Bugun...
"Birey" Aşkın Düşmanıdır!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-11-2013 16:43
     

Ülkücü hareketin teşkilat kuralları, hayatın tüm aşamalarını ve yaşantıları tanzim eden bir ahlak öğretisi değildir. Kuralların eksik bıraktığı boşluk, Türk Kültürü ve İslam Ahlakı ile doldurulur. Türklüğe ve İslam'a aykırı, Bizantinist, Arabî, Roman vs. davranışların bizim hayatımızda yeri yoktur.

 

     Bugün güya demokrasi adına Türk devletini ilkelerinden ve geleneklerinden uzaklaştırmak işin işbirliği yapan Liberal sağ ve Liberal sol, "idealist toplumculuğa" karşı "rasyonel bireyciliği" bir silah olarak kullanmaktadır. Buradan çıkacak sonuç, insanların, kredi kartları ellerinde sorgusuz sualsiz yabancı malların pazarlandığı marketlere akın akın gitmesini sağlamaktır. 

 

     Bugün, TSK'nın, Atatürk ilkelerinin itibarsızlaştırılmasına paralel olarak AVM yapımına gösterilen büyük itibar, bu planın bir parçasıdır.

 

     Türk'ü ortak düşünen, aynı Türküleri söyleyen, aynı oyunları oynayan, bayramları kutlayan, ülkü sahibi disiplinli bir toplum bütünlüğünden uzaklaştırarak onu bireylere ayırdığınız zaman, fertlerin tek tek tüketici olarak avlanması daha kolay olacaktır. 

 

     Bizim "bireycilik"le kavga etmemizin sebebi budur. Bireycilik, bizimki gibi nefsle kavgası olan idealist, Ülkücü hareketlere ölüm fermanı yazdığı için de sık sık teşkilat disiplini ve birlik-beraberlik konularında yazıp çizdik. Yazmaya da devam edeceğiz.

 

     Disiplini baba dayağı ve polis baskısı çağrışımlarıyla algılayanların aksine Ülkücü, yani soylu bir ideolojiye bağlanmış olan Türk, bu onurlu disiplinden haz duyar, lezzet alır.

 

Kendisini yüce bir dileğe ulaştıracak olan teşkilatının selameti ve başarısı için "benlik"le savaşmayı, düşmanla savaşmanın bir parçası olarak görür. 

 

     Disiplin, kutsal bir amaç için kuşanıldığında beylik, üretim-tüketim ilişkileri içinde gerçekleştiğinde ise köleliktir. Ülkücünün lidere itaati ile kasaba siyaset kültüründeki kişisel menfaat sadakati arasındaki ince çizgi buradadır.

 

     Mesela sınıfsal kavramların harman yeri olan Avrupa'da kutsal bir amaç için krala itaat edenlere şövalye, üretim-tüketim ilişkileri içinde lorda itaat edenlere ise köle denilmiştir.   

 

     Türk tarihinde de yiğitlik ile at uşaklığı arasında böyle bir ilişki vardır. Yiğit, il tutmuş, töreli bir kağana itaati şeref sayarken, at uşağının sadakati, beyinin kendisine gösterdiği velâyet ve ihtimama bağlıdır. Ülkücünün karşılıksız disiplini ile bir partilinin menfaate yönelik sadakati arasındaki ince çizginin tarihi arka planında bunlar vardır.

 

     Sıradan bir kitle partisi mensubu, daima verdiğinden bir fazlasını almanın yollarını arar Bulamayınca da ulaşmak istediği makamlarda bulunanlara düşmanlık etmeye başlar. Bu durum siyasetle meşgul olan Ülkücüler arasındaki karşılıksız sevginin katilidir. 

 

     Beklentisiz bir Ülkücü bireysel çıkar gözetmediği sürece itaat ve disiplinden rahatsız olmaz. Çünkü Ülkücü zaten kendi bedeninin efendisidir. Kutlu bir dava için itaat etmenin haysiyeti, yalnızca Allah'a kulluk etmenin insana verdiği onura benzeyen bir adanmışlık ve beşeri yücelme halidir.

 

     Uygarlık, kentleşmeden hukuk düzenine kadar başlı başına bir disiplini ifade eder. Bilim ve sanat dahi birçok farklı "çalışma disiplini"ni bünyesinde barındıran uygarlık birikimleridir. Disiplini yalnızca askeri bir kavram olarak ele alıp, güya bireycilik ve demokratik haklar adına onu dışladığınızda medeniyeti de inkâr etmiş olursunuz. 

 

     İnsanoğlunun Bakır'ı işlemesinden ve demiri bulmasından sanayi devrimine kadar geçen binlerce yıla oranla son iki yüz yılda kalkınma ve teknolojik gelişmede görülen ani hızlanmanın temel faktörü disiplindir. 

 

     Birbirinden bağımsız ve habersiz ticaret sitelerine veya feodal derebeyliklere oranla daha iyi organize olan ve iş gücünü israf etmeden kombine edebilen merkezi krallıklar, bir süre sonra sanayi toplumlarını inşa etmişlerdir. 

 

     Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetleri de beyliklerin dağınıklığının merkeziyetçi disiplin çabalarıyla giderilmesinden sonra gelişmiş, tarihi değer kazanmıştır.

 

     Disiplinle ilgili çalıp söylerken de "sevgisiz dava olmaz" derken de "globalleşen dünya" masalının aşk ve ülkü üreten bir medeniyeti öldürdüğünü anlatmaya çalışıyoruz. 

 

     Ülkücülük, yüce bir ideali aşkla sevme, nefsini aşarak hesapsızca ölüme gidebilme hürriyetidir. Ferhat, Şirin'e "nefis" yapsa o dağlar delinmezdi. Mecnun Leyla'dan "hesap" sorsa o çöller geçilmezdi.

 

     Bireycilik, sıradan ölümlere çıkarılan bir davetiye… 

 

     Birey, "aşkın düşmanı"dır.

 


Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI