Reklam
Bugun...
AKP'nin Panayır Siyaseti!


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-11-2013 16:34
     

Türk tarihinin gelmiş geçmiş en tehlikeli "makyavelist" siyasi hareketiyle karşı karşıyayız. Bu tehlikeli projenin adı, AKP'dir.

 

     Unutmuş olabilecekler için hatırlatalım. Günümüzden 500 yıl kadar önce İtalya'da Niccolo Machiavelli "Il Principo" (Hükümdar) adlı eserinde "amaç vasıtayı meşru kılar" önermesiyle, Faşizmin temellerini atmıştı. 

 

     "Devlet"in baltayla, halkın da baltanın sapına güç veren ot yığını olarak tasvir edildiği Roma siyaset kültürü, yıllar sonra devleti yücelten Faşizm ideolojisini bu prensip üzerine bina etti. Devletin yüce amaçları için halkın çekeceği sıkıntının bir ehemmiyeti yoktu. 

 

     "Amaca ulaşmak için her yol mubahtır!" şeklinde tanımlanan bu siyasi düstur, İslam savaş hukukuna yön veren, "harp hiledir" hükmüyle yan yana konulduğunda AKP'nin hayret ve zaman zaman da nefret uyandıran iç siyaset manevraları daha anlaşılır hale gelmektedir.

 

     Türkiye'de yaptığı işi bir "savaş" olarak gören AKP'nin siyasi çizgisi, Makyavelizm ile İslam savaş anlayışı arasında bir çizgiye oturmuştur. AKP Hükümeti, "kendisine göre" iki ayrı cephede savaşmaktadır. Dolayısıyla bu savaşta düşman tanımları, hasımlar, stratejik müttefikler, silahlar, donanımlar, araç ve gereçler vardır. 

 

     A- Birinci Cephe: Bir siyasi parti olarak AKP'nin birinci düşmanı "rejim"dir. Bu şekilde yapılan savaşlara "isyan" başarılı olunursa "ihtilal" yani devrim denir. Devrimler, dış desteksiz başarıya ulaşamaz. AKP'nin bulduğu dış destek ABD ve yabancı vakıflardır.

 

     B- İkinci Cephe: AKP Hükümetinin diğer düşmanı ise PKK'dır. Çünkü PKK'nın her türlü onurlu veya onursuz yöntemle kontrol altında tutulması, iktidarın devamlılığını sağlayacak ve asıl hedefi olan "birinci cephe"de elini kuvvetlendirecektir.

 

     AKP, bu savaş halinden dolayı, "meşru muhalefeti" de üçüncü bir düşman olarak görmektedir. Türk tarihinde muhalefete "bir düşmana saldırır gibi" sürekli sataşan başka bir hükümet yoktur. 

 

     Bunun sebebi, yaşanan "gizli ihtilal"dir. Siyasi partiler, bir seçimi kaybederlerse yeniden seçime hazırlanırlar, ancak ihtilalciler muhalefete düşerse kellelerinden olurlar. AKP'nin faşizan sertliğinin sebebi, Makyavel'den ilhamla, iktidarı "ne yolla olursa olsun" elde tutma mecburiyetidir.

 

    Düşmanın birini, diğer düşmana karşı vasıta olarak kullanmak da AKP'nin taktikleri arasındadır. 2002 itibariyle "küçük düşman" olan PKK ile onun siyasi uzantıları olan BDP ve KCK, rejimin muhafızı yani "büyük düşman" olarak görülen Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı etkin bir şekilde kullanılmıştır. İtirafçılarla, gizli tanıklarla, kozmik operasyonlarla intihara zorlanan Albaylar, OHAL Valilerinin cesetleri yeni yeni toprağa karışmaktadır.

 

     AKP, "Ulusal Devlet"e karşı giriştiği bu "karşı devrim" operasyonunda TSK'ya karşı PKK'yı kullandığı gibi, şimdi de PKK'ya karşı KDP'yi, Barzani'yi devreye sokmaktadır. 

 

     Erdoğan'ın Barzani'yi, Ankara'ya değil de Diyarbakır'a çağırması, Diyarbakır seçmenine yönelik bir "eş başkent muamelesi" olmasının yanında, benim "panayır diplomasisi" diye vasıflandırdığım "devrimci" bir "seçim taktiği"dir.

 

     Çocukluğumuzda bayram yerlerinde "gösteri çadırları" kurulur; çadırlardan ne gizemli olanının önünde bir cazgır bağırırdı:  "Afrika'nın balta girmemiş ormanlarından onbeş kişilik kafileyle yakaladığımız!.." 

 

     Bu kadar büyük bir oyuncağa verecek paramız olmadığı için her seferinde meraklı gözlerle çadırın kapısının aralanmasını beklerdik. Sonunda bir kez yaratığı gördüğümü hatırlıyorum. Sahnede geniş bir leğenin içinde yatan üstü insan altı yılan garip bir yaratık vardı. Afişteki ucubenin kendisi olduğunu ispatlayabilmek için ara sıra gözlerini kırpıştırıyor, nadiren de saçını şöyle bir silkeliyordu.   

 

     Denizkızı ile şahmeran arasındaki bu yaratık, bizim için lunaparkı, sıradan bir eğlence yeri olmaktan çıkarıyor, ona şaşırtıcı sürprizlere gebe bir "panayır" havası katıyordu.

 

     Barzani'nin AKP tarafından bir "yerel seçim aparatı" olarak Diyarbakır'a getirilmesi nedense bana çocukluk günlerimin bu esrarengiz panayır sahnesini hatırlattı. 

 

      AKP, önce Kenya'da "Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında yakalanan" yarı insan yaratığı müşteriye "pazarladıktan" sonra şimdi de aklınca Barzani'yi leğene yatırıyor.

 

     Bebek katili teröristler ve 1959 Kerkük katliamıyla kardeşliğe ilk kurşunu atan yarı Barzani diktatörlüğü, "AKP Demokrasisi"nin yeni savaş teçhizatları olarak sahaya sürülüyor.

 

     Memleket çadır tiyatrosu, vatandaş meraklı müşteri, AKP'nin makyavelist "panayır siyaseti" hafta sonu Diyarbakır'da sahne alıyor!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI