Bugun...
Türkiye dizisi


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-02-2018 07:30
     

Aylardır düşünmekten geceleri gözüme uyku girmiyor. Sade benim mi, tüm aile efradının. Hanım bu yüzden sosyete geleneği olan ev içinde giyilen iğne topuklu ayakkabılara bile rağbet etmiyor. Konu küçük emekli maaşımız sermayeli büyük aile holdingimizin başına hangi oğlumuzu geçirmek. Bu arada başkaları da aile holdingimizde ayak oyunları yaparak yer kapma mücadelesinde. Gördüğünüz gibi ne yaparsınız Türk dizilerini seyrede seyrede hayatımız da dizileşti. Mesela dünyanın en büyük havaalanları sahip olan yoksul Türk halkı, bu dizilerdeki, metreslerin hamileliği ve sofraların zenginliğine ülkenin geleceğinden daha fazla kafa yoruyor. Gördüğünüz gibi başka türlü yaşam yok. Geçmiş gelecek silindi varsa yoksa latin Amerika benzeri diziler.  Ülke de vatandaşların kültür ve yaşamı da değişti. Latife ediyorum gibi değil mi? Biraz efkârınızı dağıtayım istedim.
 

Ciddi konulara dönecek olursak. Hep bu köşeden sizlere güzel şeyler yazmak hayalim. İnşallah ölmeden bu da nasip olur. Ama AKP iktidardayken belli ki hayal olarak kalacak. Birkaç kez vurguladım. Türkiye, Mustafa Kemal’in başlattığı 80 yıllık ciddi devlet niteliğini, kanına zorla yerleştirilen Arap kültürü, Türklüğe baskın geldiği için hazmedemedi, yitirip aşiret ve hatta kabile yönetimine döndü demiştim.
 

Son örnek Türk milliyetçiliğini savunduğunu satarak oy isteyen partinin liderinin Türklüğe küfreden partiye midye gibi yapışarak Araplaşmaya yanaşması. Hoş ilk defa şeref sözü verip miting meydanlarında şimdi kılı olduğu partiye halatlar atarak az mı bu partiye destek vermişti. Bazı okurlarım, kabile bile olamadığımızı, çünkü onlarda da liderin çılgın kararlarını önleyecek bazı fren mekanizmaları bulunduğunu hatırlatmıştı. Türkiye ise freni boşalmış bir kamyon misali yokuş aşağı gitmeye devam ediyor. Bakalım ne zaman duvara vuracak diye de herkes durmuş gayet sakin bekliyor.  
 

 Nasıl bir sakinlikse, bazıları AKP’yi nasıl dümen çeviririz de dünyayı kandırıp sanki demokratik bir seçim görüntüsüyle işbaşına getiririz hesabı yapıyor. Arada bir de çeşni olsun diye olmayan adalet, olmayan insan hakları, olmayan siyaset ve özgürlükler konusu tartışılıyor. Bu çeşniye teknolojik renklilikte katılıyor. İnsansız tank, elektrikli otomobil veya kendi savaş uçağımız gibi. Anlaşılan, yoksulluk, geri kalmışlık, adaletsizlik, özgürlük ve yolsuzluk gibi var olan sorunları tartışmaktan herkes çekiniyor. Mesela tüm büyük sermaye, varlıklarını yurt dışına çıkarmış bulunuyor. İşin komik tarafı en fazla yurt dışına sermaye çıkaranlarda yandaşlar.
 

 Geçenlerde ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un Ankara’da asrın lideri ve Dışişleri bakanıyla yaptığı toplam 6 saatlik toplantı nedense aklımdan çıkmıyor. Bu toplantılarda içime sinmeyenler var. Benim gibi Amerikan basını da bu işin peşine düştü. Sırları sökmede usta Washington Post ve New York Times konuyu irdelemeye başladı. Benim aklıma yatmayan içime sinmeyen bu toplantılara Amerikan tarafının tercümansız girmesi. Amerikan diplomasisinde bu tür toplantılar ya kaydedilir veya biri tutanak tutar. Rivayet o ki toplantıda Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tercümanlık yapmış. Ama galiba bizi siyasetçilerin yatak odalarını bile dinleyebilen Amerikalılar bu toplantının da kayıtlarına sahipler. 
 

 Belli ki gizli toplantı teklifi Türk tarafından gelmiş. Bu toplantıların uzunluğuna bakarak ve ABD Dışişleri Bakanının yanında askeri müşavir bulunmaması bize  ana konunun Suriye olmadığı işaretini veriyor. Suriye şimdilik AKP için sağılacak siyasi bir ortam, çözüm değil. Haksızlık etmeyelim bir 10 dakika Suriye’de konuşulmuştur muhakkak. Benim tahminim bu görüşmelerde AKP’nin son kamuoyu anketlerinde düşen desteğin ve siyasi düşüşdeki korkutan oranlar ve iktidarı ele geçirmek için Suriye olayına ne kadar ihtiyaçları olduğunun patrona anlatılmış olması. Bu konuda Washington’un Afrin veya öteki ısrarlarıyla konulara nane olamaması da istenmiş olabilir. Konuya Amerikan basını el attığına göre yakında her şey ortaya çıkar.
 

 Veya tam da seçimler öncesi Pennsylvania’daki yılanın başının kendilerine teslimi de gündeme gelmiş olabilir. Yok, yok bunlar olamaz. Mesela Nisan ayında mahkûmiyet kararı açıklanacak olan Rıza Sarraf duruşmaları da var. Burada dava anlaşıldığı kadarıyla çok yukarılara tırmanıyor. Sarraf yeni açıklamaları ile Türkiye’de görevdeki hangi siyasi lidere kaç milyon dolar rüşvet verdi onları belgeleriyle anlattı. Şimdi bunların ABD’nin resmi açıklamalarıyla şekillenmesi Türkiye’de nasıl bir yönetimin işbaşında olduğunu göstermez mi. Türk halkı için önemli değil. Onlar kim ne kadar çalmış, rüşvet almış umursamıyor. Önemli olan ne kadar yol yapmış ne kadar köprü yapmış bunlar.
 

 Afrin konusundaki gelişmeler ise tam bir Yaşar ne yaşar ne yaşamaz hikâyesi. Suriye hükümet birlikleri Afrin’e girdi. Haber ajansları girdi diyor. Afrin’deki yabancı savaş muhabirleri girdi diyor. Ve hatta resimlerini basıyor dünya inanıyor, yok arkadaş yok bir bizim millet inanmıyor. Asrın lideri “onlar yalan söylüyor, biz bombaladık geri döndüler” falan diyor. Binlercesini öldürdük neredeyse bölgede PKK'lı kalmadı. Aynı Kandil'de PKK'lı kalmadığı gibi. Kimse doğrucu basına değil yalaka basına inanıyor. Beni üzen dünya basının haber bültenlerinde tek satırla bile yer almayan bu çapraşık çıkar oyununda memleket evlatlarımızın yok olup gitmesi.
 

Sizlerin bilmediği bir önemli nokta da gelişmiş ülkeler bu tür çatışma alanlarını ürettikleri yeni silahların deneme alanı kullanmaları. Daha önce ABD Irak savaşında çok sayıda yeni silahını Irak halkı üzerinde kullanmıştı. (Bizim Müslüman halkının hamisi rolünü oynayana AKP iktidarı da o zamanlar ABD askerlerini alkışlamıştı) Bu bakımdan Suriye'de şimdilerde ABD-İsrail ve Rusya şimdilerde silahlarını deniyor. Bizde yeni oyuncaklarımızı burada test ediyoruz. Mesela Ruslar hava üstünlüğü için SU-57 uçağını bölgeye getirdi. Bakalım hava üstünlüğü kimde kalacak?
 

 Almanya ve Avrupa ile ekonomi battığı için yeniden uzlaşma yolları aranıyor. Tutukladıkları o ülkelerin vatandaşlarını salıveriyor. Şimdi, şimdi silah anlaşmaları olduğu söyleniyor. Arap ülkeleri de düşman, Kim dostları bilinmiyor. Hollanda derdimiz yokmuş gibi birde Ermeni soykırımı konusunu çıkardı. Rusya ile dost görünüyoruz ama Putin bile kazık attı. Kalmış Erdoğan’a git Esat ile görüş diyor. Olur mu dostluğa sığar mı bu?
 

 Millet, bu kadar parasızlığa, bilgisizliğe rağmen ne içiyorsa kafa hep kıyak. Çarşı pazar yanmış, hep olmayan şeylerle mutlu. Ya da umursamaz. Mutlaka gizli gizli bir şey veriyorlar havaya. Bu rakıyla sigarayla olacak şey değil.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI