Bugun...
TAVUK MU, FETÖ MU?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-08-2017 16:15
     

         Bugün yazıya bal Mahmutluk yapmadan başlayıp dışardan ilginizi daha çok çekecek konulara gireyim dedim. Sonra sizleri tatmin etmek için alışık olduğunuz gibi Türkiye’de sahte gündeminde çene çalarız.
 

         Biliyorsunuz Avrupa’da Tavuk çiftliklerinin bir tür bakteriden korunmak için tavukların yemeklerine kattıkları ve insanlar için zararlı fipronil ve amitraz isimli kimyasallar yumurtalarda görüldü. Avrupa’da bunun üzerine milyonlarca yumurta toplanıp imha edilirken 150’den fazla Avrupa’nın en büyük tavuk çiftliği kapatıldı. Bu haberler yazılıp çizilmeye başlanınca organik ve otsu yaşayan bizimkilerde kolları sıvadı. Ardından Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı derhal böylesine bir tehlikenin bizde olmadığını açıkladı.
 

         Ama benim yetkililere bir çift sözüm var. Gerçekten bizde adını yukarıda yazdığım ilaçlar kullanılmıyor olabilir, ama. Evet, ama tavukçuların anlattığına göre, bize Avrupa’da kullanılan ilaçlar pahalı geldiği için daha ucuz ve halk sağlığına zarardan dolayı yasaklanmış olan başka bir ilaç kullanılıyormuş. Adı DDT. Hatırladınız değil mi? Acaba Bakanlık yumurtalarda DDT izi sürdü mü, buldu mu, bulamadı mı? Her halde hayırsever bir vatandaşın alıp yumurtaları özel bir laboratuvarda tahlil ettirmesini bekliyorlar.
 

İlişkiler

         Tabii artık bu arada Avrupa ile kayışı kopardığımızı söylememe gerek yok. Bunların tamamen bir siyasi oyun olduğunu düşünüyorsanız büyük hata edersiniz. Fransız, Alman, Avusturya, Macar ve İspanyol yetkililer bizimkilere kızgınlar. Sebebi belli. Bu arada AB bakanı olarak seçilen kişinin durumu düzeltmek için sarf ettiği anlamsız laflarda milletin çileden çıkmasına yetti. Bence beter olsunlar. Millete ılımlı İslam, ılımlı İslam diye Vatikan pompaladı, bizim uyuyan sülalede yuttu.  
 

         Geçenlerde ABD Savunma Bakanı Jim Mattis Ankara’ya geldi. Mattis’in bir görünen bir de tahmin edilen gündemi vardı. Görünen de sanki ABD Savunma Bakanı, Irak, Suriye ve Irak Kürt referandumunu görüşecekti. Buna karşılık Ankara’da saray kendisine neden YPG’ye silah ve cephane veriyorsunuz diye şikayette bulundu. Toplantı sonrası Amerikan tarafı ağzını açmadı. Anlaşılan Asrın liderine “he” dememişler.
 

         Birde görünmeyen gündemde yer alan planlar Ankara’da birilerinin kulağına fıslanmış. Ben konuşmaların bir köşesine sakın ha Ruslardan silah almayın uyarısının da yerleştiğinden eminim. Bence Washington tarafından Ankara’ya yerleştirilen iktidar mensupları bu uyarıyı ciddiye alsalar iyi olur. Bu uyarının ilki rahmetli Adnan Menderes’e yapılmıştı, dinlemedi gitti. Sonra buna benzer, İskenderun Demir Çelik için Demirel’e yapıldı o da gitti. Çünkü onlar, getirdikleri adamların zayıf yerlerini ve nereden nasıl yıkacaklarını iyi bilirler.
 

         Ayrıca Barzani çulsuzu da referandum yapacağını söylemiş. Her ne kadar tutarsız Bahçeli savaş nedenidir dese de, patronları olan AKP’li Başbakan, referandum savaş nedeni olamaz demiş. Anlaşılan bağırıp çağırıp sonra da kabullenecekler. Şu sıralar Türkeş’in kurduğu partiyi çorap söküğü gibi dağıtan Bahçeli’nin itibarı da gücü de kalmadı Artık gelecek seçimlerde Başkan Yardımcılığına da ihtiyaç kalmadığına göre memleket Adana’da yaptırdığı kale gibi barınağa kapanır ve bahçesinde antik araba sürer durur.
 

-Parasal konular ve siyaset

        Bilmem haberleri dikkatle izlediniz mi? Amerikan kredi kurumu Fitch Amerikan Federal hükümetine bir uyarı yayınladı. Halen federal bütçenin borçlanma tavanına ulaşıp aştığını ve bu tavanın biraz daha yükseltilmemesi halinde ABD hazinesinin notunun yeniden düşürüleceğini duyurdu. Şimdi biliyorum aklınızdan geçiyor, bize ne? Beter olsun ABD diye falan. İyi de durum öyle değil.

 Bizim aklı evveller bir iş yapmış burnumuz bir şeyden çıkmıyor.

        Anlatayım. Daha önce ülkelerin paraları hazinelerinde veya stoklarındaki altın miktarına göre hesaplanırdı. Yani paranın karşılığı olarak. Bizimkiler bu altın olayının hakkından gelmişler ki, ABD Hazine Bakanlığının tahvillerinden satın almışlar ve Türk lirasının değerini de bu tahvillere endekslemişler. (Bu konuyu eski hazine müsteşarı Mahfi Eğilmez NTV’de anlatmış ve uyarmıştı) Geçen ABD borçlanma tavanı ilk geçildiğinde Amerikan hazine bonolarının değeri düşmüş ve Türk lirası da 4 liraya kadar ulaşmıştı.
 

        Şimdilerde ise Ağustos ayında ABD Kongresi tatilde olduğu için Eylül ayının ilk haftasından sonra çalışmalara başlayacaklar. Ancak görünen o ki, Kongre’deki başkanın partisi Cumhuriyetçilerde Trump’tan memnun değil. Bu yüzden Ekim ayı başına kadar ödeme gücü kalan Amerikan hazinesinin borç tavanının yükseltmelerini beklemiyorum. Eğer durum bu şekilde gelişirse, yılbaşına kadarda Türk lirası 4 lirayı vurur ve geçer.
 

        Amerika’dan son bir gelişme yeni başkan Trump’ın seçimde en fazla oyu aldığı eyaletlerde bile dibe vurduğunu gösteriyor. Tabii bu arada arkadaşı Yüce divana götürme işleminin süreci de devam ediyor. FBI ve CIA bazı şeyler de ayrıntıya inmişler. Amerika benim yaşadığım son 40 yıl içinde değişik tiplerin başkanlığını gördü ama Nixon dâhil hiç bunun gibisini görmedi. Bakın biraz önce parasızlıktan söz etmiştim. Adam kalkmış bundan dört yıl önce onarılan Beyaz Saray’ı yeniden onarmaya. Hesap söylenene göre 7 milyon doların üzerindeymiş. Son defa Beyaz Saray 2015’te onarılmış.
 

        Arkadaş şimdilerle komşularıyla tepişmeye devam ediyor. Meksika ve Kanada ile ABD’nin imzalamış olduğu NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) üzerinde tepiniyor. Kanada Amerikalıların sınır girişlerine sınırlama getirdi. Şimdilerde Meksika’nın aynı yolu İzleyeceği söyleniyor. Manzara sizlerin hiçte yabancı olmadığı bir manzara. Hani bizim asrın lideri de tüm komşularla tepişmiş falandı ya. İşte öyle
 

FETÖ’cüler nerede?

        Bu arada Milliyet gazetesinde bir resim gördüm. Önce hayret edeyim dedim sonra durumu çakalladım. Bir zamanlar FETÖ’nün Washington imamı, bir gazetenin yazarı olarak asrın liderinin uçağında. Gözler velfecri okuyor. Sonra anladım. Bu adamın biz ABD’nin ajanı olmasından şüpheleniyorduk. İyide baştaki hükümeti kim yerleştirdi? ABD. İkisinin bir birlerini koruyup kollamalarından daha doğal ne olabilir. İnanmayın FETÖ kavgasına. Bunlar birbirinin aynısı, başa sen geçtin, ben geçerim tepişmesi.
 

        CHP’nin Washington temsilcisi Yurter Özcan geçenlerde bir yerin kılı olmak için yarışan yandaş yazara sinirlenmiş. Ne hikmetse yandaşlığı sonradan seçenler aynı tip oluyor. (Bunun benzeri NTV'de Oğuz Haksever) Ben de sonradan okudum Fuat Uğur denilen ve yandaş basında çalışan zat elma ile armudu karıştırmış. Mesela “O gizli görüşmeyi yapan Genel Başkan Yardımcısı kim?” başlıklı yazısında bir muhalefet partisi genel başkan yardımcısının görüşmeyi yaptığını ileri sürüyor. Ama kazın ayağı öyle değil. Görüşmeyi yapan bir genel başkan yardımcısı ama muhalif değil, iktidarın bir genel başkan yardımcısı. Yani AKP’li. O kişi daha sonra ve önceleri de FETÖ ağayla görüşen, kozmik odanın açılmasına neden olan siyasetçiydi. O zamanlar ilişkiler daha fazla bozulmamıştı.
 

        Bu konu tamamen AKP’nin hedefi şaşırtma ve CHP’ye çamur atma olayı. Konuda söz konusu edilen şahıs o zamanlar hala AKP Genel Başkan Yardımcısı olan Bülent Arınç’tı. Zaten orada gazetecilik yapanlar iyi bilir ki AKP Amerika tarafından kurulan ve yönetilen bir partidir. Biz AKP’li yetkilinin gizlice bir yerleri ziyaret edip sonra FETÖ’ya bilgi verdiğini biliyorduk. Elçilikteki basın toplantısında kendisine FETÖ’yle görüştünüz mü diye soranda benim gazeteci arkadaşım Yılmaz Polat’tı. Bülent Arınç bu soruya öylesine sinirlenmişti ki, Yılmaz’a “sen Türkiye’ye gelirsin” diye tehdit etmişti. Ha diyeceksiniz ki, muhalefet Amerikalı yetkililerle görüşemez mi? Tabii ki konuşur görüşür. Mesela Erdoğan çaktırmadan Beyaz Saray'a bile gitmişti Belediye başkanıyken. Daha hafıza de neler ve kimler var, döktürmeyin ortaya.
 

        AKP kendi suçlarını başkasına yamamakta üstüne yoktur. Eğer o kadar bu konuya hassaslarsa FETÖ’nün Washington imamının saray uçağında ve reise yakın bir Üniversitenin rektör yardımcılığında ne işi var onu vurgulasınlar. Bu kişinin Amerikan istihbaratı ile ilişkisini güçleri yetiyorsa sorgulasınlar da yiğitliklerini görelim bakalım. İş öyle kahrolsun Amerika demekle bok atmakla olmuyor bu işler.
 

        Bu arada bayılıyorum, Mustafa Kemal’i karalamaya çalışanların da onun adına konuşup başkalarını eleştirmesine. En sonunda onlarda Atatürkçü oldu.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI