Bugun...
Kız kedi kaçtı


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 02-11-2017 06:55
     

Türkiye’den ayrılıp, herkesin tüm fesatlıkların kaynağı olarak tanımlanan Washington’a en sonunda gelebildik. Ancak bu gelişimiz de biraz olaylı oldu. Türkiye’deki evimizden ayrılıp İstanbul’a uçtuk. İstanbul’da ev yerine havaalanına yakın iyi bilinen bir otelde yer ayırtmıştık. Doğrudan Otele geçtik. İlk hayal kırıklığını orada yaşadık. İnternette verilen fiyatı değiştirdiler. İnternette verilen fiyata dâhil olan kahvaltının da olmadığını öğrendik. Artık yediğimiz kazıklara sesimizi çıkarmadan kabullendik.

 Uçağımız erkendi. Ertesi sabah erken kalkıp havaalanına gittik. Yanımızda üç kedi götürüyorduk. İkisi kabin içinde kafeste, biri ağır olduğu için uçağın altında kargo bölümünde hayvanlara ayrılan yerde uçacaktı. Hepsi de sokaktan alınıp kısırlaştırılmış, aşıları yapılıp yolculuğa hazırdı. Yol paraları da yatırılmıştı. Uçuş saatimiz gelince apronda bekleyen uçağa otobüsle götürüldük. Eşim tam uçağa seyyar merdivenle çıkarken götüreceğimiz kedilerden en küçüğü 4 aylık olan kız kedi apronda kafesi bir şekilde açıp kaçmaya başladı. Uçak kalkmaya hazırken biz Atatürk havaalanında kedi peşinde koşmaya başladık. Uçakların motor sesinden korkan hayvan karanlıklar içinde kayboldu gitti.

 Eşim iki gözü iki çeşme bir yandan ağlıyor. Kucağında bebek gibi taşıdığı eliyle beslediği kediyi bulmadan İstanbul’dan ayrılmak istemiyordu. İşin garip tarafı götüreceğimiz üç kediden en iri olanı uçağın hayvanları taşıyan kargo bölümüne yerleştirilmiş, bavullar kargoda ve öteki kedide uçaktayken duramazdık. Ağlaya ağlaya ve içimiz kan ağlayarak hareket ettik Frankfurt’a havalandık. Yolda eşim vicdan azabından kahroldu. O bebek kedi ne olacak, hava soğuk diyerek hayıflandı.

 Frankfurt’a indik. Amerika’ya gidenler bilir, Amerika’ya gidecek transit yolcular bu yolla orada yeniden bir güvenlik bariyeri ve kontrolünden geçer. Bizi yeniden güvenlik kontrolün aldılar. Ancak yanımızda olan kedilerden birinin de kafesten çıkarılmasını ve kafesin xray kontrolünden geçeceğini söylediler. Ben de sabah yaşadığımız olayı İngilizce anlatıp, daha önceki geçişlerde yaptığımız gibi kedinin kaçma olasılığını önlemek için camlı bir küçük odaya alınmamızı ve kediyi kafesten çıkarıp kendilerine vereceğimi anlattım. Bu kez ilk defa böyle bir odaya alamayacaklarını kediyi kafesten çıkarmamızda ısrar ettiler.

Yapacak bir şey yoktu söylene söylene kediyi kafesten çıkardım hayvan tırnakları ile bana yapıştı ama ben can acısıyla eşime anlatmaya çalışırken, güvenlikçiler arasında bulunan ve Kürt tipli bozuk Türkçeli bir kadın kendilerine küfrettiğimizi söyledi. Eşim böyle bir şey olmadığını iki kişi arasında olan özel bir konuşmaya nasıl müdahale ettiklerini sordu. Bu kez bu kadın “buradan Almanya’dan bir daha geçemezsiniz” diye bizi tehdit etti. Bu arada bizi donumuza kadar da aradılar. Eşimde Amerikan pasaportu taşıdığımızı Almanya’dan transit geçişimize engel olamayacaklarını söyleyince kadının yanında bulunan bir başka Kürt tipli, Türkçe “Amerikalı olmuşsunuz ama bir bok olamamışsınız” diye hakaret etti.

Bunun üzerine biz bağırarak İngilizce bize hakaret edildiğini ve şikâyetçi olduğumuzu bu kişilerin amirleri ile görüşmek istediğimizi söyledik. O ara biraz işlerde bu güvenlikçilerin amiri durumunda olan iki Alman polisi yanımıza geldi. Herhalde Türkçe konuşmaları da duymuştu. Bize Türkçe ne olduğunu sordu. Bizde kendisine Türkçe olayı anlattık. Bu ara o ikili aniden ortadan toz oldu. Bu genç Giresunlu bir ailenin çocuğuymuş ama Almanya’da doğmuş büyümüş. Sonra gidip bize saldıran güvenlikçilerin yanındakilerle konuştu ve bize bunların amiri geliyor ona da anlatın dedi.

  Netice de gelen o amirlerine de durumu anlatınca bize resmi bir internet noktasının adresini amirin görev kimlik numarasını ve polisin görev kimlik numarasını vererek buraya yazılı yapılacak şikâyetin gerekli önlemleri alacak süreci başlatacağını söylediler ve amir bizden özür diledi. Biz sinir bozukluğu içinde bizi Washington’a getirecek uçağa bindik ve hareket ettik. Şimdi bize verilen internet adresine ayrıntılı bir şikâyet mektubu döşeniyoruz bakalım ne olacak.

Sonunda beş gibi Washington Dulles havaalanına indik. Şimdi diyeceksiniz bu konuyu neden anlattım? Kedinin kaybolması bir sorun. Ama daha önemlisi Almanya’da yaşayan iki Kürt asıllının yanlarında Türkçe konuşan bir kişiye ve derdini anlatan babası yaşındaki kişilere muamelesi bu. Hani birileri çıkıp ta diyor ya benim Kürt kardeşim diyerek. Sonra onlara açılım yapıp ardından da körpecik fidanlarımızı kurban ediyor ya. İşte benim itirazım bunlara. Aynı Araplar gibi bu etnik gurubunda kalbinde Türk’e yer olmadığına inanıyorum. İsterseniz beni ırkçılıkla suçlayın veya istediğiniz eleştiriyi yapın. Benim midem bu kadar ikiyüzlülüğü kaldırmıyor.

Evet, Washington’a geldik gelmesine de ardımızdan Bin Ali Yıldırım’da geliyormuş. Bakalım Amerikalılarla ne konuşacak Bir kere FETÖ konusu Amerikalılar açısından da kabak tadı verdi. Bence konuşacağı iki konu var. Birincisi yakınlarda patlak vermesini beklediğimiz altı Türk bankasına kesilecek ceza olayı. Bu miktar çok büyük ve ekonomik açıdan bana kalırsa Türkiye’yi çökertir. Amerikalılar bundan önce Avrupa bankalarına kestikleri yüklü miktardaki cezaları tahsil etmişti. Mesela Deutsch Bank tek başına 14 milyar dolar ödedi diye hatırlıyorum.

İkinci konuşacağı konu bence şimdilerde bir yerlerin küllüne ulaşması beklenen Rıza Sarraf olayı. Amerikalılar Rıza Sarraf’ı 75 seneden kurtulmak için itirafçı olduğunu yazıyor. Bir başka gazete ise savcının bir zamanlar internette dolaşan teypleri mahkemeye delil olarak sunulacak deniyor. New York’ta hüküm giyen Türk aktör Erdal Kuyumcu’da Amerika’nın sesi radyosuna verdiği mülakatta, kendisinin Sarraf davasının kurbanı olduğunu öne sürdü. Şimdi bu iki konu arasında FETÖ olayı ne kadar önemli duruyor sizce. Ama yandaş basın bunları tartışamaz. Bırakın tartışmayı yazamazlar bile. Binali Yıldırım’ın ABD’ye gideceğini bilmelerine rağmen yazamadıkları gibi.

Bunların gözünde Türkiye bizim kedi kadar bile değerli değil. Çünkü bu günlerde faça tutuştu.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI