Bugun...
Türk askeri neden Kerkük'te yok?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 17-10-2017 01:05
     

Meslek hayatımda bu kadar sık sık tekzip olan, açıklamaları bu sıklıkta yalanlanan bir hükümet görmedim. Sanırım bu konuda dünya rekoru bizde ve kesin dünya birincisiyiz. Hatırlarsanız iktidarın sözcüsü Bozbey, Amerikan heyetinin vize sorununu görüşmek için Ankara’ya geleceğini söyledi. Oysa Amerikalılardan sızan, heyetlerin bu konuyu gündemlerine almayacakları, esas konularının bölgesel sorunlar ve özellikle de Kıbrıs bunalımı olduğu yolunda. Bizden sonra heyetin Atina’ya gitmesi de bunu doğruluyor zaten.
 

Ne acı değil mi, Türk ordusu (tabii geriye ne kaldıysa) kendisini ilgilendiren yerde yani PKK’nın da bulunduğu Kerkük’te değil de Suriyeli radikal dincilerin olduğu İdlip’te. Bana bunu biri strateji diye anlatmaya da kalkmasın. Hali hazırda sınırlarımız dışında evlatlarında ölüm haberlerini almaya başladık. (Boyalı basın bu şehitleri henüz sayfa ve ekranlarına taşımadı)
 

Ben bu satırları yazarken Irak ordusu Kerkük’e girmiş ve Barzani bayrağını söküp yerine Irak bayrağını asmıştı. Daha önce Kerkük’e gelirlerse “şöyle yaparım, böyle yaparım diyen Barzani’nin kente atadığı vali Necmettin Kerim’de makamını terk ederek tabanları yağlayıp kaçmıştı. Kaçmadan önce de kenti PKK’ya teslim ettiği gerçeği ortaya çıktı. Onlarda bir iki karşılıklı atışma sonrası kuzeye çekildi.

Daha önce yazmıştım, Kerkük valisi Necmettin Kerim’in kim ve ne olduğunu.

Hoş bizimkiler bir süre herkesle olduğu gibi bu şerefsizle kucak kucağıyladır. Necmettin Kerim ABD’de çalışan bir doktordu. Aynı zamanda da bir yerel Kürt derneğinin başkanı. PKK sempatizanıydı ve ben ve bir arkadaşımın bu adam hakkında yaptığımız haberler nedeniyle Kuzey Irak’a Türkiye üzerinden geçişi önlenmişti. O da bizi hemen her toplantıda göstererek, bizim yüzümüzden Türkiye’ye giremediğinden şikâyet ederdi.

 

Necmettin Kerim’in bir başka özelliği de Ahmet Türk ve Leyla Zana’nın ABD’ye ilk gelişlerinde Zana’ya sahte bir rapor vererek Meclis’ten yüklü bir tedavi parasını sağlamış olmasıydı. (O zamanlar Zana milletvekiliydi). Irak savaşı sonrasında Necmettin Kerim ortadan kayboldu ve Irak Kürt bölgesinde ortaya çıktı. Sonra da Barzani tarafından Kerkük valisi olarak atandı. Atandıktan sonra attığı palavralarla Türkmenleri çok tehdit etti.
 

Şimdi gelelim bazı gerçeklere. Örneğin Ankara’ya gelen Amerikan heyetine. Bu heyetin gündemi, programı ele alacağı konular önceden belliydi. Ama çaresiz kalan ve ABD karşısında itibar yitirdiğini millete hissettirmek istemeyen iktidar bunu fırsata çevirmek istedi. Elbette ikili görüşmeler sırasında vize konusu da ele alınabilirdi. Ancak bunu lanse edişleri anlaşılan Washington’u rahatsız etti ev konuyu başka bir heyetin ele alabileceğini söylemişler.
 

Bu konu da doğru olanı ve iktidarın ilk elden birçok konuyu guru konusu yapmadan diyalog yoluna çevirmesi gerekirdi. Konuyu ilk kez Washington’da reisin sürekli çamur ettiği muhalefetteki bir şeyden anlamayan CHP irdeledi. CHP’nin ABD temsilcisi Yurter Özcan, Amerikalı Kongre üyeleri ile konuşarak en azından hasta ve acil işler için vize kapısının açılmasını sağladı. Şimdilerde duyduğum kadarı ile ABD senatosunda öğrenciler içinde bu fırsatın yaratılmasına çalışıyormuş.
 

Yurter’in çabasının olumlu sonuç verdiği Amerikan Büyükelçiliği ve konsolosluk sitelerinde yayınlanan mesajlardan ortaya çıktı. Ama Washington’da Ankara’dan korkan Büyükelçiliğin konuyla ilgili parmağını oynatmadığını da biliyoruz. Dolayısıyla Ankara’da Bekir Bozdağ’da çıkıp konuya sahiplenemedi. Ne yani ilk kez mi yanlış konuşacaktı? Biz yaptık derdi olur biterdi.
 

Bu arada geçenlerde asrın liderinin “one minutes” çıkışında Davos’ta modaratör olan Washington Post gazetesi yazarı David İgnatius, uzun bir yazıyla Ankara’nın Rıza Sarraf’ı kurtarmak için sergilediği çabayı ortaya koydu. Düşünüm konu ne kadar aile meselesi haline gelmiş ki, Washington ziyareti sırasında konuştuğu zamanın başkan yardımcısı Biden’ın eşine, “kocana söyle de Rıza’yı bıraksınlar iyi çocuktur” dediğini de yazdı. O sırada Asrın lideri de Biden’a aynı şeyleri söylüyormuş.
 

Görüldüğü gibi konu savcı Baharara’nın ilk açıklamalarında bu dava bazı saraylara ulaşacak demesine bir anlam kazandırıyor. Biz sizlere AKP iktidarının Sarraf konusunda lobi ve Trump’a ulaşmak üzere akıttığı paralar ve faaliyetler konusunda sayfalar dolusu yazı yazmıştık. En son Ankara takas bile önerdi. Sonuç davanın Amerika’nın gündemine oturması ve daha da önem kazanması.

Bu arada Türkiye’ye teğet geçen ekonomik kriz delip geçmeye başladı. Birçok iş kolunda işyerleri kapanırken, bankalarda kredi musluklarını kısmaya başladı. Ülkemin miras yedi halkımın kredi borcu ise 350 milyar doları aşmış. Enflasyonun yüzde 17-18 arasında olduğu vurgulanırken, hükümet vergide vergi diye bastırıyor. Haktır verilmesi lazım. Özellikle bugüne kadar vergi vermeyen çiftçinin Büyükşehir projesiyle mahalleye dönen köylerinde arsa olarak tarlasının, emlak olarak ahırının ve hayvanlarının vergisini vermesi de bir haktır yani. Özetle konu “kendim ettim kendim buldum” şarkısı gibi.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI