Bugun...
Koyun sürüsü Kurtlar vadisine karşı


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-03-2018 07:38
     

         Türk televizyon dünyasında ki yapımcı ve tarikatçı iki kardeş, kavga edip ayrılmadan önce, yıllarca onların yaptığı bir diziyi izledim. Dizi veya konusuna bayıldığım için değil, özellikle bu dizi yoluyla o yıllarda işbaşında bulunan AKP iktidarının politikaları konusunda bilgi sahibi olmaktı amacım. Mesela o dizide Türkiye’nin Ortadoğu ve Batılı müttefikleri ile politikaları tartışılırdı. Veya ben buna inanıyordum. AKP sanki bu diziyle, kamuoyunda nabız yokluyor gibiydi. Sonuçta bu dizideki söylemlerin pek de boşuna olmadığını fark ettim.

          Sözünü ettiğim dizi “Kurtlar vadisiydi”. Aslında komik denecek basitlikte ve aptalca mafya ayak oyunlarıyla çekilen hiçte bir çete reisliğine yakışmayan bir kişinin oynadığı zırva bir şeydi Özetle tüm Türk dizilerinde görülen saçma sapan senaryosu vardı. Dizi o kadar tutulmuştu ki, dizinin kahramanı Polat Alemdar rol icabı ölünce ülkede yas ilan edilip kurbanlar kesilmişti. Dizi hükümetin resmi yayın organı gibi olan bir kanaldan, başka bir televizyon kanalına geçince, bizde Doğan Gurubunun AKP’ye teslim olduğunu anlamıştık. Sonra millet artık bıktı. Bu arada iki kardeş kavga ederek birbirinden ayrıldı ayrı yapım şirketleri kurdu. Eski diziyi götüren kardeşin çırpınmaları para etmedi dizi yok olma yoluna girdi

          Ayrılan kardeşin bu kez aile televizyonu ATV’de oynattığı Kurtlar vadisi türü yeni dizi “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” sanki bana aynı mesajları veriyor izlenimi bıraktı.       Yakın çevreye silah satışı yapan Laz Mafyası, devletin İstihbarat örgütleri ile birlikte çalışarak uyuşturucu tacirlerine savaş ilan ediyordu. Neyse bu dizinin son iki bölümü bende, yıllar öncesinin aynı konusunu izliyormuşuz izlenimini kuvvetlendirdi.  Özellikle son bölümde bir mesaj vardı ki, bence AKP’nin son politikalarıyla birebir örtüşüyor.

          Seyredenler hatırlasın, seyretmeyenlerde duysun öğrensin diye yazıyorum. Geçen dizinin son bölümünde Türk İstihbaratı içindeki Amerikancı yetkililer tutuklanmış, sorguya alınmıştı. Bu soruşturmaya alınan ve tutuklananlar nasıl olmuşsa olmuş, Ankara’nın talimatı ile serbest bırakılmıştı. Bu dizi bir şekil gazı veriyor, halkın tepkisini ölçüyor gibi. Son bölümdeki mesaj Ankara yönetimleri üzerindeki NATO ve CIA baskısı ile Batının ne kadar etkili olduğu, CIA (Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütünün) ne kadar hükümet içine girdiğini gösteriyordu. Biraz senaryo Kaçak saray kokuyor. Laz bir aile olan ve kardeşinin ölümü üzere aile çetesinin başına geçen Hızır Çakırbeyoğlu çokta vatansever bir mafya lideridir. (Acaba Sedat Peker’i mi canlandırıyor desem, tipler uymuyor. Hangi siyasi Laz çeteyi kastediyor karar veremedim. Reise mi çiçek atıyorlar)

          Şimdi diyebilirsiniz ki “Kel alaka”? Alaka şu, Batılı başkentlerde de Türkiye’nin NATO üyeliğinin sorgulandığı şu günlerde, Ankara’nın da bu ittifaka karşı tutumunu netleştirmesi bekleniyor. Daha önce de yazmıştım, Batı başkentlerinde Türkiye’nin Kore savaşına girip binlerce çocuklarını feda etme uğruna üye olabildiği bu örgütten atılması yolundaki düşünceler kuvvet kazanıyor. Bu durum bana geçmişteki bazı olayları da anımsatıyor. Mesela Radikal dinci guruplar niyetlerini ilk kez hocaları Necmettin Erbakan zamanında açıkça söylemiş ve hatta Necmettin Hoca bir İslam NATO’su kurmaktan söz etmişti. Hatırladığım kadarıyla Kaddafi ziyareti sırasındaki konuşma ve davranışları Batının tüylerini diken diken etmişti.i.

          Diyebilirsiniz ki bu iktidarı ülkenin başına musallat eden ABD diye yazıyorsun. Sonra da kalkıyor Batı ile tepişiyorlar diye anlatıyorsun. Doğru. Ama Ortadoğulu diktatörlerde sizlerin gözünden kaçan bir ortak tavır var. Geçmişi inceleyin bakın Iraklı Saddam Hüseyin, Libyalı Muammer Kaddafi, Mısırlı Enver Sedat ve Suriyeli Hafız Esat hep aynı rolü oynadı. Birileri tarafından işbaşına getirilip sonra palazlanınca patronlarına kafa tuttular veya yanlış politikalar uyguladılar. Mesela Saddam Kuveyt’e girdi, Kaddafi PANAM yolcu uçağını düşürdü. Hafız Esat Beka’ da Filistinlilere İsrail’e rağmen kucak açtı. Falan filan.

          Ankara’da aynı çizgide koşuyor. Kendisini iktidara getiren patronlara kafa tutuyor. Sonuçta o patronlarda ne zaman nerede bu belayı boğacaklarını geçmişteki deneyimlerinden iyi biliyorlar. Bir yere kadar serbest bırakıp sonra işe yaramayıp tehlike arz edince vur kıçına tekmeyi yuvarla öbür tarafa. Mesela Saddam’a yanlış talimat vererek Irak’ı ve diktatörlüğünü yıktılar. Aynı oyun Kaddafi’ye de oynandı. Onu da yerle yeksan ettiler. Son kez Suriye’de oynanan oyunu Akdeniz’de donanma üssüne ihtiyacı olan Ruslar bozdu.

          Batı basınında birçok basın organı bizim Afrin harekâtını başka şekilde değerlendiriyor. Mesela, geçmişte AKP iktidarının İmralı’ya bile giderek PKK ile pazarlık yapmasını, sınırları açıp PKK’lılara bir tür af operasyonu düzenlemesini, sonra bir başka Kürt Barzani ile muhabbeti ve daha sonra da YPG’lilerle birlikte Süleyman Şah türbesini taşıyıp sonra da YPG’lilerin Türk topraklarından silahlarıyla davul zurna ile Suriye’ye geçirilmesini unutmuyor. Onlarda bizlerdeki gibi balık hafızası yok. Dolayısıyla onlara göre Afrin harekâtı, Saray’ın bir seçim oyunu ve aynı zamanda Balyoz ve Ergenekon duruşmaları ile 15 Temmuz darbesi ile itibar yitiren askere itibar iadesi olarak görülüyor. Yani bir taşla iki kuş vurmak.

          İyi de benim aklımın almadığı, ABD’ye sövüp sayarken neden Washington’a 15 kişilik bir ricacı takımı yolladıkları. Veya itibarını yükseltsin diye ne kadar ABD’de soruşturma altında lobi şirketi varsa kiralamaları. Afrin benim anladığım kadarı ile Ankara’nın başına çok sorun açacak. Bir kere Türk askerinin, yağmacılık yapan radikal dinci çapulcu ÖSO’luları önlemeyip seyretmesi, ileride bir savaş suçları davası konusu olabilir. Afrin’e giriş bir iki patır kütürden öte başka bir şey değil. Çıkış nasıl olacak ve kim saptayacak neler olacağını göreceğiz. Etrafımız da tek bir dost bırakmamışken sırtımızı PKK’ya silah veren, ABD ve Rusya’ya dayamak, aklım almıyor.

          Irak istenen PKK’ya karşı kara operasyonunu kabul etmediğini açıkladı. Biz içerde hala tek bir ayrık ses kalmasın diye basın-yayın kurumlarını temizlerken durum açmaz gibi görünüyor. Öte yandan New York’ta Rıza Sarraf’ın avukatları Amerika’dan FETÖ’yü almaktan umudunu kesen Ankara’daki hükümetten nasıl baskı ve şantaj gördüklerini mahkeme de anlattı. Belli ki orada da yumurta kapıya gelmiş durumda. Ben bu yaz ülkenin biraz sıkıntılı geçireceğine inanıyorum. Hadi hayırlısı

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI