Reklam
Bugun...
Bölgeye Gidelim


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-01-2014 10:08
     

Doğuyu yeniden kazanabiliriz. Bu bir ütopya değil. Bir süredir, "bakarsan bağ olur" atasözünün siyasette ne kadar değerli bir argüman olduğunu sorguluyor, bazı programlarda da fiilen etüt ediyorum.

 

 

Geçtiğimiz Cumartesi günü MHP Genel Merkezinde İl Başkanları toplantısı vardı. Pazar günü de Diyarbakır Mardin ve Batman il başkanlarıyla birer acı kahve içip "bölgeyikonuştuk.

 

Teyar Başkana göre Diyarbakır'a geliş şeklimiz, kent merkezinde yaptığımız işler ve konferansta söylediklerimiz bir bütün olarak derin bir etki yapmış bulunuyor. Benzer faaliyetlerin devam etmesi halinde bölgenin Milliyetçi Hareket açısından makus talihi yenilebilir.

 

"Ya Apo'dan vazgeçin ya da Allah'tan" denklemi, bölge insanının hücrelerindeki anne sütünde kalan laktik asitiharekete geçirmiş görünüyor.

 

"Ben Pekeke'liyim ama…" diye söze başlayan aklını henüz tamamen rüzgâra teslim etmemiş Diyarbakırlıların da İl binamıza gelerek "Şükrü hoca doğru söylüyor; Apo'yla Allah bir arada olmaz!" dediğini ifade ediyor.

 

Bunlar tabii ki bir ucunda hükümet, bir ucunda dış güçler, bir ucunda İmralı ve Kandil bulunan genel siyasi tabloyu etkileyecek harika işler değil. Ancak suya atılan bir taşın ortaya çıkardığı halkaların nerede hangi minimalsonuçları doğuracağını ve o sonuçların toplamda nasıl bir etki meydana getireceğini hesaba katmak zorundayız.

 

"Bakarsan bağ olur" derken bunu kastediyoruz. Meyvaları bir günde toplamanız mümkün değil elbette ama dağ ile bağ arasındaki farkın meydana gelmesi için önce "bakmak" lazım.

 

Tabii ki çocuk veya delikanlı değiliz. Biz de yaşına başına makamına ve unvanına yakışan hareketlerin neler olduğunu gayet iyi biliriz. Ancak dün sayın genel başkanımıza da arz ettiğim gibi "düşman dağda gezerken biz cumhuriyet balosunda zeybek oynayamayız" mücadele bitmiş statüko sağlanmış gibi bürokratik bir durağanlık içinde olamayız.

 

Biz suya taşı atarken bu yüzden mümkün olduğunca gürültü çıkarmaya, dalga yaratmaya Milliyetçi Hareketin ilgisini bölgeye toplamaya çalışıyoruz.

 

MHP Mardin İl Başkanı Mehmet Veysi Oğuz anlatıyor. Bir törende Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na kendisini takdim ederken "MHP İl Başkanı" deyince bakan şaşırıyor. "Buranın mı?" Yani Mardin'in mi diye soruyor. "Evet tabii ki…" deyince de "Siz buralı mısınız?" diye afallamaya devam ediyor.

 

Yani bu adamlar kendilerinin söylediği "MHP Sivas'ın doğusunda yok" yalanına o kadar inanmışlar ki; MHP'nin bölgenin hemen her ilinde faal olduğunun ve büyük fedakârlıklarla üç hilalli bayrağı şerefle taşıdıklarınınfarkında bile değiller. Bu cehalete karşı hemen Ülküdaşlarıma bir müjde vereyim. MHP Tunceli İl Başkanlığı, çok yakında faaliyete geçiyor.

 

MHP Batman İl Başkanımız Mehmet Açık, son gelişmelerin bölgede elimizi güçlendirdiğini anlatıyor. Yolsuzluk operasyonuyla başlayan paralel devlet tartışması HSYK krizi filan halkın fazla da umurunda değil. Mehmet Başkanı umutlandıran husus, bölgenin İslami kültürel dokusu…

 

Özüne sözüne güvenilir lideriyle, istikrarlı ve kucaklayıcı MHP siyasetinin bölgede bir teveccüh patlamasına yol açması işten bile değil.

 

Diyarbakır, Mardin ve Batman il başkanlarımızla "batıyla mukayeseleryapıyoruz. Mukaddesatı, vatanın masuniyetini, bayrağın namusunu ve devletin şerefini koruyan "gönül ve ideoloji" hareketlerini kuvvetlendiren "samimiyet"in doğuda, merkantilizmden, çıkar ilişkilerinden fazla etkilenmiş batıya göre daha yüksek olduğukonusunda hemfikiriz.

Bu noktada Karamanoğlu, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu başkentlerinde oluşan kadim kültürün, yenilgilerle"Tanzim" edilen İstanbul merkezli Osmanlı kültürü karşısındaki sessizliğini de sorgulamak gerekiyor.

 

Uzun lafın kısası, Doğuda özellikle de Güneydoğu Anadolu bölgesinde Ülkücülük, ansiklopedideki haliyle yaşıyor. Bu durum, bir Ülkücü olarak benim "bölgeye" olan ilgimi her geçen gün biraz daha artırıyor.

 

Bu Milleti, Alevi'siyle Sünni'siyle, Kürd'üyle Türkmen'iyle, Çerkez'iyle Laz'ıyla, Gürcü'süyle Arab'ıyla biz seviyoruz ve bu insanlar için ölmeyi göze alabilen sadece ve sadece biziz.

 

Her şeyden önemlisi beynimizi ve gönlümüzü kimseye kiralamamışız. Yani yabancılarla, emperyalistlerle, nişanlı veya nikâhlı değil, özgürüz. Allah'tan başka kimseye borcumuz yok; diyetli de değiliz. Önce bunun ne anlama geldiğini bilelim. Sonra da en büyük düşmanın şeytan olduğunu unutmadan; bedenimizle olmazsa dilimizle, o da olmazsa kalbimizle "bölgeye" gidelim.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI