Bugun...
Bir Başka Açıdan 27 Mayıs


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 28-05-2016 09:30
     

1944'te İnönü rejiminin tabutluklarda işkencelerle sorguladığı AlparslanTürkeş, bu yönünden çok 27 Mayıs askeri darbesinin "Kudretli Albayı" olarak tanınmıştır. 

Alparslan Türkeş'i "İhtilalin Kudretli Albayı" yapan süreç aslında 1944'te başlamıştı.

Teğmen Türkeş, Türkiye'nin ABD ile SSCB veya Kapitalist düzenle Sosyalist düzen arasında bir tercihe zorlandığını fark ediyor ve milli bir kalkınma doktrini için hazırlık yapıyordu.

Atatürk'ten sonraMarshall yardımıyla ekseninden kayan Türkiye'nin tekrar onurlu bir makama yükselmesi için milletiyle barışık ve aklı başında bir siyaset kurumuna ihtiyaç vardı.

Türkeş'in 27 Mayıs'ta rütbesinin el verdiği yetkileri zorlayarak darbenin  merkezinde yer almaya çalışması, demokrat bir frenleme ve ülkenin diktacı sola kaymasını önleme çabasından başka bir şey değildir.

Cuntacıların düz mantık ürünü ilk hedefi, Almanya'da Nazizmin sosyo-politik tasfiyesinde başarısı kanıtlanmış "solcu" 1949 Alman Anayasasını Türkiye'ye adapte ederek yeni  "sandık facialarıyla" kaşı karşıya kalmaktan kurtulmaktı. 

Cuntacılar bu yolla Sünnî çoğunluğun parlamento aritmetiğiyle uğraşmaktan bir süre sonra kurtulacaklarını düşünüyorlardı. 

Anayasa, üniversite özerkliği ve işçi örgütlenmesi ile gençleri hızla sosyal demokrat ve sosyalist yapacak, dinin toplum ve siyaset üzerindeki etkisini kıracaklardı. 

Merkez aşırı sola doğru çekilince Atatürk'ün CHP'si tekrar merkeze oturacak, Üniversite, Basın, Ordu ve Gençlikle elele vererek çağdaş uygarlık yolculuğuna devam edecekti.

Devrimci gençler, genellikle Alevi tabandan  tertiplenerek ve Sünni evlerden  sol-sosyalist fikirlerle devşirilerek yeni ve "BAAS benzeri" bir rejimin devrim muhafızları olacaklardı.  

12 Eylül öncesindeki Marksist Leninist fraksiyon patlamasının pimi aslında 27 Mayıs'ta çekilmiştir.

Milliyetçi ve sert karakterli, "kudretli" Albay Alparslan Türkeş'in 14′ler grubuna dahil edilerek Hindistan'a doğru yollanması, bu stratejinin bir parçasıdır. 

Ruzi Nazar'a göre "ABD, Türkeş'i de idam etmek isteyen Madanoğlu Cuntasına yüz vermemişti." 

Alparslan Türkeş, Hindistan dönüşü CKMP üzerinden siyasete atılırken, cuntacı devrimci solun sokak hakimiyetine karşı duracak bir gençlik örgütlenmesini de başlattı. 

İttihat ve Terakki'den bu yana Türk subayları ülke siyasetine ilgi duymuşlardı ancak müesses nizam içinde tek başına doktriner bir mücadele başlatan herhangi bir asker olmamıştı. 

Taha Akyol'un Hergün Gazetesinde Alparslan Türkeş'le yaptığı 9 Ekim 1977 tarihli röportajda Türkeş, "Ülkümüz yolunda siyasi mücadeleye girdiğimden beri demokrasiyi savundum… Bütün konuşmalarımda demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savundum" demektedir. 

Ayrıca onun şu sözü yıllarca Ülkü Ocaklarının duvarlarını süslemiştir:

"En kötü hukuk düzeni, en iyi ihtilal düzeninden iyidir."

İşte Hukuk düzenini savunan Ülkücülerle  "İktidar namlunun ucundadır" diyen  Devrimciler 1970'lerdeki sokak çatışmalarının taraflarıydı. 

Ülkücülerin Alparslan Türkeş'in sağladığı disiplin içinde iki farklı hizibe ayrılması bile  mümkün değilken solda birçok silahlı fraksiyon ortaya çıkmıştı. Maocular Lenincileri öldürüyor, Leninciler Enver Hocacıları  kovalıyordu. Genellikle de Ülkücülere saldırıyorlardı. 

Bir çok MHP il başkanı, ilçe başkanı öldürülüyor, Ülkücü gençlerin bu mücadeledeki kayıpları binlerle ifade ediliyordu. MHP parlamentodaydı, karşısındaki silahlı güce ve ekonomik imkansızlıklara rağmen hukuk düzeni içinde seçimlere giriyor, iktidar olmaya çalışıyordu. 

Bilimin objektifinden bakıldığında Alparslan Türkeş bir demokrasi kahramanı, onun izinden ölüme giden Ülkücüler de birer "demokrasi şehidi"dir.

Türkiye'de Menderes'i asan darbeci siyaset kültürüne karşı sokağa çıkıp can veren Demokrat Partili olmamıştı belki ama cuntacı Devrimci Sola karşı silahlanmak zorunda kalan Ülkücüler, genellikle Demokratların çocukları ve torunlarıydı. 

Karşılarında ise darbeye "Ak Devrim" diyen CHP'li ailelerden gelen gençler vardı. Ayrıca 1978 CHP'si de devrimci gençlerin arkasındaydı. 

70'li yılların ve 12 Eylül'ün tarihi henüz yazılmamıştır.

Türk Medyasının Ulus'tan ve  Akis'ten yetişme ustaları ile onların boyacı  çırakları ne yazık ki bu dönemin doğru anlaşılmaması için ellerinden geleni yapmışlardır.

Bu yüzden de yüzbinlerce genç Bozkurt'a hükmettiği ve binlerce şehit verdiği halde demokratik yolda yürümekten asla vazgeçmeyen Ülkücülerin demokrasi kahramanlığı hiç sorgulanmamıştır.

27 Mayıs'ı merkeze alarak baktığımızda Alparslan Türkeş ve Ülkücüler, sadece vatan millet fedaisi değil, aynı zamanda demokrasi kahramanıdır.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI