Bugun...
Önce müziği sonra dili katlettiler


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 18-03-2018 00:41
     

Geçenlerde Türk toplumu ve dolayısıyla Türkiye’yi geriye götüren gelişmeleri yazmaya çalışmıştım. Konuyla ilgili okuyuculardan çok sayıda mektup aldım. Bugün bu konuyla bağlantılı bir başka noktayı, dili irdelemek istiyorum. Evet, kötüleşmede dil hemen hemen en önde gidiyor. Gerçekte haksızlık etmemek lazım. Önce müziği katlettiler. Sonra dili.
Mesela, bugünün Türkçesinde, bazı deyim ve terimler var anlamakta zorlanıyorum. Ben yaştakilerin birçoğu da benim gibi, bön, bön bakıyor. Dikkat ettim bu deyimler ve terimler daha çok ideolojilere göre sınıflandırılabiliyor. Örneğin solcular ve radikal dinciler tarafından üretilenler genellikle birbirinden çok farklı. Ama bence alt alta yazarsak özetle hepsi de dile ve millete ihanet.


Mesela solcular. Onların jargonu ötekilerden biraz farklı. Birisi öldü mü, “ışıklar içinde uyusun” diyorlar. Sanki herkes öbür tarafa gitti geldiler, orada ortalık ışıklar içinde. Ya öyle sanıyorlar veya temenni ediyorlar. Hangi dilde olmayan varsayımlar. Türkçenin yanı sıra birde yabancı dillerden çalınan terimler var. Çoğunun anlamını da bilmiyorlar. Bu ne kafası anlamış değilim. Hele ölenlerin arkasından, cenazelerde alkışlarla uğurlamaya ne denir? Veya birini kafaya almaya veya bir kızı tavlamaya niyetlenmeye “ona yürümek” diye tanımlıyorlar. Nasıl bir yürümeyse her bir yana çekilebilir yani. Böyle yüzlerce var.


Hani devleti Asrın liderine teslim eden ve kendilerini Milliyetçi diye tanımlayan bir gurup var ya, Onlardan parti de kalanlar da bir başka âlem. Hala nasıl inançsa asker cenazelerinde “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganı atabiliyorlar. Mesela parası olanların çocuklarının askere bile gitmediği çatışmalarda ve cephelerde şehit yoksul çocukları için en çok konuşan onlar. Şehit yoksullarımıza çok güzel cenaze törenleri yapıp ailelerine Suriyeli mülteciler kadar bile yardım edilmeyen kaderlerine terkedilenler. Çocukları taciz edilen babalar. O nasıl bir baba ki, ahlaksız tacizciyi polise bile şikâyet etmiyor. Demek ki yalnız dil değil ahlakta çürüyor.


Radikal dinciler ayrı bir fasıl. Onların jargonunda eğitimsizlik en büyük etken. Mesela bizim zamanımızda askerimiz cephede şehitlik için Allah’a “Allah, Allah” diye koşardı. Şimdilerde dinci ve Rabia işareti yapan askerler, hedefe bakmadan kafasını bile çıkarmadan ateş eden yandaş molla Araplarla birlikte “Allah-ü Ekber” diyerek ateş ediyor. Para vererek askerden kaçanlar çarşafa sarılarak kefenimizle geldik diyorlar. Cepheye gideceğini söyleyen Asrın lideri Cuma namazına 3 bin korumayla gidiyor. Şimdilerde dilleri dönmeyen İstiklal marşını değiştirme havasındalar. Söyleyemiyoruz diyemiyorlar, ilahi gibi söyleyelim diyorlar. Orhan Gencebay’a besteletip Türk müziğinin içine eden Arabesk türüne çevirmeleri gerek. Arap millete Avrupa-i marş hazmedemiyorlar. Onlar da haklılar, ülkede sayelerinde İstiklal falan kalmadı ki.


Gazetelerdeki Türkçe bir başka garabet. Bize öğretilen Haberi Flaş cümlede durumu özetleyin lafı unutulmuş durumda. Ben tüm haberi okuduktan sonra bile olayın nerede, ne zaman geçtiğini ve kimlerin karıştığını anlamakta zorlanıyorum. Haber bitince de manşetle haberin alakası olmadığı ortaya çıkıyor. Televizyonlarda Türkçe konuşamayan süs bebeği rolündeki garip sunucular. Değil mi kelimesi ağızlarında olmuş “demi”, Türkçe gramer diye bir şey kalmamış. Argo da her gün değişen garip Türkçeyi, şimdilerde gecekondu bile anlamıyor ama konuşuyor. Anlasa da toplum öylesine cahil ki bunu değerlendirmekten aciz.


Sosyal medya denen internet kullanımı bir başka yürek acısı. Türk toplumu yalnızlığını burada gideriyor. Cesur vatandaşlarımız karşısındakine söyleyemediğini burada dile getiriyor. Siyaseten sokaklarda meydanlarda yapılamayan özgürlük ve fikir savunuculukları da burada. Sayfalar dolusu fikir tartışması. Olsun en azından bazı konularda fikirleri var diyebiliyoruz. Yaşanamayan sanal bir hayat oradan, sosyal medyada sürüyor. Karşısındakine ise yalnızca saldırıyor. Bu saldırı yalnız siyasi değil yaşamlara yayılmış durumda.


Kadınları ya dövüyor veya bıçaklıyoruz. Ama günlük dilde, “aşkım, hayatım” bu var. İngilizce filmlerde görünen “love” bizde hayat bulmuş. Konuşamadığı İngilizce terimler gırla. “Trendler, likelar” gırla. Burada ortaya çıkan arkadaşlık teklifleri, kendi resmi yerine koydukları resimlerle nereye gittikleri nerede su içtiklerini yayıyorlar. “Selfiler” gırla”. Başta asrın lideri kürsüden haykırıyor, “lan”. Bir kibar kalan benim eşim, bana düzgün konuş diye uyarıyor. Düzgün konuşamayan topluma düzgün konuşmak.


Neyse kimse farkında değil ama ülke hamaset naraları arasında uçuruma doğru koşar ayak gidiyor. Mesela Ekonomi konusunun neresinde sindesiniz? Dolar 3.90 geçti. Bu aldığınız arabadan yaktığınız benzin ve mazota, pazardaki domatese, ete süte etki yapacak. Ama önemli değil, biz en fazla bağıranı beğeniriz. Merak etmişimdir neden Opera sanatçıları siyasi lider olmaz diye. Siyaseten dış dünyadan soyutlanan Türkiye dostu kalmayan yalnız bir memleket havasında.


İçerde anlamsız her türlü tartışma. Olmayan Adalet, olmayan seçim özgürlüğü, olmayan özgürlükler ve olmayan eşitlikler konusunda bilimsel tartışmalar göz yaşartıcı. Olmayan şeyleri tartışan millete ne diyebilirim ki.


ABD başkentinde beklenen ziyaret konusunda hiçbir açıklama yapmadı. Yapsaydı da malumun ilanı olacaktı. ABD’nin ve Rusya’nın başında aynı bizimkiler gibi bir siyasi lider varken Allah memleketi felaketlerden korusun demek geliyor elimden. Zaten bugüne kadar da milletin korumaya üşendiği ülkeyi de ondan başka koruyan yok ya.
 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI