Bugun...
Sakallı bayrak


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 30-01-2018 00:00
     

Kafam hep meşgul. Biz nasıl kötüye doğru böyle hızlı bir değişim geçirdik ve bunu nasıl oldu da fark etmedik, izin verdik. Geçen yazımda da değinmeye çalışmıştım, Türk ailelerinde ve kültüründe yaşanan değişimi. Bunda da Türk toplumunu zehirleyen ve zenginlerin siyasi çıkarları için şantaj unsuru olarak kurdukları gazete ve televizyonların etkili ve suçlu olduğunu yazmıştım. Şu andaki iktidar planlı geldiği için piyasadaki Televizyon ve gazeteleri ya satın aldı veya baskı ile ele geçirdi.
 

Bütün bunlar habersiz değil, bağırta, bağırta yapılırken her şeye duyarsız ve tepkisi halkımız da önüne atılan rüşvet dizilerle uyuyup sesini kızmıştı. Ben bu değişim ve kötüleşmeden yalnızca ampul iktidarını sorumlu tutmuyorum. Bu iktidarın temel kaynağı ve aynı zamanda kuruluşunun fikir babası olan tarikattan kişilerin kurduğu ilk parti ANAP iktidarının da büyük sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

 

Ben o yıllarda da gazeteciydim ama mesleğin daha başındaydım. Mesela Türk gençlerindeki değişimi görmüş, itiraz etmiş, ama başta eşim olmak üzere çoğu arkadaşlarım tarafından taş ve geri kafalılıkla suçlanmıştım.  Mesela herkesin özellikle erkeklerin Tarkan gibi kıvırmaya başlaması o yıllarda beni rahatsız etmişti. Mesela batan Türk ekonomisini Turgut Özal’ın kurtardığı gibi bir yanlışa itiraz etmiştim.  Mesela sıkıyönetimlerden korkan gazetelerin sayfalarında ciddi haberler yerine magazin haberciliğine yer vermesini sevmemiştim.

 

Ben, Kenan Evren döneminde işbaşına getirilen ANAP iktidarlarında, Türkiye’nin tarihinde yaşanan yolsuzlukların en yüksek rakamlara ulaşmasına tanık oldum. Hatta siyasetin bu yolsuzluklara mazeret uydurup arsızlaşmasına kızmıştım, Zamanın takunyalı Başbakanı Özal, memurların bu kadar az maaşla nasıl geçinecek sorusuna “benim memurum işini bilir” sözüyle karşılık vermesini hazmedememiştim  (Daha sonra Özalgiller bu açıklamanın yanlış anlaşıldığını bu sözleri Dışişlerindeki bir soru için kullandıklarını, ileri sürmüştü.) Ne hikmetse bu tür hükümetlerin ana geçim kaynağı hep rüşvet ve yolsuzluk oldu. (Günümüzde bak Rıza Sarraf olayı)

 

Ancak hatırladığım kadarıyla yolsuzluk ve rüşvet konularındaki temel 1980 öncesinde zamanın büyük bir gazetesinin "köşeyi dönme" sözlerinde de saklıydı. Bu gazete okuyucularına bir uçak bile vermeye kalktı. (Daha sonra bu uçağın iskeleti bir apartmanın bodrum katındaki depoda ortaya çıktı.) Gazeteler bu furyada okuyucularına haber değil, masa örtüsü, ansiklopedi, çeşitli oyuncaklarla sayılarını artırmaya çalıştı. Dünyanın umursamadığı bugün “Bir milyoncularda” satılan şeyler için büyük kavgalar yaşandı.

 

Geleceğimiz olan Türk gençleri ile toplumunun ana akım dünyadan kopması son yıllarda erkeklerin sakallanması ile ivme kazandı. Araplaşma ve radikal dincilerin sembolü olan sakal gençler arasında modern görüşlü traşlı yüzlerin yerini aldı. Arap kültüründeki kıvıran erkek figürü bizde de yerleşti. Mesela ben hala kefenleri ile gelenlerin ne zaman Afrin'e gideceğini bekliyorum.Bu sakal modası Musevilerde ve Hristiyanlarda da aynı bele kadar uzanıyor. Kıllanma veya sakallanma kadının kapanmasıyla paralel gelişti ve daha hızlı ilerleyerek erkeğin kıllanması öne çıktı. (Gerçekte durum çok komikti, kıvıran kıllı erkek görüntüleri) Bugün ise kafasının iki tarafını üç numara traşlatan gençlerimiz RAP müzik dinleyerek ufuklarını açıyor. (Bu modalar ABD’nin gelir durumu en bozuk olan gurupları arasında yaygın malesef)

 

Ekonomi savaşa rağmen muhteşemmiş. Doğru, benzinin litresi doların dünya piyasalarında düşmesine rağmen Türkiye’de 6 lirayı aştı. (Trump özellikle ABD’nin ihracatını artırmak için doların düşmesini destekliyor.) Söz Trump’tan açılmışken bu hafta Salı günü ülkenin başına bugüne kadar dallamalıkta zirve yaparak gelen bir başkanın geleneksel “Birliğin Durumu” konuşması var. Kongre’nin Birleşik oturumunda herkesin merakı, bu konuşmada Trump’ın neler söyleyebileceği. Bu konuşmada beklenen şeylerin başında Muhaceret yasası ile ilgili Başkanın teklifleri. 

 

 Bu konuşmada ayrıca Trump dünya olayları konusundaki politikalarının ipucunu da verecek. Doğal olarak Suriye bunalımı ve projeleri ile Kuzey Kore ilişkileri, AB ile gelecek ve İsrail, Asya ülkeleri arasındaki sorunlar konularında bu çılgın başkanın düşüncelerini öğreneceğiz.  Doğal olarak bizim yabancısı olmadığımız bir ileri iki geri politikalarının sahibi böyle bir siyasetçinin sözleri ne kadar önemli bilemiyorum? Amerika ithalat yerine kendi içine dönmeye başladı. (Tam da bizimkilerin her şeyi dışardan ithal ettikleri bir sırada)

 

Söz Suriye politikasına gelmişken, reis kusura bakmasın ama Türk Bayrağını emanet ettikleri ÖSO dedikleri radikal dinciler konusunda dünya onunla aynı fikirde değil. Her ne kadar asrın lideri CHP’yi eleştiriyorsa da bu işte bağırarak haklı olunmuyor. Suriye’de bizimkilerin kol kanat gererek birlikte savaştıkları gurubun Afganistan’da yıllardır kan akıtan Taliban ve El Kaide radikal dincileri olduğunu herkes biliyor. Yani bizimkilerin yandaşları İŞİD'in bir başka türü. Sen istediğin kadar eleştir olmadığını söyle, dünya kimin ne olduğunu aksini söylesen de biliyor.

 

Bu kadar mı? Hayır değil. Bizim zamanımızda askeri konulara, dışişlerine, maliyeye, Meclis’e bakan muhabirlerin bir ihtisası uzmanlığı vardı. Bunlar yalnızca burada çalışanları tanımaz, olayları doğru değerlendirirlerdi. Son Suriye ve Afrin konularını anlatan sahadaki muhabirleri dinledikçe yüreğim daralıyor. Bir kere bu muhabir takımı en başta silahları tanımıyor. (Zırhlı aracı tank diyor) Birliklerin tanımı doğru değil. Ellerindeki silahlar başka bir cahillik. Onları bile doğru söyleyemiyorlar. En azından o silahları taşıyanlara sorup konuşabilirler ama nerede?

 

Birde reis çıkıp Suriye’nin toprağında gözümüz yok demiyor mu? Yüreğim cız ediyor. O zaman sormazlar mı adama “Suriye’nin toprağında gözün yoksa neden işgal ettiğin her yere Türk bayrağı asıyorsun” diye.  Türbeden söktüğün bayrağı oraya asarak vaziyeti kurtaramazsın. Dağa bir bayrak asacaksan yanındaki katil sürüsünün taşıdığı bayrağı as bari değil mi? Sen benim bayrağımı indirenleri bile yargılamaktan kaçındın. Benim askerimin başına torba geçirildiğinde dalga geçtin. Ona torba geçirenlerin bayramını kutladın. Unuttun mu? Biz unutmadık.

 

Benim bayrağım temizdir, şanlıdır, anlıdır öyle her kesin taşımasına izin verilmez ve her yere de asamazsın. Dış basında ordumuzun yetenekleri ve kaybettiğimiz yavrular konusunda çeşitli ve bizim açıklamalarla çelişen yazılar var, önerim onlarında okunup bir akıl süzgecinden geçirilmesi.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI