Bugun...
Şimdi ne olacak?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-12-2017 00:00
     

Sevgili okurlarım, bu köşeden sizlere felaket tellallığı yapmaktan nefret ediyorum. Ama Türkiye de duman altı olmuş topluluk olmayınca dışardan görünen tabloda arabanın ön tekerlerinin uçuruma girdiğini görüp de susmak için v atan haini olmak gerek.
 

Bu kıtada em önemli konular, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’daki Kudüs oylaması ile New York’ta devam eden Rıza Sarraf konusu. İkisindeki gelişmelerde Türkiye aleyhine. Dikkatinizi çekerim iktidardaki AKP için demiyorum, Türkiye diyorum.
 

İsterseniz BM genel Kurulundan gidelim. Sonuç ABD açısından yüz karası. Evet, Trump’ın bu kararı hem tahrik edici hem de geleneksel Amerikan politikalarına karşı. Bizimkilerin ABD’den umudu kesmiş oldukları bu Filistin tasarısında görüldü. Beklendiği gibi Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin vetosu ardından öncülüğünü bizimkilerin yaptıkları genel kurul tasarısı kabul edildi.
 

Tabii aklıma derhal sormak geliyor. Bu adamlar 13 adet Ege’deki kayalık veya adacıkları verirken veya Yunanlı el koyarken de Birleşmiş Milletler ’deki din kardeşlerinden destek aramışlar mıydı? Hadi onu bırak, Kürt konusunda, Suriye veya Ermenistan konularında kimden destek alabilmişlerdi? Yok, adamlar Türk topraklarını korumak yerine Türkiye’ye kazık atan kim varsa onu korumaya soyunuyorlar.
 

Filistin daha önce de yazdığım gibi hiç umurumda değil. Onlar Kıbrıs Türkleri konusunda basıl bizi arkadan vurmuşlarsa bizim de onlara sahip çıkmamız enayilik. Birde kendilerini iktidara oturtan kişileri ben ne oldum havasıyla satmaları sanmıyorum ki unutulsun. Amerika’nın başında Trump gibi bir dangalak olsa da Amerikan kamuoyu yediği kazığı asla unutmaz. Hatırlatırım, Irak savaşı sırasında Meclis’te yapılan oylamada Amerikalıların istediği olmadı diye yıllarca başımıza kakmadılar mı? Hatta istenen para için Amerikan başkanı yıllarca at pazarlığı yaptığımızı söylemedi mi?

 

Anlaşılan Külliyedekilerin külli geçmişi hatırlamıyor. Bu yüzden ülke tekrar tekrar geçmişi yaşıyor. Bu Genel Kurul toplantısı ve oylamanın bedelini bakalım nasıl çıkacak ve sonuçlarını nerden kazık yiyerek göreceğiz. Artık netleşti, bu oylama öncesi FETÖ’yü alma ve New York’taki Rıza davalarından olumlu yanıt almaktan umut kestiler ki şimdilik bu girişimlerde bulunuyorlar.

 

Gelelim Rıza Sarraf olayına. Bu konu da Türk yandaş basının her ne kadar karalaması ve yanlış köşelere topu atmasına rağmen hızla gelişiyor. Mesela geçtiğimiz günlerde ilk duruşmaların Jürisi karar verememişti. Önümüzdeki hafta ABD’de Noel tatili olduğu için sanırım Ocak ayı içinde karar çıkar. Bu karar sonrası Rıza’nın duruşması ve onun hakkındaki karar açıklanacak. Burada yargılanan ne Türkiye ne de Rıza. Aslında yargılanan Türk siyaseti.

 

Washington Ankara’ya ne yapacağı konusunda işaret verdi. Vize başvurularını 2019 Ocak ayına verme gibi. Amerika’nın diplomatik girişimlerine misilleme yapan Ankara bu kez vize konusunda sessiz kaldı. Öğrenci ve hastaların vize başvuruları konusunda sorun yok ama torunlarını veya çocuklarını görmek isteyen kişilerin başvuruları ne olacak?

 

Anlaşılan Washington, Ankara’daki siyasete Ocak 2019’a kadar ömür biçmiş. Yani, Washington, bir sene içinde Ankara’da bazı gelişmeler bekliyor demek. Bu dönem Washington içinde önemli Amerikan siyasetinde bir yıl içinde başkanın Yüce divan yoluyla görevden uzaklaştırılması da var. Burada beklentilere göre Trump görevden alınacak yerine de Başkan Yardımcısı Pence geçip aynı Nixon-Ford olayında olduğu gibi görevden alınan başkanı affedecek. Ama bu süreç içinde Amerikan derin devleti Türkiye’de başka projeler peşinde.

Şimdi diyebilirsiniz ki, Türkiye bu oyunlarda figüranlık yapar mı veya yapması lazım mı? Tabii ki rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmayan, halkının önüne çıkmaktan utanç duyabileceği hiçbir konusu olmayan siyasi liderlerin bu oyunları bozma şansı çok yüksek. Ama siz gecekondudan gelip dünyanın en zengin politikacısı oluyorsanız. Çevrenizdeki adamları da kendi çetenizden seçiyorsanız, karşınızdaki kişilere bir dizi açık veriyorsanız sizi mıncık, mıncık mıncıklarlar.

 

Son konu askerin yemek duası. Bizde Asker lise ve Harp okulunda okurken Tanrımıza hamdolsun, milletimiz var olsun diye dua ederdik. Bu duada tanrı kelimesini Mustafa Kemal’in ordusunu Türkiye’de çok sayıda dinlerden vatandaşı bulunduğunu düşünen ve tarafsız bir zihniyet seçmişti. Allah kelimesini yalnızca Müslümanların kullandığından yola çıkarsak, bu ülkede askerliğini yapacak, Ermeni, Rum ve Musevilerin yan ısıra Hristiyanların dinini mi değiştiriyorsunuz da Tanrı’yı Allah yaptınız. Böylece kimsenin dini için baskı yapmıyoruz palavrasını da kendi kararlarınızla çarpıtıyorsunuz. Ne mutlu ki ben ve arkadaşlarım Mustafa Kemal’in ordusunda görev yaptık, imamın ordusunda değil.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI