Bugun...
Uygun adım marş marş


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 05-09-2018 00:00
     

         Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada biri Kara Harp Okulu öğrencilerine öteki de çeşitli merasimlere katılan karacı birkaç askeri birliğe ait olduğunu sandığım yeni birkaç videoyu üzülerek izledim. Üzülerek diyorum çünkü ben ortaokulu bitirdikten sonra Reisin kapattığı Osmanlı’dan kalan tarihi Kuleli Askeri lisesine ve sonra da Kara Harp okuluna gitmiştim. Yani 6 sene karavanadan kuru fasulye yedim. Hala tadı damağımda.

          Üzülerek dedim çünkü bunlardan ilki yani Kara Harp Okulu bu ülkenin yalnız bu ülkenin değil askeri birçok uluslararası kuruluşun, hem disiplin hem de asker yetiştirme konusunda göz bebeği ve iftar kaynağıydı. Şimdilerde bu okul, Üniversite oldu başına da molla bir rektör atadılar. Bizim zamanımızda dünyanın her yerinden öğrenciler veya subaylar gelir bizimle aynı sıralarda eğitim görürlerdi. Bir sınıf arkadaşım yabancı subay, “Harp okulu koridorları kan ve barut kokuyor” demişti. Gelelim seyrettiğim videolara.

          Benim seyrettiğim videolardaki askerler ve Harbiyeliler ne yazık ki bir çapulcu ordusu gibi yürüyordu. Bırakın ön sıralarla arka sıraların çelişmesini yan yana yürüyenler bile yanlış adımlardaydı. Yürüme diyorum. Bunu bilmeyen dışardan bir kişi “ne yani yürüme yürümedir”  deyip geçebilir. Ama sevgili okurum, kazın ayağı öyle değil. Yürüme bir ordunun disiplinini sergiler. Unutmayın, Anıt Kabir ’de nöbet değiştiren askerlerimizi. Londra’da Buckingham sarayı muhafızlarını Moskova’da Kızıl meydandaki Rus askerlerini, Washington’da Meçhul asker anıtındaki askerlerin yürüyüşünü. Bizler de 19 Mayıs törenine giderken Ankara sokaklarında gösteri yapardık. Daha yüzlercesini size sayabilirim. 

          Burada mesele yürüyüşün güzelliği vurguladığı temposu olduğu kadar birlikteliğindeki uyumdur. Bu nedenle birliklere acemi askerler teslim olduktan sonra önce yürüme öğretilir. Yani disiplinin en yumuşak ve en temel kuralını. Aynı zamanda uygun adım yürüyerek diplini paylaşmayı öğrenir gençler bilmeden. Çünkü disiplin bir ordunun temel çivisidir. Görevi öldürmek ve ölmek olan kişileri bir sivil için anlam ifade etmeyen emirlere uyma diye tanımlanan disiplinle sevk ve yönetebilirsiniz. Bize bir komutanımız, disiplini tanımlarken, bir vidayı bir kenarı vidanın çapı kadar olan tahtaya çatlatmadan vidalamaktır demişti. İnsan bu yaşa gelince durumu daha iyi anlıyor.

          Mesela bizim zamanımızda en disiplinli ordu olarak, Japon ve Almanları en disiplinsiz ordu olarakta Amerikalıları bilirdik. Çünkü disiplini bilmezdik. Ama işin aslının öyle olmadığını sizlerin de izlediği ve eğitimlerini gösteren filmlerden anlıyoruz. Oysa bir eğitim çavuşu elinde acemi askerlerin çektikleri sır değil. Bu deniz piyade ve öteki muharip sınıf askerlerin eğitiminde giderek zorlaşır. Zamanımızda kar üzerinde sürünme, takım halinde Harbiye korusunda koşma, Tam teçhizat okul Pentatlon alanını tamamlama.

          Şimdi diyeceksiniz ki bunları neden anlatıyorsun? Seyrettiğim videolarda yürüyen birlik ve öğrenciler bir çapulcu sürüsü gibiydi. Aslında başında molla komutan olan şimdi de molla bir bakana bağlanan silahlı kuvvetler, ne kadar disiplinli? Ordunun başındaki en iyi subayları balyozcu, Silivri, Ergenekon diye harca, kalanları da çer çöple idare et. Bu kadar basit değil ülkenin kaderiye oynamak, bedeli ağır olur.

         Bu yürüyenlerin üzerinde bize ait üniformalar görmesem bir Arap birliği ne olacak ki der geçerdim. Biz takım halinde bir yere gidiyor bile olsak, bando olmasa davul temposu vurmasa da kendi yürüyüş tempomuzu kendimiz yaratır onunla “uygun adım” yürürdük. Hatırlayın spor koşusunda bile birliklerimiz tempoya girmek için, “yaylalar, yaylalar” şarkısını söylerdi.

         Bir orduya dünyanın en gelişmiş silahlarını ve teknolojisini verebilirsiniz, ama ona o yüreği o cesareti, vatan sevgisiyle dayanabilmeyi disiplin sağlar. Gördüklerim beni üzdü. Mustafa Kemal’in ordusu olmaktan bir süre önce uzaklaştırılan bu yeni birliklerde durumun daha başından ne kadar acı olduğunu gösterdi. Türk ordusuna işlenen cemaatçiliğin, asker düşmanlığı, ast üst arasındaki sevgi ve saygının yerini nelerin aldığı ortada. Belki ben yanılıyorumdur. İnşallah ta öyledir. Daha yürüyüş disiplini bile olmayan bir birliği düşman üzerine sürmede ne kadar zorlanırsınız onu görmek nasip olmaz inşallah.

          Gelelim cebimizi yakmaya başlayan konuya. Ekonomi. Bir ekonomi uzmanı ağabeyim, her zaman olmasa da eğer döviz artarken borsa düşmüyorsa, siyasi iktidar piyasaya para sürüyordur demişti. Haftaya başlar başlamaz, borsalardaki durum bunu doğrular nitelikte. Ayrıca bankaların para veren makineleri ATM’lerden son zamanlarda para çektiyseniz görmüşünüzdür, gıcır, gıcır, yeni kokan paraların makineden verildiğini.

         Siyasi açıdan sövüp saydığımız Hollanda ile karşılıklı yeniden büyükelçi atayacakmışız. Almanlar tutuklu Alman vatandaşlarını konuşmaya geliyor. Fransızlar Macron aracılığıyla diyeceklerini dedi. Avusturya zaten arayı açtı. İngiltere’de sarf edilen para isteme mesaileri de verilecek paranın güvencesi yok mantığı ile ne durumda belirsiz.

          İdlip tepemizde tehdit olarak sallanıyor. Fransa’da Esat lehine taraf değiştirdi. Rusya, İran ve Almanya şimdilik tarafları bilinenler. Çin, Irak, Ürdün ve Mısır’da taraflarını seçmiş ülkeler. Ve hatta Suudi Arabistan bile taraf değiştirdi. Şimdilik karşı tarafta, İsrail, ABD ve İngiltere var. Bu birliktelikte kimseyi şaşırtmıyor. ABD’nin desteklediği PKK’lılarda Esat’a yanaşırsa bölgedeki kara kuvvetinin konumlanacağı toprak kalmayacak.

          Gelelim bize. Unutmayın bir çatışma çıkarsa yukarıda anlatmaya çalıştığım birlikler çatışmaya girecek. Bu konuda en fazla etkilenecek olan bizde hala radikal dinci ve El Kaidecileri destekleme gibi bir politika var. Bunlar sürülürse bizim topraklara geçecekler. Zaten bu aralar bayram tatilini yapan radikal dinci Suriyeli mülteciler ülkemize şen şakrak geri dönüyor. Her halde reis ve yardımcıları bu Suriyeli kardeşlerimizin sağlık ve eğitim hizmetlerinde olduğu gibi her şeyini düşünüp bayram tatilini de ödemiş, ceplerine harçlık vermiştir.

         Sonra her gün otomobil bombası veya sokaklarda silahlı çatışma. Dış güçler diye dizlerimizi döver kendimizi hiç suçlamayız. Kim ödeyecek bu bedeli. Reis değil herhalde. Biz biz. Her şeyin bedelini ödediğimiz gibi. Onlar her şeyin dengesini bozacak bizde kuzu kuzu ödeyeceğiz. Hayırlı ödemeler.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI