Bugun...
Hoca ne iş?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-08-2017 01:59
     

         Eminim bunları bizim başımıza bela edenler, şimdilerde oturup kara kara düşünüyordur. Yahu Türkiye'nin içine edelim dedikte ne ettik diye? Merak etmeyin gerçekte biz umurlarında değiliz de onların yaşadıkları, dünya tarihinde hiç görülmemiş boyutlara varan başka ülkelerin iç işlerine karışmağa dikkat çekmek istiyorum. Her halde artık etraftaki yalakalar ve yandaşlar öylesine bir dolduruşa getirmişler ki, bizim asrın lideri, kendini Kanuni, Yıldırım Beyazıt veya Fatih Sultan sanıyor. Bana göre oysa yalnızca Vahdettin ama. Hani Kanuni’nin Fransa kıralı Fransuva’ya yolladığı mektupta, “ben ki yedi düvele hükmederim sen ki küçük Fransa’nın kralısın” satırlarında olduğu gibi bizimki kendini Kanuni sanıyor. (Hoş yıllar önce Sarkozy’e cevap vermek için bu mektubu kürsüden okumuş ve göstermişti ya. Demek ki bu teşhisimiz doğru)
 

         Bence bizimle oynayan batılılar beter olsun. Onlar, ılımlı, ılıcak İslam masalıyla milleti ve orduyu uyutup asrın liderini bir şey olmaz diyerek işbaşına getirmemişler miydi? Ben bizimkinin her çıkışında bu batılı liderlere çaktırmadan veya çaktırarak giydirişlerinde keyiften ölüyorum. Zevkten sürekli karnımı kaşıyorum. İşin aslına bakarsak, dünyada ülkeleri yönetenlerin başka bir ülkenin liderine doğrudan ve kişisel saldırı yapma gibi bir lüksü yoktur. Bu tür yanıtlar diplomasi ile verilir. Hatta bazı hakaret ve saldırılar diplomatik mesajların satır aralarına yerleştirilir. Ve hatta büyük ülke liderleri böyle kendini tutamadan çıkışlara cevap bile vermezler. Cevap bu ülkelerden o münasebetsiz çıkışı yapan ülke lideri bir talepte bulunduğu zaman verilen yanıtla ortaya çıkar.
 

         Şimdi ben bunları yazıyorum da ne oluyor? Son 15 yıldır ülke sanki mahalle kahvesinden yönetiliyor. Çay demli mi değil mi, herkes afyonun duman altı, okey kareleri bakanlar kurulu gibi. Kahvehane de her türlü palavranın atıldığı, dedikodunun yapıldığı, gerçekleri yaşıyan insanların geçeklerden uzak kaldıkları gerçek dünyayı görmek istemedikleri bir yer. Komşular sanki yan mahallede oturanlar, mahallenin kabadayısı da her akşam millete bir başka hikâye anlatan masalcı dede gibi. Nasıl sahne yabancı gelmedi değil mi?
 

         Hani bizimkiler Alman seçimlerine karıştı ve Almanya’da yaşayan Türklere tavsiyelerde bulundu ya konuya oradan başlayayım. Birçok ülke dış politika hissettirmeden içerden politikaya etkili olmanın yollarını arar. Bu doğal. Bunu elinden geldiği kadar gizli yapar. Yakalandığı zamanda inkar eder. Böyle beldir, beldir, üstüne basa basa gözünü çıkarır gibi ancak patavatsız ve deneyimsiz politikacılar saldırır meydan okur. Kuzey Kore lideri Kim John-Un gibi. Bu saldırılarda amaç ya iki ülke arasında kendi halklarına açıklayamadıkları bir işbirliğini gizlemektir. Veya iki ülke arasında bir menfaat çatışması patlak vermiştir. Son açıklamalar sanki bak ben istersem senin iç politikana müdahale ederim kork benden mantığı. İyi de senin istediğin orada seçilmez de tersi olursa ne yaparsın?
 

         Bence Türkiye artık ne doğu da ne de batıda sevilmeyen ve yer bulamayan bir duruma geldi. Bunu 15 senede bu kadar başaran AKP iktidarını kutlamak lazım. Ekonomi desen yerlerde sürünüyor. Askeri güç desen başkalarının ürettiğini kullanıyorsun ve ordunu siyasi korkundan dağıtmışsın. Atadığın komutanlar biat eden ve sana hayır diyemeyecek kullar. Ürettiğin bir şey yok. Sanayiin montaj sanayii, başkalarının mallarını ülkede sadece monte ediyorsun. Gıdan ve enerjin dâhil her şeyi dışardan ithal ediyorsun. Borç gırtlağı aşmış ama sen hala miras yedi gibi yaşıyorsun. Bindiğin araba bile sövdüğün ülke imalatı. Binme Mercedes’e, yap bir Anadol, kalk ona bin. Sarayda su içtiğin bardak bile onlardan ithal.
 

         Ama kurban olayım, bir bağırdın mı mangalda kül bırakmıyorsun. Almanya senin seçimlere müdahale etmelerini istediğin vatandaşlarını bir bahane ile kapıya koyarsa ne yapacaksın? Yıllar önce böyle bir kriz yaşamıştık. Çifte vatandaşlık olayını kabul etmeyince  Özal Türklere vatandaşlıktan çıkın biz sizi yeniden alırız diye olayı az zayiatla kurtardı. O dönemde Almanya’daki Türkler bankalardaki paralarını bile çekip getirememişti. Ama biz alışığız, bugüne kadar beş milyon çulsuz Suriyeliye bakmışız ne yani 3 milyon Türk’ten mi korkacağız?
 

         Bak Suudi Arabistan ile ABD senin komşun Suriye konusuna karışmaman üzerinde anlaşmış. Başka bir şey değil, hani namaz kılacağın Şam vardı ya, Esat bugünlerde çevresine İstanbul’da Çamlıca’da yeni yaptırdığın camii de namaz kılacağını söylüyormuş. Bu arada Barzani de kendi devleti ile güney sınırlarımızda bir Kürt devletinin kurulması konusunda herkesi kafaya almış. O medet umduğun Trump'da bu aralar kendi derdine düşmüş. Hala bir televizyon oyunu olan "kovuldun"’ da sanıyormuş kendini ve ne kadar atadığı adam varsa hepsini kovmuş durumda. Seni Araplarda istemiyor. Geçenlerde Merve'yi atadığın Malezya bile sana yüz vermeme yanlısı.
 

         Sarraf olayı iyice sarpa sardı. Hakim dışardan gelen baskılara isyan etti. Bu Amerikan sisteminde tersine teper. Şimdilik mahkeme kayıtlarına bazı bakanların isimleri de akmaya başlamış. Rıza bir konuşursa ortalık panayır yerine dönecek. Söz Amerika’dan açılmışken arkadaşım Yılmaz Polat’ın yazdığı bir konu var. Önce sorayım. Ağam sen İsrail’e ve Yahudilere düşman değil miydin? Peki, o zaman aşırı sağcı Likut partisinin lobi şirketini kiralamak ne iş? '5WPR' lobi şirketinin sahibi Ronn Torrossian, (bu isimde Yahudi’den çok Ermeni’yi andırıyor) Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Parti üyesi. 2010 yılında New York'ta Türk Konsolosluğu önünde yapılan   “Gazze- Hamas” karşıtı gösteriyi organize etti. Anlaşılan İsrail ile bir şeyler pişiriliyor. Acaba Suriye veya Irak’taki Kürt devleti meselesi mi?
 

         Avrupa’da veya dünyada patlayan her bombada bir Türk veya Türkiye adı geçiyor. Barselona saldırısı da ne hikmetse bir Türk lokantası çevresinde oldu. Burkine Faso’da teröristlerin saldırdığı Türk lokantasının adı “Aziz İstanbul” Barselona’dakinin adı, “Rey De Estanbul”. Bu teröristler İstanbul adından mı nefret ediyor, yoksa Türk yemeklerinden mi? Avrupa veya dünyada kendini patlatacak her İŞİD'li senin uçaklarınla uçup senin meydanlarından geçiyor.

         Bizim gençliğimizde Eminönü’ndeki Mısır çarşısında Aktarlar vardı. Buradaki dükkân sahipleri gerek Türk, gerekse Müslüman olsun sakalları göbeklerine sarkar, etraf baharat kokardı. Anlayamıyorum, bugünün gençleri aynı Mısır çarşısında gördüğüm aktarlar gibi. Tek fark kolları ve bacakları Amerikalı Redneckler gibi desen desen döğme dolu.  Sanki moda ile karışık İŞİD’li olmayı baştan kabullenmişler gibi. Anlaşılan Türk genç kız ve kadınlarının da zevki artık kadın döğen, kadın bıçaklayıp satan İŞİD mantığına kayıyor.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI