Bugun...
AKP'nin "Olağanüstü" MHP Planı - III


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-04-2016 09:11
     

Genel olarak İslam dünyasında özellikle de Türk toplumunda dini referanslarla hareket eden siyasi kuruluşların toplumsal etkinliği, İngiltere ve ABD için sır değildir.

Milli marşını "Kahraman Ordusuna" ithaf edilen bir şiirden alan Türklerdeki tarihi asker sevgisi de çok iyi bilinmektedir.

Askerleri aşmadan Türkiye'nin ele geçirilemeyeceği, dönüştürülemeyeceği, global projelerle sınırlarının değiştirilemeyeceği de bellidir.

Bu sebeplerle ABD, "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi"nin Türkiye ayağındaki en elverişli kolonları, "AKP ve Cemaat" olarak görmüştür.

İşte bu yüzden Ergenekon ve Balyoz süreçleri cemaat kadrolarıyla başlatılmıştır. 

ABD'nin artık, 27 Mayıs 1960'ta Alparslan Türkeş tarafından derhal kapatılan 1952 model İçişleri Bakanlığı denetim bürolarına ihtiyacı kalmamıştır.

27 Mayıs'tan sonra Laik rejimin akademik destek kolonları olarak dikilen ve 28 Şubat'ta da başörtüsü merkezli bir performans sergileyen "Üniversiteler"e karşı AKP'nin başlattığı rövanş mücadelesinde cemaat kadroları, bol kadro ve kolay yükselme imkânları buldular.

Zaten YÖK, TÜBİTAK gibi kurumlarda, Üniversite ve Fakülte yönetim kadrolarında örgütlü çalışma yapacak başka bir İslami cemaat de yoktu.

Çünkü cemaat, 50 yıldır, kadrolarını, parlak ve başarılı öğrenciler arasından seçerek almaktaydı.

İran Ambargosunun, rüşvetle ve sair duygusal sebeplerle delinmesinden sonra ABD'nin dış güvenlik kuruluşları, Türkiye'de "güvenlikçi politikaların" askıya alınması ve PKK'nın olgunlaşması sahnelerinde kullandığı siyasi aktörleri elimine etmek üzere, cemaat kadrolarını yeni bir görevle devreye soktu. 

ABD şimdi AKP'nin derin duygularla yürüttüğü Ortadoğu siyasetinden duyduğu rahatsızlığı, bazen cemaat, bazen de PKK eliyle dile getirecekti!

Gezi olayları, MİT'e yönelik operasyonlar ve 17-25 Aralık olayları bu "aktörleri birbirine kırdırma" döneminde yaşandı.

Ülkede MHP hariç içine girilmemiş kurum, disiplinli Ülkücüler dışında kafası karıştırılmamış adam kalmamıştı!

MHP'nin tavizsiz duruşunun kaynağı ise aleyhinde "dedikodu dinlemesi" bile yapılamayan MHP Genel Başkanıydı. 

Örgüt İçinde Örgüt Olmaz!

Önce, içlerindeki fedakâr Müslüman gençleri tenzih ederek şu "Cemaat" kelimesini ortadan kaldıralım!

Siyasi bir gaye taşıyan, kendine ait bir bütçesi olan, hiyerarşik bir disiplininle çalışan sivil yapılar için kullanabileceğimiz en uygun kelime "örgüt"tür. 

Ortada TİME dergisinde etkinlik bakımından "ilk yüz"e girmiş bir başkan tarafından yönetilen etkili bir "örgüt" vardır.

Çalışma yöntemi "silahlı tedhiş yoluyla siyasi sonuç almak" olmadığı için ben "terör örgütü" demem.

Bu tip gizli çalışan, birbirleriyle kaş göz işaretiyle anlaşan masonik örgütler tarihte hep vardı. Bugün de vardır ve bunlara dini çağrışımlı "cemaat" kelimesiyle hitap etmek büyük bir hatadır.

Buraya kadar "cemaat"in aslında nasıl bir "örgüt" olduğunu anlatmaya çalıştık. Yaptığı işler için sıfat kullanmadık.

27 Mayıs'ta, halkın seçtiği başbakanı idam eden "Laikar jakobenizm"le, Atlantik destekli "serbest tüketim demokrasisi" arasında bir tercih yapma hatasına düşmedik.

MHP'nin öteden beri bir "üçüncü yol" hareketi olduğu meselesine bile girmedik.

"Hangisine daha yakın olmak, hangisinden uzak durmak gerekir?" Sorularına cevap aramak, bu yazının konusu değildir.

AKP, bir süredir, PKK terörünün azmasından, Rus Uçağının düşürülmesine kadar başına gelen her belayı "paralele bağlamakta"dır.

Yaşanan olaylarla cemaat arasında bir ilinti kurarak kişileri karalamakta, havuz medyasının önüne atmaktadır.

Bununla da kalmamakta, ocağına kayyum ağacı dikmekte, kulağından tutup hapse atmakta, işinden, itibarından etmektedir.

Peki bunun bizim açımızdan korkulacak bir tarafı var mıdır?

Eğer iletişim-reklam-pazarlama çağında yaşıyorsanız ve demokratik bir zeminde iktidar mücadelesi veriyorsanız vardır:

AKP, girdiği 1 Kasım 2015 seçimlerinde % 49,5 oy çıkardığına göre "merkez sağdaki % 50'lik kitleyi" cemaatin "İsrail'in veya ABD'nin kucağındaki bir terör örgütü olduğuna" inandırmıştır. 

MHP'nin beklenen, vaat edilen, umut edilen siyasi başarıyı elde edebilmek için açılabileceği seçmen topluluğu da bu "Yüzde 50"nin içinde yer almaktadır.

Vatanseverlik, millilik ve yerlilik konularında lekesiz bir parti olan MHP'nin adının böyle bir örgütle birlikte anılması, 47 yıllık şanlı tarihinin silinmesi, mazinin üstünün yanık yağla kapatılması anlamına gelmektedir.

AKP'nin, evvelden hazırlanmış böyle bir planı olmasa bile gelinen bu noktada planın hızla devreye girdiğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır.

AKP'ye bu fırsat verildiği takdirde, Milliyetçiliği boşa çıkararak gasp etmesine ve MHP'nin milliliğini sorgulanır hale getirmesine engel olmak neredeyse imkânsızdır.

 

Yarın: AKP'nin "Olağanüstü" MHP Planı - IV "İşte Tehlike!"



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI