Bugun...
Molla asker bence fes giymeli


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-10-2017 00:00
     

Havalar soğudu. Siyasi havalar da zaten 15 senedir soğuyup duruyordu. Şimdi de bu iktidarın kışına girmek üzere tüm ülke. Bunu, biraz önce dinlediğim gurup toplantılarından anlamak için dahi olmaya gerek yok. Sonbaharı, tüm güzelliklerine rağmen hiç sevmem. Belki de bana ölümü hatırlattığı içindir, bilemem. İnsan, baraj yaşı 60 üzerine çıkınca, esen rüzgârı bile sanki tehditmiş gibi görüyor.
 

Hele siyasi haberlerin ülke yayın sistemindeki kalitesizliği, can sıkıntısına ekstra. Çoğu kişiler Fox TV’yi seyrediyor. Nedendir bilmem haberleri daha bağımsız gibi görünmesine rağmen, televizyonun Soros bağlantıları ve sunucuların Mehmet Ali Birand’ın eski elemanları olmasından kaynaklanan bir güvensizlik var bende. Kanal D haberlerini ise bir İmam Hatipli, arkadaşım Ali Kırca’yı taklit ederek sunmaya çalışıyor. Daha önce de görev yaptığı Kanal 7’de TV sunucusu olamamıştı. Babası müftüydü, kendisi de haberleri sunarken ve yorumlarında o tarafa kaymasını gizlemeye çalışıp, çaktırmasa bile yaptığı yorumlar rengini belli ediyor. Nasıl herkese çamur atan huysuz biri tiplemesi benimki.
 

Gelelim gündeme. Farkındaysanız, AKP’nin üniformalara karşı alerjisi, düşmanlığı başka konular ardına saklanarak ortaya çıkıyor. Önce poliste türbanlı kadınlara izin verdi. Şimdi de Kara Harp okulunda türbanlı subay çıkarma çabasında. Böyle kıvırtmaya gerek yok. Oldu olacak, kepi ve şapkayı da kaldır hani o danışmanın Maraş dondurmacısı kıyafetli kendinden mülhem tarihçi (Her halde onun bildiği tarihte fıkra kitaplarına girecek) Kadir Mısırlıoğlu’nun giydiği türden fes koy. Olsun bitsin. Bu kadar basit. Zaten kan kokan Harp Okulu şimdilerde bir İmam Hatiplinin başında olduğu Üniversite havasında. Oranın da suyu çıktı.
 

Zaten askeri okulları da İmam Hatiplere çevirdiler. Askeri liseleri de Araplara satmadı mı? Nasıl yağmuru yağdırmak için yağmur duasına çıkıyorsa, düşmanı bir Fatiha üç kulhuvallahu ile defeder gider. Ama tepişme öyle olmuyor. Bak Arap kardeşlerine, hepsi birleşip, tabansız Yahudi’nin önünde tabanlarını yağlayarak nasıl kaçtı. En fazla bizde, Süleyman Şah türbe olayında olduğu gibi kaçarız. Kaçmak yiğitliğin onda dokuzuymuş derler.
 

Sabahki haberlerde, Irak Kürt bölge parlamentosunun, Başkanlık ve parlamento seçimlerine gideceği vardı. Oldu mu bir kıtada iki başkan. Hem de birinin petrolü var. Altın varaklı saray yarışmasını Barzani’nin kazanacağı konusunda bahse girerim. Bakalım o zaman bizimki en, enler (en uzun yol, en büyük havaalanı, en büyük köprü, en pahalı otomobil, en son telefon gibi) sıralamasına neyi sokacak. Aralarında boy mesela konu olabilir. Barzani kısa, bizimki uzun. Avantaj bizde. Bu arada o cephede Barzani’nin rakibi ve Bağdat hükümeti ile arayı yumuşatan Celal Talabani ölmüş. Bir süredir hastaydı zaten. Ben Kendisini Washington’da bundan 25 yıl önce tanımıştım. O yıllar Özal'ın isteği üzerine PKK ile Ankara arasında arabuluculuk yapıyordu. ABD ile yakın ilişki içindeydi. Allah Rahmet eylesin.
 

Kürt referandumu ve Ankara’nın tehditlerine gelince manzara aynı, Kuzey Kore ile ABD arasındaki atışmaya paralel  seyrediyor. Bu tırmandırmanın sonucunda savaş çıkmasını bekleyenler doğal olarak avuçlarını yalayacak. Hele hele şimdiler de Talabani de yok seyredin durumu. Tam bir komedi. Birkaç aya kalmaz Barzani Ankara’yı ziyaret eder ve külliyenin külleri arasında asrın lideri tarafından şatafatlı bir törenle karşılanır. Nasıl olsa bizimkiler kolay kandırılıyor. Dünya da siyasetçiler arasında böyle kandırılmaların bir bedeli vardır. Bizde ise aynı papaza günah çıkarma gibi. Söyleyince püri pak.
 

Biz bu abur cubur işlerle uğraşırken, esas konuyu kaçırıyoruz. Konumuz Ekonomi. Benim okuyucum hatırlar, aylardır bu köşeden, felaket tellallığı yapıp duruyorum. Hükümet tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını, dış borcun katlanarak arttığını, devletin kasasında para kalmadığını, Türk lirasının gerçek değerinin şu anda yaşanmadığını zira suni olarak pompalanan dövizlerle büyük sıçramaların önlendiğini, yazıp durdum. Kimse inanmadı. Özellikle yaz aylarının rehavetiyle her şey güzel geldi.  
 

Sonuç, bugün benim sürekli uyarılarımın ne kadar doğru olduğunun ortaya çıkması. İşin garibi, ülkenin emeklilerine maaş veren Sosyal Güvenlik kurumlarının da sıfırı tüketmiş olması. Hani Erdoğan, Kılıçtaroğlu'na SSK'nın başındayken batırdın diyordu ya. İşin aslı anlaşılan bu kurumu batıran kendisi oldu. Aslında ben ekonomi dâhisi değilim. Hayır, pek de iyi ekonomi bilmem. Tek bildiğim herkese açık olan bu konuda yurt dışındaki uzmanların Türk ekonomisi konusundaki analizlerini okumak ve anlayabildiğimi de yayınlamak. Yandaş basında okuyor ama yayınlamıyor. Kimse kararan gökyüzüne bakmak istemiyor ve kafayı kaldırmadan hava güneşli diyebiliyorlar. Oysa kasırga geliyor.
 

Son konumuz, yok olan kültürümüz. Hani iktidar mensupları, opera, bale, oda orkestrası veya senfoni falan dinlemiyorlar ama kardeşim o övdükleri Osmanlı’dan kalan Türk müziğini de dinlemiyorlar. Hep kulaklarda lay lay lom. Hele gençler doğru konuşmayı bile beceremiyor. Mesela ABD’de siyahlar İngilizceyi bozarak kendilerine has bir duruma getirmişler. İyi eğitimli bir Amerikalı siyahta sokaktaki bir siyahın konuşmasını anlayamaz. Ben bu duruma bizzat tanık olmuştum. Şimdilerde de sokaklardaki günlük Türkçe kitaplarda bizlerin okuduğu gramerinden sorumlu olduğumuz Türkçe değil.
 

Demin onların dinlediği müzik için lay lay lom demiştim ya. İnanın ülkede her şey lay lay lom. Sizde koy verin gitsin batacağı yerde batacak zaten sizde kurtaramazsınız.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI