Bugun...
10 Temmuz


Şükrü ALNIAÇIK
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-06-2016 09:50
     

10 Temmuz büyük gün; çünkü bunca mübarek günden, oruçtan, ibadetten, bayramdan sonra biraz gerileceğiz.

Aslına bakarsanız dananın kuyruğu epeydir gergin. Ülkücüler arasında farklı yönlere bakmaktan kaynaklanan bir gerginlik yaklaşık bir yıldır var. Sadece ne zaman kopacağı konusunda muhtelif görüşler var.

Muhalif adaylar iki gruba ayrılıyor. Birinci gruptakiler Ümit Özdağ ve Koray Aydın gibi, son yıllarda yapılan Büyük Kurultaylarda Devlet Bahçeli'nin rakibi olmuş veya olmaya çalışmış isimler. 

İkinci grup ise Meral Akşener, Süleyman Servet Sazak, Sait Gönen gibi ilk kez Genel Başkan adayı olmuş isimler…

Bir de Sinan Oğan var. O biraz başka… 

En genç, en memnuniyetsiz MHP'li ve olağanüstü sürecin ilk genel başkan adayı…

Yakışıklıya makyözler biraz fazla iltifat etmiş olmalı ki; kendini bu konuda ayrıcalıklı sanıyor!

Mesela ortalama bir Ülkücü, seçim kaybına yaklaşık 25 yıl tahammül ederken Sinan Oğan 1 gün bile edemiyor!.. 7 Haziran akşamı, sonuçlara şarlıyor!

Müsavat Dervişoğlu'nun durumu, Suat Başaran'ınkine benziyor. Geçenlerde kaleme aldığım o makus paradoks, onu "baba" dediği hocasıyla karşı karşıya getiriyor. 

Hani şu siyasetçinin "ölene kadar Ülkücü, başka partiye giderse hain, MHP'de kalırsa yasaklı" olma çelişkisi…

Paradoks, alaca karanlıkta ilerliyor.

Adaylık vasfı bulunmayan ama camiada belli bir mazisi bulunan kimi müzmin muhalifler, sebebi ne olursa olsun "medyatik" olduğunda şüphe bulunmayan Meral Akşener çıkışını, bir "intikam fırsatı" olarak görüp, "değişim"e yazılıyor.  

Ortada adaylar, gruplar, anlaşmazlık, çekişme, rol çalma, şov yapma görüntüleri olsa da 19 Haziran'a bakarsak: "Meydanda bir aday, bir de onun adaylığını önemseyen adamlar" bulunuyor. 

Bu süreçte inisiyatif alan hiçbir Ülkücü, Koray Aydın veya Ümit Özdağ'ın Devlet Bahçeli'den daha iyi bir sonuç alabileceğini düşünmüyor. 

Süleyman Servet Sazak dâhil diğer arkadaşlar da zaten sadece bayrak gösteriyor.

Bu arada, bana sorarsanız "paralelci" ifadeleri de "ABD ile yakınlık" söylentileri de aslında hanımefendinin işine yarıyor, reklamı oluyor.

Çünkü insanımız eskisi kadar ahlakçı yaşamıyor. Yaşıyorsa da siyasetçiye bu konuda biraz avans veriyor. 

Biz artık oturma odasından ceyar geçmiş, çocuk odasına örümcek adam yuva yapmış bir toplumuz!

"Hırsız var!" deyince oy vermeye koşan bir toplumda "Amerika'nın hırsızlara tercih ettiği sağcı" olmak, artık 70'lerdeki gibi acayip bir anlam içermiyor!

Hatta mağduriyet üreten bu tanıtım şekli, yılmış, AKP siyaset kültüründen etkilenmiş orta kuşak MHP'lilerde yılların iktidar açlığını "bir şekilde giderme" dürtüsünü kamçılıyor.

"Başkası gitti oldu; bizim neyimiz eksik?" sorusu, yerini bir süre sonra "Madem öyle neden olmasın!" umuduna bırakıyor. 

"Rüzgâr" dedikleri de işte bu umutla ortaya çıkan adamları gidip yerinde kucaklamak oluyor.

ABD desteği varsa, cemaat desteği varsa, sermaye desteği varsa, lobiler, Tayyib'e karşı elinden tutacaksa… Hanımefendi de kabul buyuruyorsa…

Adam duruyor, düşünüyor: "Dokuz Işık ta ne ola!"

Bayramda komşuda "çikolatalı pasta" dağıtılırken, bebelere evde yine "sormuk şekeri var" derseniz çocuklarınızı bir süreliğine gözden kaybedebilirsiniz! 

24 Ocak 1980'de başlayan süreçten en az ve en son etkilenen grup Ülkücülerdir; bu doğrudur. 

Ancak hiç biri evliya değildir. En azından siyasetle ilgilenenler bildiğim kadarıyla ermemiştir! 

Ülkücülerin yıllardır ayakta kaldığı eğilmediği, haysiyet savaşı yaptığı bir dönemde çileyle arası bozuk olanların, fabrikatörlerin belediye başkanlarının, meclis grubunun tepe noktalarının nasıl çarşıya, pastaya doğru seyirttiğini görüyoruz.

Bizim "pasta, tren, vapur" gibi bir beklentimiz yok… 

Zaten bu işler "rüzgârla" oluyorsa kimsenin bize ihtiyacı da yok.

Düşünürken konuşurken, yazarken adayların ortaya çıkışının ve olağanüstü kurultay talebinin bir "domino etkisi"yle olduğunu fark ediyorum.

MHP'nin bu kadar kırılgan bir noktaya gelmesindeki en büyük sorumluluğu 7 Haziran akşamı şovu erken başlatan genç arkadaşa bağlıyorum. 

Ve 5 yıllık bir MHP'linin, Ülkücü Hareketin geleceğini asla 30-40 yıllık bir Ülkücü kadar düşünemeyeceğini iddia ediyorum.

7 Haziran akşamı yaptığı çıkışla kurultay sürecini iki yıl erken başlatarak camiayı bu hale getiren bu adamın üzerinden gözümü ayırmıyorum.

Ben tabii ki demokrasiye inanıyorum, ama demokratlara, devrimcilere, turuncu devrim süreçlerindeki olağanüstü işlere ve gelenek tahrip edenlere inanmıyorum.

Delege olsun olmasın, Ülkücü camianın bütün fertlerini Ülkücü duyarlılıktan bir an olsun ayrılmamaya davet ediyorum.

10 Temmuz'da biz o salonda ya kardeşliği ebediyen tesis edeceğiz… 

Ya da gelenekleri tarumar edilmiş, ruhu çalınmış bir camia olarak dağılıp gideceğiz!..

Ciddi kaygılar duyuyorum!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI