Reklam
Bugun...
Tahran'da Reisimizi üzmüşler


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-09-2018 00:00
     

         Yani son gelişmeleri duyup okudukça, saçımı başımı yolmak geliyor içimden. Tahran’daki zirveye giderken, (Rusya, Türkiye ve İran) Reis kendinden emin herkesin sözünü dinleyeceğini ve bu iki liderinde kendisini huşu içinde izleyecekleri havası yarattı. Belki de bizde bıraktığı intiba bu. Sonuç beklediğimiz gibi rezalet.

          Rusya bayrakları açtı, Reisin önerisi ateş kesi kabul etmedi. Ama Tahran zirvesi nihai bildirisini okursanız Şam’daki Emevi camiinde namaz kılacağız diyen bizim siyasetçilere, şimdilerde o lafları yutturdukları anlaşılıyor. 11 maddelik nihai bildirinin ikinci maddesi bizim Reis ve yardımcılarının tüm Suriye hayallerini ortadan kaldırıyor. İkinci madde aynen şöyle;

         “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış (Vurgulayanlar Reis ve Putin) ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. (Bu maddenin altında da reisin de imzası var) Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. (Burada ABD’ye uyarı var) Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir. (Burada da ABD’ye taş var)

         Bu bildiri öncesi de Reis ile Rus lider Putin arasında canlı yayın sırasında hem de gayet kıvrak bir siyasi tersleşme geçmiştir. Burada bizimki, sıkışıp kalan molla yobazları İdlip’ten çıkarmak için ateşkes istemiş, Putin Reisin bu teklifini reddetmiştir. Ayrıca Reisin teröristlerin silah bırakması önerisine de Ruslar ve İranlılar, teröristlerle pazarlık olmaz tezini işleyerek karşı çıkmışlar. Diyeceksiniz bu bilgileri nereden aldın, Amerikalılardan, Ruslardan, İngiliz ve Almanların haber ajanslarından. Yani bizim yalaka ve yandaş basının yanlış bilgilendirmesi değil.

         Son dakika birlikte tango yapacağı ülke bulamayan Ankara bu kez kanlı bıçaklı olduğu ABD ile yeniden flört etmeye başladı. Washington’dan yapılan açıklamalarda gel kucağıma gel tarzından. Bundan sonraki toplantıda Moskova’da yapılacakmış. Özetle sonuç, Suriye ve Rusya İran, İdlip’teki sayıları 10 bin kadar olduğu söylenen molla radikal dincileri temizlemeye başlayacaklar.

         ABD ve İngiltere ile İsrail’de bu savaşta yandaşlarının helak olmasını önlemek için Suriye depolarında Birleşmiş Milletler tarafından el konulan kimyasal silahları kullandığı yalanı ile bu bölgeye müdahale etmeye çalışacaklar. Irak’ta defalarca kullanılan ama bugün uyduruk bir istihbarat olduğunu kabul ettikleri bu eski oyunla kimseyi kandırmayacaklarını biliyorlar. Ayrıca ne kadar müdahale ederlerse etsinler, buradaki radikal dinci unsurların temizlenmesini önleyemeyecekler. Sonuç Reisin ulvi ve derin ileri görüşlülüğün bir sonucu olarak yeni bir mülteci dalgası tamda ülke ekonomik kriz geçirirken sınırlarımıza akacak.

         İş İdlip ile bitse iyi. Şimdilerde ufak ufak Türk askerlerine ayaklanma ve gizli saldırıların yaşandığı Afrin’de son nokta. Temennim, Suriye ordusu Afrin’ae yaklaşırken çocuklarımızı Afrin’den çıkarıp sınırlarımız içine almak. Her halde bizim Türk toprağı sayılan türbe yeniden seyahat edecek.

         Demin Washington dedim de aklıma geldi. Son günlerde AA yani devletin yarı resmi ajansı bir asparagas haberi servis yapıyor gazete ve TV’lere. Mele “efendim rahip Brunson ile takası düşünülen Hakan Atila öyle bir şey yapmış ki takası engellemiş. Bu Hakan Atilla, biliyorsunuz devlet memuru ve devletin izni olmadan kalkacak devletin bir planını bozmak için kendi davası hakkında Temyize gidecek. Yani bu balonu ve yalanı yiyorsanız helal olsun. Belli ki Ankara bu işteki tersliğin farkında ve işin daha da batmasını Hakan Atilla davayı üst mahkemeye götürdü de ondan oldu tezini işlemeye çalışıyor.

         Söz Washington’dan açılmışken ABD Başkanı Trump’ın başı oldukça dertte. Bir kere kendi adamları içinden bir gurup kalkıp Washington Post ve New York Times gazetesine adlarını açıklamadan birer yazı yollamışlar. Bu gazeteler yayınladıkları yazıları kimin yazdığı bildikleri konusunda bahse girerim. Öyle gelen her isimsiz mektubu yayınlamazlar. Mektubun özelliği Trump’a karşı Beyaz Saray’da bir direnişin oluşturulduğu ve başkanın verdiği her talimatın uygulanmadığı. Bütün Amerikan basın yayını bu konuyu tartışıyor. Bu tartışma tamda Nixon’ın Watergate skandalını ortaya koyan gazeteci Bob Woodward’ın Korku “Fear” adlı kitabıyla aynı zamana denk geldi.

         Bu da Trump’ın başkanlığının Kasım ayıdaki seçimler sonucu oldukça zorlanacağını büyük bir olasılıkla Başkanın “lame duck” (etkisi başkan) oturan ördek pozisyonuna geçmesine neden olacak. Bu açıdan Trump’ın herkesin desteğine ihtiyacı var, Bunlar kilise Musevi Lobisi, Silah satıcıları örgütü, kürtaj karşıtları falan. Bu durumdaki Trump’ın gözü Reisi falan görmez. Birde Allah rızası için Türk televizyonlarında ABD konusunda yorum yapan cahiller sussun ne olur?

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI