Bugun...
Asıl "Kürt Sorunu!.."


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-11-2013 10:06
     

Biz başından beri ülkemizde eline silah almamış, devletine ihanet etmemiş, eli Mehmetçiğin kanına bulaşmamış Kürt kökenli vatandaşlarımızı tenzih etme hassasiyetinden hiç uzaklaşmadık. 

 

     Marksist yöntemlerle hareket eden ve bu yüzden de ahlaki sorunları bulunan, Latin Amerika askeri vuran Colombia mafyası gibi rahat silaha davranan "PKK terörü"ne asla "Kürt sorunu" demedik. 

 

     Muhtemelen kendileri orduevinde askerlik yapan İstanbul yalı sosyetesinden Mehmet Ali Birand'la başlayıp cahil züppelerin, dönmelerin ve kriptoların hain ruhunu okşayan bu "Kürt Sorunu" edebiyatı,  Kürtleri terör örgütüne doğru itebilecek bir psikolojik savaş cephanesiydi.

 

     "Ah monşer!.. Biz yapamadık; bırakalım bari şu kırolar yapsın!.." gibi bir yaklaşımdı bu... "Böcek yiyen böcekler" meselesi gibi... Travesti Aydan dahil, devletle hesabı olan eski yeni, yerli yabancı ne kadar muzır mahfil varsa hepsi, PKK'yı için için destekliyordu. 

 

     Önceleri Sosyalist Perinçek ve ordudaki BAAS'çı çevre, sonra Suriye ve Yunan istihbaratları, sonra İsrail ve ABD... Nihayet "Enişte" Erdoğan ve Kürt-İslamcılar Apo'yu, her gün cam çerçeve indirerek milleti yıldıran "köyün delisi" gibi kullanmaya çalıştılar. O da bu arada  kendi işini gördü, yeni bir Kürt siyasi tabanını oluşturdu ve "Barzanileşti!" 

 

     Bugüne kadar hiç bir etnik parti, BDP kadar heyecanlı ve atak olmamıştı. 1970'lerdeki Aslanlı Zülfikarlı Birlik Partisi deneyimi, şunu göstermişti: İktidar umudu olmayan bir etnik partide olmaktansa iktidara gelecek bir kitle partisinin içinde güç kazanmak, lobicilik yapmak etnik grubun daha çok yararınaydı. Ayrıca bir küçük parti içinde sıkışıp, olduğundan güçsüz görünmek, gençleri etnik değerlerle ilgisi olmayan militan örgütlere doğru itiyordu.

 

     Böylece Aleviler, Atatürk sevgisinden gelen bir alışkanlıkla önce CHP içinde kalarak, sonunda genel başkanlık makamına kadar yükseldiler. Şimdi de ciddi tehdit algısı içinde Hakk'ın adaletinin, Muhammed'in dürüstlüğünün, Ali'nin yiğitliğinin, Atatürk'ün cesaretinin, Hoca Ahmed Yesevi'nin milliyetinin temsilcisi olan MHP'ye doğru yöneliyorlar.

 

     İçindeki üç beş kılıç artığı sarhoş Marksist'e bakılmazsa, bir Kürt etnik partisi olduğunda asla şüphe bulunmayan BDP'nin % 7'yle, 10'la taş çatlasın % 12'yle Türkiye'de iktidar olma şansı olmadığına göre bu partinin 5 kez kapanıp 6. kez kurularak kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, otobüs yakarak, kepenk kapatarak, teröristi öperek, hükümete söverek, yılmadan yorulmadan faaliyetini devam ettirmesinin gerçek nedeni, "açılım"la birlikte net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 

 

     BDP, Türkiye'de iktidar olamayacağına göre "Türkiye'yi bölgede iktidar yapmamaya" yani "bölünmeye" oynamaktadır.

 

     BDP, terörle mücadelenin aktif olarak devam ettiği durum ve şartlarda, son yıllara kadar, halkı TBMM çatısına bağlı tuttuğu için kendisine MHP lideri tarafından bile şans verilen tolere edilen bir partiydi. Eline silah almamış bu insanlar, eli silahlı olanların mağlup edileceği kesin inancıyla, terör bittikten sonra rehabilitasyon döneminde faydalı olabilirdi.

 

     Ancak, AKP'nin Ankara'yı ve temsil ettiği bütün değerleri hiçe sayan açılım politikasıyla önce İmralı Canisine BDP liderliğini açıkça bahşetmesi ve nihayet Barzani'yi de bir aktör olarak oyuna sokması iki yönlü bir Kürt sorununu ortaya çıkarmıştır:

 

     1- Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki % 35 ile 40 arasında değişen BDP seçmeni, İmralı sürecinde PKK'nın milis gücü potansiyeli haline getirilmiştir. Bu durumda evet şimdi terörle mücadele bitmiş; "Devrimci Kürtlerin İç Savaş Sorunu" başlamıştır.

 

     2- Bölgede, PKK Marksist ve silahlı olduğu için bu bölücü örgüte itibar etmeyen, AKP'ye ve diğer partilere oy veren Kürtler, Barzani'nin meşruiyeti üzerinden bölgedeki bir Kürt etnik partisine rahatça oy verebilecek konuma gelmişlerdir. Bu da hem Kürtler hem de ülke birliği açısından yeni bir sorundur. Bunun adı da "Muhafazakar Kürtlerin Erbil'i Ankara'ya Tercih Etme Sorunu"dur. 

 

     Erdoğan aklınca "Mustazaf, Hizbullah bizde... Apocuları zaten memnun ediyoruz. Şimdi de Barzani'yi getirdik. Şivan zaten her ikisine çalışıyor. Batıdaki Kürtleri de İbo'yla kafalarsak, bütün Kürtlerden oy alabiliriz" mantığıyla Kürt oyu avına çıkmış olsa da... 

 

     Aslında avlanan kendisidir. Ne zaman ne yapacağı asla belli olmayan Erdoğan'ın üç nesildir kendi bölgesinde dik duran Barzaniler karşısında hiç bir sempati aşırma şansı yoktur.

 

     "Asıl Kürt sorunu" Doğudaki altı Osmanlı vilayetinden Cumhuriyetle birlikte Edirne'ye kadar yayılmış olan Kürt ana kitlesinin, yedinci küçük vilayet olan Musul ilinde, Erbil'le Kandil arasına sıkıştırılmasıdır. 

 

     Hep birlikte uygarca yürümek varken bu "kanlı irtica"ya sebep olanlar ebediyyen utanmalıdır.

 


Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI