Reklam
Bugun...
Fiber Hızda İnternefret!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 18-04-2016 09:30
     

Tarihte haberleşmek amacıyla posta güvercini yetiştiren ilk toplum Perslerdir.

 Persler, hızla genişleyen ülkelerinde eyalet sistemi kurmuş ve kısmen merkeziyetçi bir idare tesis ederek "resmi iletişim"e ihtiyaç duymuşlardı.

Bir derebeyi, bölgesinde kendi başına asker toplayıp vergi salabilirdi; ama başkentinden emir alan bir valinin en azından vergi, asker ve iç güvenlik emirlerini temin etmesi lazımdı.

İşte ilk posta teşkilatı, bu yüzden "merkezi devlet bürokrasisi"nin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Tarihin en ilginç iletişim vasıtalarından biri de Orhun Yazıtlarıdır. Bilge Kağan, Çin'den "bedizçi" getirtebildiğine göre, bu yazıtları ipek tabanlı kâğıt levhalara bir ferman gibi yazdırıp boy beylerine de gönderebilirdi.

Ancak bu Türk Milliyetçisi Başbuğ, sözlerinin küflenip gitmesini istemedi "kalıcı" olmasını istedi. 

Neden "bengütaş"a yazdırdı ve kalıcı olmasını istedi?. Çünkü Türklerin bekasını tehdit eden rahatsızlıkların herkes tarafından bilinmesi gerekliydi.

Peki neden Bengü taşın iletişimin son derecede sınırlı olduğu bir çağda sabit bir noktaya dikti ve maksadından emin oldu?

Çünkü taş sabitti; ama Türklerin atı vardı. Türkler "yatuk" değildi, hareketliydi.

Bilge Kağan, Göktürk Devletinin kendisinden kısa bir süre sonra yıkılacağını bilemezdi. Kurultay için Orhun'a gelecek boy beylerinin bu sözleri dalga dalga boylarına ileteceğini düşünmüştü.

O yüzden de sık sık "Ey Türk Boy ve Budun Beyleri, bu sözümü işitin!.." demişti.

Türk Milletinin bu destansı tarihi yazdığı, efsanelere imza attığı, Anayurdundan 7.000 Km. uzakta fetihler yaptığı yüzyıllar boyunca iletişim imkânları bugünküne oranla yok denecek kadar azdı.

Sanayi Devrimi ve teknolojinin gelişmesi "tüfek icat oldu mertlik bozuldu" sözünden de anlaşılacağı üzere önce bu tür icatları yapanları güçlendirdi ve kalkındırdı.

Türklerin Viyana kapılarından Sakarya boylarına çekilmelerinde Türk kuvvetleri arasındaki iletişim eksikliği, birinci derecede rol oynadı.

Türklerin 1396 yılında devletin bekası için kendi atıyla düşman kuşatmasını yararak Niğbolu Kalesi'ne haber götüren dinamik padişahları vardı.

Osmanlı Devleti'nin son yüzyıllarında ise Rusların Türk kalelerinde yaptığıkatliamlardan bazen günler, bazen de ancakaylar sonra haber alınabiliyordu.

Bunları, tarihte iletişimin hangi şartlarda yapıldığını ve ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak için yazıyorum. 

Artık"iletişim çağında" yaşıyoruz. Devletin, özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin ve tek tek bütün fertlerin sınırsız bir iletişim imkânı var.

Kimse, bu hükümetlerle yönetilen devletten şanlı bir tarih yazmasını beklemiyor. Sadece devletin varlığını ve birliğini korumasını istiyor. 

Buna rağmen devlet, bir ahenk içinde askeri şifrelerle, kriptolu telefonlarla ve sivil bürokratik zincirlerle resmi iletişimi sağlıyor.

İletişimde "dinleme" hükümetler deviren veya siyaseti tanzim eden skandallara yol açabiliyor.

Bir de bizim iletişimimiz var. Ülkücü iletişim…

Ülkücüler, bir iddiası olan farklı insanlar. Önce yüz milyonluk Milliyetçi Türkiye'yi sonra da Turan'ı kuracaklar. Öyleyse fevkalade kuvvetli bir iletişime ihtiyaçları var.

Bu iletişimin de tabii ki çeşitli vasıtaları var. 

Mesela Ülkücülere hitap eden, "Bengü Taş"ı çağrıştıran bir "Bengü Türk"leri var.

Okumak için Gobi çölünü atla geçip, Sayan dağlarından aşarak Orhun'a kadar gitmek gerekmiyor.

Yine Perslerin merkez çevre bağlarını korumak için kullandıkları Posta güvercinleri kadar mütevazı imkânlarla çevredeki Ülkücüleri merkezden haberdar etmeye çalışan bir "Ortadoğu"ları var.

Üstelik 75 kuruşu verince nazlı güvercinler gibi taze yem filan da istemiyor! 

Ülkücülerin internet bağlantıları var. Twitter hesapları, Facebookları, internet siteleri var.

Ülkücülerin iddiası var, Ülkücüler iktidar olacaklar, Milliyetçi Türkiye'nin temelinde bir çakıl taşı olacaklar, sonra da Turan'ı kuracak Kızıl Elma'ya varacaklar!..

Pekiyi, dumanla haberleşirken âleme nizam veren atalarıyla övünen arkadaşlar, bu "siber" iletişim vasıtalarıyla ne yapıyorlar?

Kavga ediyorlar, kalp kırıyorlar, iftira atıyorlar!

Sonra da birbirlerinden nefret ediyorlar!

Ülkücülük iddiasındaki bazı delikanlılar, babası yaşındaki adamlara "köpek" diyorlar.

Güngörmüş, saçı başı ağarmış adamlar, gencecik bebelere "ulan" diye hitap ediyorlar.

"Fiber hızda inter-nefret" üretiyorlar.

Hep moral vereyim diyorum. Bu nedenle de mecbur kalmadıkça acı gerçeklere girmiyorum.

Ama Ülkücüyü Ülkücüden uzaklaştıran, hatta nefret ettiren, hayattan bezdiren bu iletişim şekliyle biz, iktidarı ancak rüyada, Turan'ı da haritada görürüz!

İsterse bin yıl sonra toplansın; Kurultaya kadar bu kahredici iletişimi kesmeyi öneriyorum.

Çok ciddiyim!

Bu tüketen sevgisizliği gördükçe kahroluyorum.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI