Bugun...
"Ankara'nın Bağları!.."


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 17-12-2013 17:39
     

Fen Bilimlerinde nihai hedef, "problem çözmek" Sosyal Bilimlerde ise "genelleme yapmak"tır. Eğer bir Tarihçi, "baskı arttıkça ahlak azalır" veya "enflasyon arttıkça fuhuş artar" gibi genellemeler yapabiliyorsa mesleğinde başarılı demektir.

 

Hiçbir reçete sunmadan akşama kadar "peygamberler tarihi" anlatabilirsiniz. Eğer dinleyenler "neden" peygamberlere ihtiyaç duyulduğunu ve "sonuç"un ne olduğunu anlamadıysa, yaptığınız işin edebiyattan bir farkı yoktur.

 

Edebiyat da güzeldir; ancak faaliyet alanı "bilim" değil "sanat"tır. Bu nedenle bilimadamı olma iddiasındaki Tarihçiler, nedenler ve sonuçlarla daha fazla alakadar olurlar. Benzer nedenlere ve benzer sonuçlara bakarak topluma ilaç olacak "genellemeler" yapmaya çalışırlar.

 

İşte örnek bir genelleme:

 

"Milli Bağımsızlık olmadan Milli Egemenlik olmaz. Millet egemen olmadan da demokrasi olmaz!"

Yani Amerika Birleşik Devletleri, sizin Yasama, Yürütme ve Yargı erkinizin üzerindeyken "demokrat" olduğunuzu iddia ederseniz komik duruma düşersiniz.

 

Dava adamları da fikirlerin izini sürerler, olayların fikirlere verdiği faydayı veya zararı araştırırlar. Bu vadide kişiler aktör veya figürandır. O yüzden de Ülkücülerin, yukarıdaki genel "siyasi arızalara" rağmen "siyasi isimleri" tartışması, genellikle seçim ve kurultay zamanları mecbur kalınan bir siyasi "tenezzül"dür.

 

Ben de bunun için şimdiye kadar Mansur Yavaş konusuna girmeye tenezzül etmedim. Ancak bugün mesele, olay veya kişi boyutunu çoktan aşmış; kişinin şahsında "fikir namusu" kavramının sorgulanmasını gerekli kılmıştır.

 

Mansur Yavaş, 2011 Genel seçimleri öncesinde MHP Genel Başkanın Sayın Devlet Bahçeli'ye gönderdiği mektupla gündeme gelmişti. Biz o zaman henüz MHP'de resmi bir görevimiz olmadığı için bu "kıytırıklığın" nedenini sorgulamamıştık da "Mansur Bey Statükoyu Açıklasın" başlıklı kibar bir ideolojik eleştiri yazısı kaleme almıştık. (Bkz. 24 Mart 2011 - Haberiniz.com)

 

Mansur Yavaş'ın en dikkat çeken cümlesi şuydu: "Üzülerek ifade ediyorum ki, bugünkü statükocu görünüm, bizleri o statükoyla aynı akıbete sürüklemektedir."

 

Bu söz, fazla düşünmeden sarf edilmiş ve Mansur beyin uzmanlık alanının dışına çıkan, "turuncu renkli" moda cümlelerden biriydi.

 

PKK ile "iç savaş" BOP ile bir "dış tehdit" ve AKP ile Anayasanın ilk üç maddesine yönelik bir "karşı devrim" tehdidi altındaki Türkiye'de statükoyla savaşmak Milliyetçilerin işi değildi. Gerçe bir Cumhuriyetçi ise "statüko" yani mevcut kurumsal yapının karşısında olamazdı. Bu durumda "hangi statükonun düşmanı olacağımızın" Mansur Bey tarafından acilen izah edilmesi gerekiyordu.

 

Mansur bey, "Erdoğan'ın, Apo'nun, TESEV'ci Can Paker'in, Kripto Ermenilerin ve Soros'çu Açık Toplum Enstitüsü'nün Statükonun değişmesiyle kurulacağını iddia ettikleri "Demokratik Türkiye"nin Türk Milletine bugünkünden daha iyi bir statü sağlayacağına dair projeksiyonları, hangi verilere göre yapmıştı?"

 

Böyle bir projeksiyonu yapabilmek için önümüzde tarihten örnekler bulunmadığına göre Mansur Bey ne demek istiyordu?

 

Aradan geçen ikibuçuk yıl şunu gösterdi ki; mektup ve iki yıldır medya üzerinden yürütülen Mansur Yavaş operasyonu, bir "pazarlama stratejisi"ydi.

 

Bu hamlelerle, Mansur Yavaş, Devlet beye kafa tutmayı siyasi hamle zanneden MHP'li küskünlere "oynuyor" ve "MHP'nin yerel seçim başarısızlığı üzerine olağanüstü kurultay hesapları yapan muhaliflerin gönlünü hoş ederek" kendince 40 yıllık davasına hizmet ediyordu!..

 

Sonra da çantasında "% 27 sağcı oy" taşıyan "eli yüzü düzgün bir belediyeci" olarak kendisini CHP'li seçmene sunuyordu. CHP'nin % 30'uyla Mansur Beyin % 25'i birleşince % 50'yi geçecek, BBP'ye yazılan Turgut Altınok da Melih'ten 3-5 puan tırtıklayınca Ankaralılar, Melih Gökçek'ten kurtulacaktı.Oysa bu artimetikten iki hesap daha çıkıyordu:

 

1-CHP % 35'te kalır. MHP % 25'i geçer. BBP % 3 alır. AKP seçmeni de % 40'la Melih'i bir kez daha başa geçirir. Mansur Yavaş'la oynanan oyun budur; Mansur bey, Melih'in truva atıdır!

 

2- Allah'ın izniyle AKP ve CHP % 30'da kalır. MHP % 35'i geçer ve güzel insan Mevlüt Karakaya seçimi kazanır. "Ankara'nın Bağları"nda oynanan bu kirli oyunda kim kiminle kolkola girerse girsin!

 

Allah bizimledir!..

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI