Bugun...
AK Ahlaksızlığın Kültürel Kodları


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 07-03-2014 10:04
     

Doğu ile batı arasında zaman zaman kültür karşılaştırmaları, kendimizle ilgili ahlak sorgulamaları yaparız. Hatta bizde bazen eksikliği hissedilen, batıdaki yaygın "dürüstlük" alışkanlığı karşısında celallenip, "gerçek Müslümanlık orada kardeşim; git de gör adamları!.." diyenler bile olur.

 

 

     Bu tartışma beni, çocukluğumdaki arsa futbolu yıllarına kadar götürür. Hani var gücünüzle topa abanırsınız… Sahayı boydan boya kat etmiş, taşlı, tümsekli yollardan geçmiş, çelmeleri atlatmış, topa da güzel vurmuş tam da doksana takmışsınızdır. 

     Tam "tribünler ayağa kalkmak üzereyken" kalecinin bağırtısıyla o tatlı rüyadan uyanırsınız.

 

     "Taş üstü!.."

 

     "Yahu bu doksana giden topların hepsi mi taş üstü!.." Diyecek olursunuz ve bir itiş kakış başlar. 

     Zor başaran kültürel seviye gruplarına mahsus abartılı bir zafer hırsı vardır. Bizde sanayi erbabının futbolu böyle bir şöhrete sahiptir. Maçlar "kıran kırana" oynanır ve kavga-niza eksik olmaz. 

 

     Ben Messi'nin hiç hakeme itiraz ettiğini görmedim mesela… "Nasıl olsa biraz sonra gelir bir tane daha atarım" diye düşünmesinden olsa gerek; yıldız futbolcular, gollerini iptal eden hakemlere bile itiraz etmezler. Gelişmiş batı toplumlarının tercihleri arasında boş zamanlarını spor yaparak değerlendirirken "taş üstü kavgası" edip de kafayı gözü kırdırmak yoktur.

 

     Doğu tipi çocuk eğitiminde ailenin cahilliğinden kaynaklanan gelişim bozuklukları toplumu etkiliyor. Özellikle baskıcı ailelerin çocuklarında ahlaki sorunlarla birlikte yalana meyilli bir tartışma alışkanlığı gelişiyor. Bazen takım fanatiklerinde hakem kararlarına itiraz şeklinde ortaya çıkan bu kültürel noksanlık, siyasi eğilimleri ve davranışları da belirliyor. 

 

     O yüzden de doksana takılan topu, emin olmadığı halde "taş üstü!.." diye ünleyen çocukların büyüyüp de siyasete girdiklerinde buz gibi ahlaksızlık kokan ses kayıtlarına hemen "montaj!.." demelerini kabul etmekte zorlansam da anlayabiliyorum.

 

     Milletçe sahtekâr olduğumuza asla inanmadım. Ancak bu bir eğitim sorunuysa bile her şeyin 0-6 yaş arasında olup bittiğinden kesinlikle eminim. Bu yalancılık halleri bize Çingeneden, Ermeni'den, Rum'dan, Bizans'tan bulaşmış olabilir. Orta Asya'nın bu kadar bulanık olmadığını biliyorum. Ancak bu işe tarihi olaylar da neden olabilir. Mesela, askerler savaşçı olmak zorundadır. Bu da hırs, iddia ve adrenalin dengesizliğine dayalı rahatsızlıklar meydana getirebilir.

 

     Çok devlet kurmuş ve yaşatmış olmak da "iddiacı bir insan tipi"nin oluşmasına neden olabilir. 

 

     Yani politik hareketler, teşkilatçılık, taktikler, entrikalar ve nihayet komplolar, satışlar, siyasi tarih yoğunluğundan gelen genetik rahatsızlıkları tetikleyebilir.

 

     Bunlar, zor coğrafyalarda egemenlik mücadelesi vermiş olmanın getirdiği meslek hastalıkları olabilir. Mesela bir Finlandiyalı, savaş hilesini ne yapsın? Oysa Türk edebiyatında yiğitliğin onda dokuzu "âl" yani hile, geriye kalan biri ise "Alp" yani yiğitliktir.

 

     Hayatını, anayurdundan binlerce kilometre uzakta, devlet kurmak ve yönetmekle geçmiş, cephelerin nice kanlı siperlerinde edindiği hayata tutunma tecrübesini genlerine nakşetmiş olan Türk, barışı, iş hayatını ve ne yazık ki siyaseti de bu genetik formasyonuna uygun olarak icra etmekte ve adeta çevresiyle "savaşmakta"dır. 

 

     Aile terbiyesinin kalitesine göre Türk, bazen asil bir Tımar Beyi gibi yetişmekte bazen de sosyo-ekonomik şartların dayatmasıyla savaş hilesi yapan bir humbaracı gibi karşısındakine "lağımlar atmakta" tüneller ve çukurlar kazmaktadır.

 

     Gerisinde bunca savaşı, kurulan ve yıkılan devletlerin teşkilat birikimini bulunduran Türklerin çabuk kavga eden, inatçı, manevracı hatta hilekâr olmasını, Avrupa'nın köle toplumlarındaki tabansızlıkla, adilikle ve nemelazımcılıkla karıştırmamak gerekir. 

 

     Biz Türkler, 

     1- Yiğitlik dolu destanları sadece Türk tarihinden değil, İslam tarihinden de alarak çifte su verilmiş çelik gibi kahramanlığa talip bir milletiz. 

 

     2- Saraylarından ve beylik konaklarından köylere doğru süzülen entrika hikâyelerinin, orada beylik meraklısı sipahiler tarafından özümsenip, taklit edilebildiği efendi ahlaklı bir toplumuz. 

 

     Hem yiğitliğin hem de politika ve hilenin bizde çocuk yaşta başlamasının sebebi budur. 

 

     Bu tarihi arka plan üzerinde dünyaya gelen Türk, eğer Ülkücülük gibi yiğitliğe elverişli toplumcu bir ideolojik terbiyeden geçerse kahramanlık ve yüce ahlak öne çıkmaktadır. (MHP farkı…)

 

     Yok, eğer liberalizm gibi bireysel başarıya odaklanan, "gemisini kurtaran kaptan" yoluna girerse politik tavır, entrika, hile ve yalana dolana meyletmektedir. (AKP tarzı…)

 

     Yani başımıza gelen işler "ahlâksız" olabilir; fakat anlamsız değildir.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI