Bugun...
BBP Cemaatin Kaçış Rampasımıydı? - I


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-07-2016 09:20
     

Toroslara gidenler görmüştür. Uzun ve dik inişlerde kamyonların balataları şişmesin, freni patlamasın diye yolun sağında yamaca doğru tırmanan dik rampalar vardır.

Kamyoncu sıkışınca sağa kırar, frenden ayağını çeker ve ana yoldan çıkarak arabasını bu rampaya doğru vurur. Araba yüz metre kadar yokuş tırmanayım derken zaten durur.

Böylece şoför, korkunç bir kazadan kurtulmuş olur.

Son 7 yıl içinde Türk siyasi hayatında yaşanan o kadar acayip olay var ki…

Artık kaçış rampaları da kâr etmiyor.

Ömrünün 7,5 yılını hapiste geçirmiş bir Ülkücünün, tırnağı etmeyecek adamların iktidarı için göz göre göre harcanmış olması doğrusu benim hala kanıma dokunuyor.

"Ayrı kulvarlardayız, partinin kendi namusudur!..Herhalde gerekeni yapıyorlardır!" diye düşünüyorum. 

Ne var ki; birisi "aman cemaate dokunur" ötekisi, "hükümetle aramız bozulur" düşüncesiyle olsa gerek o taraftan net ve yiğit bir nara gelmiyor.

Bazı abilerimiz de sağ olsunlar; her davayı usulüyle halletmiş olmalılar ki; şu sıralarda kalemlerierik dalı olmuş bizim bahçeyeuzanıyor!

Merhum Muhsin Başkanın muhterem eşinin çaresiz çığlıkları da bu hengâmenin arasında kaybolup gidiyor.

Gazeteciler, genellikle öğrendiklerini okuyucularıyla paylaşırlar. Kimisi "cesur gazeteci" olarak tarihe geçerler.

En cesur gazeteciler de fazla yaşamazlar. 

Bazı gazeteciler de o kadar cesur olmasalar da akıllı gazetecilerdir, kendilerinden beklenenden fazlasını vermek gibi bir merakları yoktur. Vaziyeti idare ederler. 

Böylelerinin, uzayan ömürlerini orta büyüklükte bir yalıda tamamlama ihtimalleri daha fazladır.

Bir de dava gazetecileri vardır, onlar Allah için yazarlar. Sonlarının ne olacağını ise sadece Allah bilir.

Muhsin Başkan şehit düştüğünden bu yana BBP ve merhumla ilgili birkaç yazım olmuştur. Ama hiçbir zaman onun ölümüyle ilgili o karanlık alana girmedim.

O kadar BBP'li arkadaşımız dururken benkendimde böyle bir hak görmedim.

Olaydaki şaibe, ailenin feryatları, seven partililerin cesur fakat netice vermeyen çıkışları, bizdeki aydınlanma umudunu hep canlı tuttu.

Ancak gelinen bu noktada süreci başından beri takip eden ve anlamaya gayret gösteren bir Ülkücü olarak okuyucularımla düşüncelerimi paylaşmak zorundayım.

Çünkü merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun başına gelenleri anlamadan son 10 yılda Türkiye'de ne olup bittiğini tam olarak anlamak mümkün değildir.

Son on yılı doğru anlaşılmamış bir Türkiye'nin bundan sonra başına neler geleceğinikestirmek ve buna göre sağlam bir Ülkücü duruş sergilemek isehiç mümkün değildir.  

Bizim, Muhsin Başkan olayını düzgün okumamıza imkân veren bazı avantajlarımız var:

Bunlardan birincisi, 1975'ten beri Ülkücü olmamız, kavganın içinden gelmemiz ve onunla benzer çileleri farklı sorumluluk seviyelerinde de olsa paylaşmış olmamız.

Yani duruş, düşünce, bakış ve görüş benzerliklerimiz, 2009'daki vefatından önce neler yaptığını, neden yaptığını,  nasıl yaptığını ve nerede hata yaptığını anlamamız için bir fırsattır. 

Bizim kuşağın Ülkücüleri gibi 1978'de, O'nun genel başkanlığı altında kızıl kurşunlara karşı yürümekten çekinmemiş insanlar için farklı partiler, zıt fikirler, ayrı yollar, ahde vefasızlık sebebi değildir.

Yani 2009'dan beri köşemde onun hakkında herhangi yazı kaleme almamış olmam, benim Muhsin Yazıcıoğlu cinayetine ilgisiz kaldığım anlamına gelmez.

Muhsin Başkanın ayrılma tercihini ve siyasi hareketlerini onaylamasak da, partisinin varlığını daima sorgulasak da o bizim gençlik yıllarımızın Muhsin Başkanıdır ve daima öyle kalacaktır.

Bir diğer avantajımız, üzerinde çok çalıştığımız bir konu olan Ergenekon ve Balyoz davaları sürecini "tarafsız" değil ama taraflara nazaran biraz daha objektif olarak takip etmiş olmamızdır. 

Yani konuya ne ruhunu derin bir yapıya teslim etmiş cemaat mensupları gibi ne de AKP'nin suçluluk psikolojisi içindeki trolleri gibi yaklaşmış olmamamız, görüş açımızı biraz daha genişletmektedir.

 Ülkücünün, mesai saatleriyle veya menfaat ölçüleriyle sınırlı olmayan "aşk ile odaklanma sürekliliği" ise her zamanki gibi en büyük avantajımızdır.

Bu duruma, eskiler, "hadisenin künhüne vakıf olmak" derlerdi.

Vakıf olduğumuz bilgiler, basında yer almamış herhangi bir devlet sırrı değildir. Özel bilgi de değildir. Ancak kimisinin nefesi yetmediği için yarım bıraktığı, kimisinin yüreği yetmediği için eksik koyduğu, kimisinin de sesi yetişmediği için duyuramadığını yazabilmek, bizim için sadece şereftir.

Bu kadar uzun bir giriş yapmamızın ve olayla ilgili hala doğru dürüst bir açıklama yapmamış olmamızın sebebi, sağlam bir temelin üzerine sadece neticeyi özetleyecek olmamızdır.

Yarın: "BBP Cemaatin Kaçış Rampası mıydı? - II"



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI