Bugun...
İdeolojik Muhalefet ve "Beledî" İktidar!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-05-2016 09:30
     

İlk Ülkücü terbiyeyi aldığımız lise yıllarında gördüğümüz "kardeşlik disiplini" üç dört yıl sonra fakültede Profesör Bahaeddin Ögel'in Türk Kültür Tarihi dersinde karşıma çıkınca yemekhanede yağ mantısı bulmuş gibi sevinmiştim.

"Türk töresine göre barış zamanı kılıcını kınından bir karış sıyırmanın cezası ölümdü!.."

Arkaik mevzuat, Türk'ün hiddetine ve asabiyetine sadece 20 santimlik bir izin vermişti.

Bunun nedeni, tabii ki Türklerin savaşçı ve sürekli askeri bir toplum oluşlarıydı. Çiftçi ve balıkçı toplulukların da kendilerine göre cezaları vardı. 

Anadolu Tarım kültürünün kurucusu olan Friglerde, "öküz öldürmenin ve saban kırmanın cezasının ölüm olması" gibi…

 Toplumların kültürleri, yaşayışları ve misyonlarıyla ilgili gelenek farklılıklarına bakarsak bugün MHP'yi Anayasayla, Siyasi Partiler Kanunuyla veya Parti Tüzüğüyle tartmanın ve sıradan bir siyasi parti gibi "mevzuat var" diyerek herhangi bir davranışa zorlamanın, Tarih bilinciyle telif edilmesi mümkün değildir.

İdeolojik parti-kitle partisi ayırımında MHP'nin çok özel bir yeri ve riske edilemeyecek bir tarihi misyonu vardır.

MHP'nin yönetilmesi de yönetim değişiklikleri de bu özelliğine uygun olmalıdır.

Son yaşadığımız olaylara göre konuşacak olursak:, zor oyunu bozar misali "geleneğin yıkılması"na bağlı olarak ortaya çıkabilecek başka sıkıntılar da vardır.

Bu yüzden de Sayın Genel Başkanın grup toplantısında zikrettiği "orta yol" hızla bulunmalıdır.

Gerek Uygarlık Tarihinden gerek Genel Türk Tarihinden gerekse MHP tarihinden süzülüp gelen tecrübe bize şunu söylemektedir:

"MHP için en demokratik parti içi siyaset, ancak liderine eksiksiz bir itaatle bağlı olan ve sadakatinden % 100 emin olunan disiplinli Ülkücülerle yürütülebilecek siyasettir."

Niyetinin yükselirken, parlarken kazandığı itibarı, zamansız ve yersiz bir muhalif liderlik platformunda veya başka bir partiye kucak açarken kullanmayacağından emin olunan bir Ülkücünün sesinin gür çıkması, divanda el kaldırması, fikrini sunması ve kararlara şerh koyması, "deminki sahtekar demokrat"a göre daha kolaydır. 

Yönettiği insanlara rahatça sırtını dönebilen bir yöneticinin despot olmaya ihtiyacı yoktur.

Disiplininden emin olunamayan, sözünden dönen, dolaplar çeviren, zayıf kaldığı yerde fitne üreten, gücü bulduğunda zalimlik yapan, bencil, nankör ve vefasız olabilen partililer, lideri otorite konusunda hassaslaştırmaktan ve bugün yaşamakta olduğumuz sıkıntılara yol açmaktan başka işe yaramamaktadırlar.

MHP Canvas tipi darbelerle ele geçirilebilecek bir parti değildir. 

Pasif disiplinsizlikten, yalan haberli kitlesel direnişe, oradan da kanlı kavgaya doğru giden "bahar usulü" darbe yönteminin, Türk kültürüne uygun olmadığı Gezi olaylarında açıkça görülmüştür.

Liderle uzlaşmadan, helallik almadan, "ben yaparım olur" diyerek yola çıkan lider adaylarının gelip geçici kitle partilerinde bir takım neticeler almaları mümkündür.

Ancak şimdi ne kadar değerli bir ilerleme olduğu anlaşılan 3,5 puanlık oy artışını bile beğenmeyerek 7 Haziran akşamı yapılan nankörlüğe bağlı olarak ortaya çıkan bugünkü programsız tablonun, yerli veya yabancı bir istihbarat örgütü tarafından başlatılmış olması bile ihtimal dâhilindedir. 

Bunları mazeret üretmek için veya MHP'nin aldığı sonuçtan memnun olduğum için yazmıyorum.

Ancak bunları düşünmeden MHP'de siyaset yapılamayacağını, Ülkücü olunamayacağını ve MHP'nin bir 47 yıl daha korunamayacağını iddia ediyorum.

Bunu da MHP'nin Türk tarihi içindeki ağırlığını, yan kuruluşlarıyla birlikte tartarak söylüyorum.

MHP, menfaat, ikbal kapısı olan sağ ve sol kitle partileriyle ve bu tip sorumsuz adamlarla arasına derhal hatırı sayılır bir mesafe koymalıdır.

Tüzükle ilgili ön hazırlığı olan bir uzlaşma ve bütünleşme kurultayı toplanmalı, lidere stratejik planını tamamlama fırsatı sağlanmalı, her seviyede yöneticilik "başarı" şartına bağlanmalı ve başarının ölçüsü konulmalıdır.

Bütün MHP mensupları, her seviyedeki yöneticiler ve delegeler, eldeki haliyle MHP 'den ne beklediklerini sorgulamalıdır:

a) Halk MHP'ye iktidar görevi vermediği takdirde ciddiye alınacak bir siyasi vizyonu olmayan, tehdit de içermeyen bir "Beledî İktidar"ı, fikirlerini tatbik ve taleplerini icra ettirebildiği takdirde "ılımlı muhalefetle marke etmenin" faydaları araştırılmalıdır. 

Kitle partisi seçmenini, ideolojik partizan olmaktan uzak tutan bu ılımlı tutumun, seçmene ulaşma yönünde bir faydası olacağı açıktır.

b) İktidarın nimet bölüşümü konusundaki haksızlığı önlenmeli ve MHP'lilerin sosyo-ekonomik menfaatlerine halel getirmeyecek bir nimet- fırsat adaleti sağlanmalıdır.

Bu araştırmaları yapmak, % 12 oyla iktidar hesapları yapmaktan, yeterli gücü bulamayınca içeriye dönüp birbirini kırmaktan ve utanç veren harici rüzgârlar kollamaktan daha hayırlı olacaktır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI