Bugun...
Tarihten…


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-01-2018 08:45
     

Tarihe "Kepçe Savaşı" olarak geçen, 1596 tarihli bir Haçova Meydan Muharebesi vardır. 

İçindeki ilginç hikâyeyi, Tarih meraklıları bilir. 

Ordu bir ara bozulur gibi olur. Sipahiler dağılır, düşman karargâha kadar sokulur. 

Hükümdar otağına düşman ayağı değmesin diye yardımcı kuvvetler son bir hücumla düşmanı durdurur… 

***

 

OSMANLI TARİHLERİNDE OLAY ŞÖYLE ANLATILIR:

"Osmanlı karargahındaki Seyis, Aşçı, Deveci, Katırcı ve Karakullukçu denilen hizmet grubu, yağmaya dalan düşman askerlerine karşı kepçe, çadır kazması, balta, odun yarması, lobut ve odunlarla hücuma kalkarak, önlerine geleni tepelemeye koyuldular ve 'Kâfir kaçtı!' diye bağırmaya başladılar. 

Bu sesin etkisiyle düşman askerleri paniğe kapıldı, öncü kumandanı (Cağaloğlu) Sinan Paşa gizlendiği pusudan çıkarak süvarileriyle düşmanın arkasını sardı. 

Bataklıklara sürülen düşman askerlerinden 50 bini kılıçtan geçirildi."

Bu arada bir eli hafif sakat olduğu için Yeniçeri ocağına yazılamayan "Çolak Hasan"ınki gibi ferdi kahramanlık olayları da yaşandı.

Ocağa yazılamadığı için kahırlanan Çolak Hasan'ı cepheye, O'nu sarayın bahçesinde ağlarken bulan Hoca Sadeddin Efendi getirmişti. 

"Askerlik sadece muhariplik değildir; sen de mutfak askeri olursun" demiş; sonra da onu sefere katmıştı. 

***

 

"BEN GİDİYORUM; İSTEYEN GELİR!.."

"Çolak Hasan, ordunun bozulduğunu görünce, hemen koşarak, mutfak çadırının önünde toplanmış olan kalabalığın karşısında nefes nefese durdu. 

Onlara; 'Ne duruyorsunuz? Kâfir, sultanımızın otağına saldırıyor. Bir şeyler yapmazsak, Otağ-ı hümayunu düşman çizmeleri kirletecek!.. 

Ellerimiz bağlı bekleyemeyiz. Biz Türk değil miyiz? Analarımız bizi hangi günler için doğurdu?' diye bağırdıktan sonra, mutfak çadırına girerek direklerden birinde asılı olan baltayı kaptı. 

Elindeki baltayı hırsla sallayarak; 'Ben gidiyorum, isteyen gelir' dedi… 

Herkes ne bulduysa eline alarak, Hasan'ın peşine takıldı. Kiminin elinde bıçak, kiminin elinde satır, kiminde de kepçe vardı. Hatta bazıları ocaktan çektikleri ucu yanmış odunlarla hücuma katılmışlardı." 

 Belki de tarihin bu dakikaları, Allah'ın lütfuyla Çolak Hasan'ın şanlı şehadeti için yazılmıştı.

"Ağır yaralanan Hasan, Sultan'ın çadırına getirildi. Bir ara gözlerini açtı. Çadır kapısından Padişah'ın girmekte olduğunu görünce; 'Çok şükür, çok şükür Padişah otağına kâfir girmedi' diyerek son nefesini verdi. 

Çadırda dualar, şehitlerin acısı, zafer sevinci ve göz yaşı birbirine karışmıştı."

***

 

VE CELALİ İSYANLARI…

Sonunda düşman bozulmuştur. Ancak ilk dağınıklığın hesabı da ağır olmuştur. 

Öyle ki savaşın başındaki disiplin bozukluğu ve dağılmanın faturası, ağır bir güvenlik sorunu olarak sonraki yüz yıla yayılmıştır. 

Cağaloğlu Sinan Paşa, ertesi gün askere yoklama yaptırmış, cepheden kaçanları idam ettirmiş, savaşa gelmeyen 30.000 Tımarlı sipahinin dirliğini kesmiş ve firarilerin mallarını müsadere ettirmiştir.

Akabinde herkes, hasmını gammazlayarak intikam almağa kalkmış, tımarları ellerinden alınanlar, memleketlerinden kaçarak eşkıyalığa başlamıştır. 

Osmanlı tarihinin 17. Yüzyılına damgasını vuran "Celali İsyanları"nın bilançosunun bu kadar ağır olmasının sebebi, işte bu muharebe kaçaklarının, tedbirden uzak bir şekilde cezalandırılmasıdır. 

1596'da memlekette 5 bin "Celali" varsa, buna 30 bin asi daha katılmıştır. 

Bu sayı o zamanki muvazzaf askerlerin yaklaşık beşte biridir. 

Yani bugünkü "FETÖ'cü sızma"yla aşağı yukarı eşdeğerdir.

Bu olayın bugünkü karşılığı, 2015'te görüldüğü gibi, Gülen Cemaatiyle HDP'nin, FETÖ'yle PKK'nın iş birliğine gitmesidir. 

Tarihten ders ve ibret alacaksak, bugünkü ceza müessesesi, o günkünden daha tedbirli ve dikkatli çalışmak zorundadır. 

Kazanılacak gafiller varsa kazanılmalı, hainler bütün kin ve intikam duygularıyla yaralı, asiler, örgütlü bir şekilde başıboş bırakılmamalıdır. 

***

 

KISSADAN HİSSE

Haçova Meydan Muharebesinden, bizim kendi camiamız için çıkarılacak dersler de vardır. 

"Parti filanca miktar oy aldı, falancanın gerisine düştü, şu zafer de amma gecikti!.." diye cepheyi terk edenlerin manevi bedel ödemeye başladıkları şimdiden belli olmuştur. 

"MHP artık bitti!.. Bu savaşı kaybettik, yenildik…" diyerek dağılanların, cepheden kaçanların mazi birikimlerinin, manevi mülklerinin müsadere edilmesinin sebebi, firarilerin bizatihi kendileridir. 

Çünkü kimsenin şüphesi olmasın ki MHP, şimdi maddi ve manevi zaferlere doğru koşmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuva'y-ı Milliye ruhunun canlı olduğu Atatürk döneminden bu yana ilk kez bu kadar Milliyetçi bu kadar Ülkücü bir çizgiye gelmiştir. 

Yani 15 Temmuz gecesi itibariyle "Muharebenin" seyri değişmiş, düşman dağılmaktadır. 

Çolak Hasan'la Ömer Halisdemir, şimdi ebedi alemde yan yana gelmiş; bunları konuşmaktadır! 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI