Reklam
Bugun...
Organik Erdoğan, genetiğiyle oynanmış Trump


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 30-07-2018 13:47
     

          Türk siyasetinde İnce balon efsanesi, çöken ev ve arsalar ile bedelli askerlik ve herkese kafa tutma gibi asparagas gündemlerle günü geçirip torbayı doldurma faaliyetleri sürerken bu fasaryalardan uzak durmak istedim. Bugün ülkemizle ilgili siyasi konulara girmeden ülkemizde popüler olan birkaç günlük olayla ilgili gözlemimi aktaracağım. Eleştiriyorum diye de sakın kızmayın ama bunlar eleştiri değil benim gözlemlerim yanlış olma şansıda yüksek. Neyse!

          İşe ülke yollarında araba kullanmaktan başlayalım. Belki sizler alıştınız ama dışardan gelenleri şoke eden durum trafik. ABD’nin altı veya beş şeritli yollarında önünüzde araba kullanan şoförün uzak doğulu (genellikle de Çinli veya Koreli) olduğunu hemen tahmin eder ve genelde de yanılmazsınız. Zira önünüzdeki araç düşük bir hızla, kararsız, yol vermeden, şerit değiştirmeden ve daha birçok anlamsız işle yolda gider. Birçok Amerikalı uzman, bunu evrim geçirmeden Çinlilerin, bisikletten otomobile geçişine bağlar.

          Ben bizdeki otomobil kullanımını da Çinliler benzetirim ama tersine. Bizdeki evrimde attan arabaya geçiş olmuş. At üzerinde de kavga ve kılıç sallama araba kullanmaya dönüşmüş. Çinli bizimkilere göre terstir, ihtiyatlıdır, bizimkiler saldırır. Mesela arkanızda aynı şeritten gelen araba sizi sağlayıp, önünüze geçer ve oradan sola makas atarak devam eder. Cirit oyunu gibi. Birde makaslama yaparken en basit trafik kuralı olan dikiz aynanızda geçtiğiniz arabayı görmeden önüne geçmeme kuralı hiç uygulanmaz. Ayrıca her ne kadar yasak olsa da araç kullanırken telefon kullanma ve mesajlaşma yaygın.

          Bu arada yaklaşık 40 seneye yakın ABD’de duyduğum fren patlama kazası ya birdir veya iki. Burada hepsinin freni patlıyor ne hikmetse. İşin kötüsü 40 sene uygar bir ülkede araba kullanmaya alışan kişiler anında bizim trafikte tüm kötü alışkanlıklarına yeniden kavuşuyor. Korna çalmak, camı açıp bağırmak en hafifi. Bu yüzden Almanya'da adam gibi araba kullanan gurbetçiler bizim yollarda yapmadıkları cambazlık bırakmıyor.

          Hele direksiyon hâkimiyetini kaybetme denilen merete orada daha rastlamadım. (atın kişneyip şaha kalkması hesabı)  Ne yani insan direksiyon hâkimiyetini kaybedemezse derseniz, tabii kaybeder kaybetmesine de. Burada kimse direksiyona hâkim değil ki. Ama bir gösteriş, lastikleri yakma pahasına saydırma, yolda 150 kilometre altında gitmeme. Genci yaşlısı aynı mal. Oysa orada çocuklar 15 yaşında ehliyet alıyor.

          Derseniz burada arabalar eski falan orada da zenginler dâhil kimse çocuklarına sıfır kilometre araba almıyor. Evde ki eski araba veya internetten yedi ya da sekiz yaşında birkaç bin dolara arabalar satın alınıyor. Bu araçların benzin parasını çocuklar hafta sonları veya okul sonrası çalışarak kazanıyorlar. Bizdeki gibi baba parasını yemek iş beğenmemek gibi bir şansları yok. Liseyi bitirene zengin fakir baba kapıyı gösteriyor.

          Bir başka garabete dikkat çekeceğim. Her yerde dikkat ediyorum bu konuda yayın var. Türk halkı gayet sağlıklı beslenme yolunda çaba harcıyor. Ama bana göre bu çaba da çelişkili. Mesela her şeyin organiğini yiyen bu ulusun sabah kahvaltısı ile akşam mangalda yedikleri gün batarken aldıkları aslan sütüyle ne kadar diyet yaptıkları da ortada. Televizyondaki tüm diziler yemek masasında başlayıp, yemek masasında bitiyor. Hanımın dalga geçtiği bana göre diyette az yiyip her şeyi yemek var. Ama şişen göbekler içinde spor şart.

          Birkaç sabah erken kalkıp spor yapayım dedim kaldığım yerin spor tesislerinde. Çok güzel kırmızı toprak bir yürüme parkuru ve spor aletleri var. Sabah erken saatlerde kadın erkek guruplar halinde yürüme parkurunda herkes. Bizi gören Türk halkının sportmenliğine gıpta eder. Parkurda duyuyorum, hanımlar gün içerisinde pişirecekleri yemeklerin tariflerinin alış verişini yapıp bir öncesi günün dedikodusunu gözden geçirerek yürürken, erkeklerde rahat ve rahvan bir yürüyüş içinde hangi takımın milyon avroluk sporcuyu transfer ettiğini ve maçların durumuna değip değmeyeceğini tartışıyorlardı.

          Sabah sporu yapanların kıyafetleri değme modacıyı çatlatacak renk ve şıklıkta. İnanın ABD’de spor salonlarında sahalarında görmedik bu denli şık spor kıyafetleri. Ama spor ne hikmetse ya birinci turda veya aletlerde beşinci harekette bitiyor. Sanki millet spora değil de oraya kıyafetini göstermeye gelmiş gibi. (aynı marka araba mantığına benziyor). Oysa yaşadıkları her bir kentte hava kirliliği solunmayacak düzeyde, hayatlarının yarıdan fazlası yollarda ve karşılıklı sinir bozukluğu ile geçiyor. Çocuklarını yolladıkları okulda İngilizce yanında uyuşturucu var ama Türkçe eğitim yok. Büyüklerimizde ısrar ediyor Arapça öğrenin, Arapça öğrenin diye. İşte bugünlük kızdırmaca konularım.

 

          Gelelim siyasete; Eskiden futbolda herkesi çalımlayarak ve kıvırarak geçen futbolculara “Samba” yapıyor derlerdi. Dünyada karnavalı ile ünlü Brezilya’da en meşhur dansta bilmem bilir misiniz sambadır. Ama sanmayın ki bu meşhur dansı en iyi yapan Brezilyalılar. Mesela bizde öyle politikacılar öyle sözcüler var ki (Bekir Bozbeyli rekorlarına erişmek mümkün değil) yaptıkları dansla daha önceki karar ve görüşlerinden dönüş ve karşı tarafa uzlaşma için görüş sallamasını değmesin Brezilyalı sambacı yapamaz.

          Bu fikir uzun süredir aklımda. Ama geçen gün zoru görünce Ankara’dan yapılan bir açıklama konuyu aklıma getirdi. Mesela geçen hafta rahip olayında Ankara’da yüksek tepelerden efeler (bu efelerin bir gün söylediklerini uyguladıklarını ne yazık ki görmedik te) mikrofon görünce dayılanırken alt katlardan külliyenin sözcüsü türkücü Kalın ortaya bir laf attı. “Türkiye-ABD ilişkileri kurtarılabilir”. Belli ki reis içerden yahu her şey çok taze benim yerime sen Samba yap dedi.

          Kalın Türkücü doğru söylüyor söylemesine de kurtarılabilirlik neye karşılık? Ne bedel ödenecek saçma bir konuya? Neden rahip pazarlığına Rıza Sarraf davasından hüküm giyen Halk Bankası Genel Müdür yardımcısı Hakan Atilla konusunu katıldı? Ne önerdiniz de ABD, İsrail’e Ebru Özkan’ın salıverilmesi talimatını verdi? İsrailli yetkililer, her ne kadar bizimkiler yalanlasa da Özkan’ın daha mahkeme karşısına bile çıkarılmadığını ve Washington’un ricası olmasa serbest bırakılmayacağını açıklamışlardı.

         Biz bunları dinler ve sorgularken, ABD Başkan yardımcısı Pence Türkiye’ye yaptırım tehdidini FOX televizyonunda tekrarladı. Yetmedi bir de twitter hesabından bu görüşmeyi yayınladı. Şimdi burnuma kötü kokular gelmeye başladı. Bunlar Rıza olayını derinleştirip erişilmez bir yerlere erişmeyi mi hedefliyor diye. Tüm bu sorular uygar ve demokratik özgür batı ülkesinde basın dediğimiz kamuoyunu aydınlatmakla görevli asalak zümre tarafından ortaya çıkarılır ve toplum da doğru veya eğri tepkisini ortaya koyar. Bizim böyle bir şansımız olmadığını bırakın Mısır’daki sağır sultan, Mars’taki uzaylılar bile biliyor. Ama sizin haberiniz yok biliyorum zaten bu yazdıklarımda bizim değil Senegal’in meselesi. Boş verin bayram tatilini kredi kartına yükleyip nereye gideceksiniz onun hesabını yapın.


 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI