımlar yapıyorsunuz, ömrünüz hamal gibi işinizi kovalamakla geçiyor ve 40 yıllık emeklerinizi çocuklarınıza miras bırakarak göçüp gidiyorsunuz. 

 

     Çocuklar da beş koldan birer CEO gibi çalışıyor. Babamızın malı demiyor. Erken kalkıyor, geç yatıyor; koşuyor çabalıyor. Uzatmayalım. Ondan sonra gelen "üçüncü nesil" Sabancılar da iyi çalışıyor. Holdinge holding katıyor! Yabancı ortak, özelleştirme, ihale, borsa derken servet, 17 Milyar Doları buluyor. 

 

     Koçlara bakıyoruz. Onların mal varlığı da geçen yıl bu zaman 18 Milyar dolar… Üstüne 5'er milyar dolardan Doğan'larla, Şahenk'leri de koyuyoruz. Yetmiyor!.. Eczacıbaşı, Nurol, Özyeğin derken Forbes'in "en zengin 100 Türk"ünü topluyoruz. Hepsi tamı tamına 170 Milyar dolar ediyor. 

 

     Bu Servetler, neredeyse 100 yıllık, üç nesillik çabalarla birikmiş; helalini bilmem ama en azından legal paralar…

 

     Sonra… Kaba bir hesapla, 100 büyük zenginin bütün servetini gayrimenkule yatırsanız, ortalama rayiç üzerinden ancak Tuz Gölü kadar bir araziye sahip olabiliyorsunuz. 1500 kilometrekare…

 

     Peki, o zaman elinde şu sıralarda hala aklamakla meşgul olduğu "60 Milyar dolar keş parasıyla" kendisi de ahmaklar tarafından aklanmakla meşgul olan PKK nasıl bu kadar zengin oluyor? 

 

     1- Rakiplerine gözdağı vermek için gözünü kırpmadan asker vurabilen psikopatlar yetiştirerek!.. 

 

     2- Bütün Marksist örgütleri ve klasik mafyayı aradan çıkarıp uyuşturucu piyasasına yerleşerek.

 

     PKK, vurdu, kırdı, taktikler geliştirdi. Bazılarını "Kürtlerin temsilcisi" olduğuna inandırdı ve siyasi müzakere gücü kazandı. Siyasi arazi rantına giden yoldaki makul tıkanıklığı bu şekilde açtı. 

 

     Bu bir şey değil!.. Esas karambolden gelen golün ağır çekim görüntüleri şimdi başlıyor: 

 

     2002'de alan hâkimiyeti sıfıra kadar inmiş olan bu ideolojik makyajlı terör mafyası, gerçekten özerklik elde ederse ne mi olacak?

 

     Bu sadece Güneydoğu Anadolu bölgesinde gerçekleşse bile Abdullah Öcalan, 35 yıllık mesaisiyle Tuz Gölü'nün tam 50 katı büyüklüğünde bir araziye sahip olacak. 76.938 kilometrekare…

 

     Bir, üç nesildir çalışıp çabalayan 100 Türk zenginine bakın. Bir de Kadastro Meslek Lisesi okumak için Ankara'ya gelmiş Halfeti'li Apo'ya…

 

     Erkenden kadastro ilminin "künhüne vakıf olmuş" olmalı ki; para biriktirmekle, krediyle, vergiyle filan uğraşacağına tapuyla kadastroyu kökten götürmeye ahdetmiş!.. Marks yalan, devrim palavra!.. 

 

     Eğer müzakere tamamlanır da özerklik gerçekleşirse "Kışanak'ın petrolleri" ve "Baydemir'in barajları" hariç, bu Maocu Nemrut, "En zengin 100 Türk"ün toplam servetine "50 kat" fark atıyor.

 

     Nasıl?.. "Ağalar yedirmezler" mi? Arazi çok!.. Yedirmezlerse "kantonları" aralarında kırışırlar. 

 

     Marabaların da cebine üç beş kuruş koyup, "yabancı yatırımcı" merakımıza binaen…

 

     Yeni kadastro hesapları yapmak üzere… Bizim sahillere gönderirler!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI