Bugun...
"En Derin Devlet"


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-01-2014 16:22
     

Bu yazı, belki de zaman zaman okunması gereken bir "seçim yazısı"dır. "En Derin Devlet" kavramı, 12 Haziran 2011 seçimlerinden bir kaç ay önce, yine bu köşede ortaya atılmıştı.

 

Amacımız, Türk milletine tarihten gelen ilahi gücü hissettirmek, çeşitli oyunlarla süngüsü düşürülen milletin özgüvenini ve umudunu yükseltmekti. Bu haklı özgüvene bugün de ihtiyaç var.

 

Çalışkan öğrenci için "zor sınav" yoktur. Ama dersini iyi çalışmamış olanlar, daima sorulardan, sıralardan, havalardan ve havadaki sinek vızıltısından dahi şikayetçi olurlar.

 

"Türk" olmakla övünüp de zafer yolunda çok çalışmaktan yerinenler için tarihten bir ipucu vereyim: Türk'ün en belirgin karakter özelliği, "kahramanlığı sıradanlaştırması" ve bir yiğitlik yaptığında övünmeden arkasını dönüp gitmesidir. "Allah'ın rızası" devreye gidikten sonra bu vasıf, daha da belirginleşmiştir. Türkler, Müslüman olduklarında "En Derin Devlet"in soylu askerleri olmuşlardır. Bu yüzden görevi başında ölen sivil Türklere bile "şehit" denilmiştir.

 

"Allah yolu"nda şehit düşmeyi göze alabilenler, Türk'ün mülkiyesine nüfuz etmiş ilahi bir gücün varlığına inanırlar. Bu güç, tarihin bazı dönemlerinde ete kemiğe bürünür ve adı ne olursa olsun "Ülkücü diğergamlığı"yla ortaya çıkar. Bu tarihi dönemeçlerde Türkler, emr-i ilahi ile bütünleşirler ve bazen devletlû bir başbuğun dehasıyla, bazen adsız bir serdengeçtinin komutuyla, bazen 154 Müftünün fetvasıyla genellikle de iffetli anaların duasıyla "Kızıl Elmaya doğru" yol alırlar.

 

Bu ilahi görev sırasında da anaların "ağlamak" gibi bir derdi olmamıştır.

 

Türk Devletinin "En Derin Devlet"le hiyerarşik bir uyum içinde çalıştığı dönemler, Türk'ün yükselişe geçtiği dönemlerdir. Türk Milleti, böyle yıllarda tarihi sıçramalar yapar.

 

En derin devletin, iktidar talipleriyle vuslatı, bazen "Kut," bazen de "Devlet kuşu" vasıtasıyla olur. Türküdeki "Huma kuşu" batıdaki "Phoenix" doğudaki "Zümrüd-ü Anka" kuşu "kut'u ifade eder.

 

"En derin devlet"in ebedi memurları, "irade-i külliye"nin cismen de emrine girmiş; şehit-şüheda, ârifîn ve evliyâdır. 20. yüzyılın son çeyreğinde vatan için şehit düşmeyi göze almış olan Ülkücüler, kaldırdıkları her cenazede bir cüz öğrenerek; "en derin devlet ilmini" tahsil ve iktisâb eylemişlerdir.

 

Ülkücülük, 20. yüzyılda güncellenen bir kardeşlik, fütüvvet dervişliğidir yani bir tür Ahiliktir. Yapay çilelerle ve samimiyetsizliğin gölgesinde göbekli dervişler yetiştiren çağdaş tarikatların aksine Ülkücüler, gerçek çileleri ve samimi disiplinleriyle, sıradan bir tarikat erkânından bağımsız da olsa yeniden dervişleşmeyi, alperenleşmeyi başaran Türk gençleridir.

 

Dinin izzetini, ve bunu temin eden milletin emniyetini korumak için seferber olmayı, bu uğurda şehit düşmeyi, "çağdışı ideoloji" olarak vasıflandıran ve Marksist akıl hocalarının etkisiyle Türk'ün "güçlü devlet" arzusunu "açık toplum" teraneleriyle ıskat etmeye çalışan "ılımlı Müslümanların" bu tedrisattan mahrum bulundukları, her hallerinden bellidir.

 

Bu muhteremlerden bazıları, ileride anılarını yazarken muhtemelen, "her şeyi din adına yaptık ama yanılmışız; CIA altımızı oymuş; haberimiz olmamış" diyeceklerdir. "Eyvah Marksistlerden ve Liberallerden çok fazla etkilenmişiz" diyerek tövbe ettiklerini şimdiden duyar gibiyim.

 

Allah'tan ümidi keserek, evliya ve enbiyadan, arifin ve şühedadan uzaklaştık mı; artık ne 1920'de Yunan ordusunu titreten "yeşil sarıklılar"ı ne 1974'te Toroslardan Kıbrıs'a doğru akan "beyaz kaftanlılar"da ne de Halilurrahman'daki "yaralı balıklar"da görüp duyabiliriz. Bunlar "en derin" devlete dair milli menkıbelerimizdir.

 

Anadolu, evliya mezarlarıyla süslenmiş biz Türk-İslam kalesidir. Bu kalede gafillere ve hainlere yer yoktur. Gaflet, dalalet ve hıyanete, hükümet müsaade etse, devlet, devlet izin verse, derin devlet, onun da gözünden kaçsa "En Derin Devlet" müsaade etmez.

 

"En derin devlet"in yürütmesi, bazen melâikeden bir patlama, bazen ani bir ölüm, bazen Wikileaks belgeleri, bazen de "yolsuzluk soruşturması" şeklinde tezahür eder.

 

Türkiye'de son yüzyılda oy avcılığı yaparak, hükümet olabilirsiniz, devleti ele geçirebilirsiniz, derin devleti hırpalayabilirsiniz; ancak "En Derin Devlet"e hükmünüz geçmez. Çünkü "En Derin Devlet," her göz göze gelişinde Türk'e gülümseyen ve ona göz kırpan "Takdir-i İlahi"dir.

 

Bu "muvazzaf millet"i, popüler kültürle, açık toplum teraneleriyle köle ahlaklı bir pazar toplumu yapmaya çalıştığınızda, takdir-i ilahi buna karşı çıkar ve bütün oyunları tek tek bozar.

Eski derin devlet, yeni derin devlet, en büyük devlet, paralel devlet, birleşik krallık...

 

Kimin yanında olursa olsun gam değil!..

 

Ruhumuzu beşeri güçlere teslim etmediğimize göre... "En Derin Devlet" bizimledir.

 

İşte bizim yapmamız gereken, "bu şerefe layık olmaya" çalışmaktır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI