Reklam
Bugun...
Haydi sandığa


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-06-2018 00:00
     

          Bu yazı seçimden önceki son yazı. Bundan sonraki yazıda ilk tur oylamayı değerlendirmeyi ele alacağız. Bu arada yandaş kurum ve kuruluşlarda reisin birinci turda seçilemeyeceğini kabullenmeye başlamış görünüyorlar. İlk olarak Washington’da Erdoğancı olarak bilinen değerlendirmesi geldi. Onlara göre reis birinci turu kaybedecek ama ikinci turda seçilecek. Göreceğiz.

          Bu arada seçimler için köşe bucakta para dağıtan iktidar partisi videolarını seyrettikten sonra dün semt pazarına gittim. Bilmem son zamanlarda alış veriş ettiniz mi? Pazarda beş liranın altında tek mal salatalıktı. Kuru soğan, patates bile beş liranın üzerindeydi. Bırakın patates soğanı, İzmir otogarındaki tuvalette altı ay önce 1 lira olan işemek olmuş bir lira yetmiş beş kuruş olmuş. Allah kahretsin bu dış güçleri ve yabancı not veren kurumları,  Hela ücretini bile artırmışlar.

          Meyve sebzeyi pazarcılar pahalı olmasın diye yarımşar kilosunun fiyatını koyarak etiketlemişler. O pazarlardan alış veriş edipte oylarını elli-yüz liraya satanlara sormak lazım, “aldığınız para bir Pazar filesine bile yetmeyecek, değer mi çocuklarınızın geleceğini bunlara satmaya?” Bu arada iktidar partisinden para alanlar dikkat ettim, çoğu kadın. Oysa Mustafa Kemal’in kızları akıllı olur, ileri görüşlü olur. Oysa “Habervis” okuyorsanız bilmeniz gerek, yapılan son bir araştırma da (Avrupa Birliği araştırma kurumu Eurostat bilgilerine göre) ülkemiz kadınları AB üyesi ve üyeliğe başvuran ülkeler içinde kadın cahilliğinde birinci seçilmiş. Bu habere şaşırdım mı? Hayır. Bunun örnekleri ortada. (Mesela bir yerinin kılı olmak isteyende altına yatarım diyende bir kadın).

          Türkiye’de ortalık toz dumanken kimse yurt dışından verilen ekonomi uyarılarını dikkate almadı. IMF ile seçimi kim kazanırsa kazansın masaya oturmak zorunda kalacak. Ben bundan önceki yazımda Arjantin’in başına gelenin bizimde başımıza geleceği uyarısında bulunmuştum. Tüm kredi değerlendirme kurumları her gün Türkiye’nin ve Türk bankalarının notunu kırıyor. Bu arada yurt dışına kaçan para miktarda her gün artıyor. Dolar ve öteki dövizler her geçen gün Türk parası karşısında değer kazanıyor. Amerikan doları gerçekte düşüyor ama ne hikmetse bizim para karşısında sürekli değer kazanıyor.

          Demem o ki, seçim sonrası yüzde elliye yaklaşan zamlar gelecek. Millet zaten et yiyemiyor. Sadece et değil, tavuk ve öteki protein dolu ürünler de aynı. Süt, yoğurt ve peynir el yakıyor. Geçen sene 12-15 liraya aldığım zeytin bu sene 25 lira. Zeytinyağı deseniz öylesine giderek artıyor. Aslında bu gelişmeler normal. Hükümet tarım alanlarını katletmeye devam ediyor. Benim bulunduğum Ege bölgesi zeytin zengini. Katledilen zeytin ağaçları sayısını görseniz yakında Türkiye’nin zeytinyağı ithaline de başlayacağını anlarsınız.

          Özetle ekonomi rezalet durumda kim ne derse desin seçim sonunda kim ülkenin başına gelirse gelsin parasal büyük sorunlar yaşayacak. Parasal deyince aklıma geldi. Adayları dinliyorum demokrasi, özgürlük ve parlamenter demokrasi konusundaki vaatler yerinde olması gereken ve hatta son 15 yılda inkıtaa uğratılmış haklar. Bunlarda hepsi ile beraberim. Ama adayların bazı vaatleri var ki onlara katılmıyorum ve benimle konuyu tartışan entelektüel düzeyi yüksek arkadaşlarımda beni anlamıyor.

          Adayların, AKP tarafından halka dağıtılan sosyal yardım adı altındaki öşürler konusu. Yani özetle halka çalışmadan dağıtılan paralar konusu. Adaylar emekliye ikramiyeyi artırdıkça artırıyor. Ona para öğrenciye para herkes her gün miktarı artırıp duruyor. Bana bu durum gençler hatırlamaz ama geçenlerde miting alanlarında aniden beliren Tansu Çiller’in herkese bir ev araba vaatlerini hatırlattı. Sonuçta her kes havasını aldı. Böylece siyasetçi de güvenilirliğini kaybetti. Nedense halkımız çalışmadan oturduğu yerde para almaya bayılıyor. Bu yüzden de iktidarın dağıttığı rüşveti kabul ediyor. Bence yanlış.

          Uygar ülkelerde hiçbir siyasetçi seçmene oturduğu yerden para vermeye söz vermez. Ben Amerika’da 1980’den bu yana Kongre başkanlık seçimlerini izledim. Hiçbir aday maaşlara zam yapacağım, size avanta şu kadar para vereceğim diye kampanya yapmadı. Konular

 İnsan hakları, kürtaj, işçi hakları, iş ve vergi indirimi sağlık sigortası gibi konular üzerine yoğunlaştı. Trump serserisi bile ithalatı azaltıp Amerikan mallarının üretim kapasitesini artırma sözü vermişti. Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk’te boşuna,  Türk, Öğün, Güven ve çalış dememiş. Adamcağızın tüm söylemleri bizde olmayan hasletler üzerine değil mi? Asırlarca bir şey üretmeyip sürekli kılıç kalkanla birilerinin avantasını yiyip karısını çocuğunu kaçıran bir ulus ancak Cumhuriyet kurulduktan sonraki 20 yıl bir şeyler yapabilmiş. (Onları da reis sattı kurtulduk)

          Üretmeyen Türk toplumu aynı Arap kardeşleri gibi avanta yiyip havasını basacak. En son model telefon, araba alacak, en uzun köprüyü en büyük havaalanını yapacak (cebince para olmasa da böyle olacak.) Maksat gösteriş. Sonra da kendisi suçsuzmuş gibi başına gelen her şeyin Allahtan gelip Allaha gittiğine inanacak. Veya birileri bizi zor duruma soktu buna inanacak.

          Evet, sevgili okurum, Allah gelip sizler için vermeyecek. Ama birileri kendilerini Allah’ın istediğine sizlere rüşvet vererek inandıracak. Sonuç ne olursa olsun, hayırlı olsun.  



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI