Bugun...
Konya, Urfa ve TRT Harem Spikeri!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 27-01-2014 12:30
     

Cumartesi akşamı Konya'daki dost meclisinde konuşmamızı yaptık, Pazar sabahı Adana yoluyla Urfa'ya doğru geçiyoruz. Bizim amacımız, merkez-çevre ilişkisi içinde Ülkücü duyarlılığı canlı tutmak, kardeşlerimize Sayın Genel Başkanımızın selamını götürmek ve en kritik noktalara uzanarak her türlü fitne karşısında hareketin eli ayağı, gözü kulağı olmaktır.

 

Daha önce Diyarbakır'a gittiğimizde biraz da Ziya Gökalp büstüne yapılan "gayri medeni saldırı"ya dikkat çekmek için bazı duygulu hareketlerde bulunduk. Andımızın yasaklanmasına ve "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" tabelalarının sökülmesine karşı eylemli hamleler yaptık. Bunlar basının harekete olan ilgisizliğini aşmaya yönelik çalışmalardı.

 

"Sivas'ın doğusuna geçemezler, Fırat'ın doğusunda yoklar" yalanının ayıbı bu edebiyatı yapanlarındır. Belki doğuda eskisi kadar kalabalık ve etkin değiliz ama biz bu Milletin çimentosuyuz ve bölgeyi bu eli kanlı Allahsızlığa terk etmeye hiç niyetimiz yok!

 

Türk milletinin askerlik testine, Ülkücülerin cesaret sınavından geçmeye ihtiyaçları yoktur. Dağdaki 5.000 teröristin muhatabı jandarma, ovadaki milislerin muhatabı polis, şımartılmış azgın siyasilerin muhatabı ise dış kaynaklı liberal politikalar uğruna yılanla çuvala girmiş olan hükümettir. 

 

Biz, kardeşlerimizi bırakmayız. Oralardaki kardeşlerimiz, 15-20 yaşındaki işsiz güçsüz gençlerin yaptığı çatapata, havai fişek gösterilerine aldanarak unutacak insanlar değiliz. Milliyetçi Hareket Partisi, Doğuda ve Güneydoğu'nun her ilinde milletvekili çıkarma potansiyeline sahiptir.

 

Bazı ağır abilerin "ben öyle şeylere karşıyım" dediği kulağımıza geliyor. Herkes bir şeylere taraftar, bazı şeylere karşı olabilir. Hepimiz şu seçim arefesinde sadece başarısızlığa karşı olmalıyız. Ahlak ve prensipler dâhilinde her hareketin yanındayız. Yöneticiler yeter ki mantıklı ve yararlı bir gündem yaratabilsinler, halkla ilişkiler kursunlar, kendilerini tanıtsınlar, sevilip sayılsınlar… Yeter ki başarılı olsunlar. Bulundukları her yerde oylarımızı artırsınlar. Biz çayı demleriz.

 

Dün Konya'da şunu söyledim: 

 

"Kimse yerel seçim üzerinden bir iç çekişme hesabı yapmasın. Olası bir seçim başarısızlığı üzerine bindirilmiş bir olağanüstü kongre ve lider değişikliği için mağlubiyete yatmasın. 

 

Özellikle teşkilatta görevli olanlar için bu, satıştır; ihanettir. Ülkücü hareketin karakterinde satmak ve satılmak yoktur. Olanca gücümüzle çalışalım, elimizden geleni yapalım. Satmayalım, satılmayalım. Allah ne verirse, milletimiz ne kadar teveccüh gösterirse razıyız. Ama haince bir seçim ve kongre tasarımı yapanlar şunu iyi bilsinler ki; bu sakat düşünce, asla müspet bir sonuç vermeyecektir."

 

MHP, bize 3600 şehidimizin ve Başbuğumuzun emanetidir. Hiç kimse Ülkücü hareketin hiçbir teşkilat birimini, teknik direktöre kızıp da; sırf yönetim değişsin diye oynamayan bir üçüncü lig takımı seviyesine düşüremez. Her yerde bu tip sapkın tavırların ebedi takipçisi olacağım.

 

Bir yandan son sürat Urfa'ya yetişmeye çalışıyoruz bir yandan da haberleri takip ediyoruz.

 

Teorik olarak kendisi de "analık" vasıflarına sahip bir TRT Spikeri dünkü haber bülteninde: MHP ile ilgili habere geçmeden önce "Şimdi de ana muhalefetten yavru muhalefete geçiyoruz!" diyerek kendince "MHP'yi" başbakan gibi aşağılamaya çalışmış.

 

Haber spikerinden çok bir "harem spikeri" sadakatiyle başbakanın gözüne girmeye çalışan bu cariyeyi ve harem ağasını yadırgadık. 

 

Ona "ana haber spikeri" olmadan önce "yavru haber spikeri" olup olmadığını, müdürüne de "hangi köle pazarında satıldığını" sormayacağız. Belli ki muhatap almaya bile değmez. 

 

Ancak AKP'nin "muhteşem on yılı"nda TRT'nin nereden nereye geldiğini gösteren bu olayı, buraya almayı, tarihe not düşmeyi gerekli buluyorum. 

 

Mecazlı terimler dilimizde sıkça kullanılır. Mesela "Anayasa" vardır ama "yavru yasa" yoktur. Tayyib'in aklı bundan yüz yıl önce kullanılmaya başlasaydı. Kanun Hükmünde Kararnamelere veya Yönetmeliklere bu isim verilebilirdi.

 

"Başkent" vardır ama "ayak kent" yoktur. Lafı başından değil de başka yerinden anlayan biri, payitahtın dışında kalan taşra illerine bu ismi verebilirdi.

 

Yine dilimizde "Ana yol" vardır ama "baba yol" yoktur. Oysa bir sivri akıllı çıksa, otoyollara bu isim verilebilirdi.

 

Toroslardan geçiyoruz. Arabayı İsmail kardeşim sürüyor. Haberler devam ediyor...

 

"Baş bakan" pazartesi günü için "Bakanlar Kurulu"nu toplantıya çağırmış! Önemli bir şey yok yani… 

 

Bildiğiniz "kol gövde, kalçalar ve ayaklar" meselesi!..



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI