Bugun...
Gitti Gökçek, gelecek Mökçek


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 29-10-2017 00:00
     

        Bir haftadır televizyonlarda Melih Gökçek istifa edecek mi etmeyecek mi veya kıçına nasıl tekme atıldı hikâyelerini dinlemek zorunda kaldık. İktidarı muhalefeti, yandaşı yandaş olmayanı bunu bize itelemeye çalışıyorlar. Gündem bu. Ne söyleyecek nasıl istifa edecek? Aklım almıyor, ne yani kanunsuz bir adamı orada yıllarca tutan bir zihniyet ve siyaset yerine dünyanın en namuslu adamını mı atayacak? İnsaf be birader, Adama padişah diyoruz hala inanmıyorsunuz. Ne yani Belediye’nin başına sanki CHP’den biri geçirecekmiş gibi muhalefette bir heyecan, bir heyecan. Neymiş adamı görevden almak kanunsuzmuş. Sorarım sizlere Türkiye’de hangi iş kanuna göre yapılıyor? Türkiye’nin dış borçlarının büyük bir kısmı AKP’li belediyelerin borçları değil mi?
 

         Mesela İnsan Hakları savunucuları bir talimatla salıverilmedi mi? Ne yani mahkeme mi karar verdi sanıyorsunuz bunların salıverilmesine? Almanya ile yapılan pazarlıklarda Alman basınında çıkan haberlerle ortaya çıktı. Neymiş, Erdoğan’ın sevdiği Schröder Ankara’ya gizlice gelip asrın lideri ile görüşmüş. Ve tam adaletin temeli külliyede, adaleti tecelli ettirip adamları serbest bıraktırmış. Ben ya dünya da devletlerarası ilişkileri anlamıyor veya bilmiyorum. Ya da bizi boyalı basın bu işi magazinleştirmekten büyük keyif alıyor. Bu nasıl bir mantık?
 

         Daha önce de binlerce kez yazdım. Devletlerarası ilişkilerde gönül bağı yoktur. Duygusal ilişki yoktur. İlişkileri belirleyen ulusların çıkarlarıdır. Bu çıkar konusunda anında sizi satabilirler. Önemli olan sen de kendi ülkenin çıkarına uyan ve onların çıkarları ile bir paralel yol bulabilirsen ittifaklar oluşur ve yürür. Şu anda görüldüğü gibi birçok batılı ülke ortak çıkarları için mücadele ediyor. Benim merakım, Alman eski Başbakanı bu insan hakları gurubunun salıverilmesi için Ankara’ya ne verdi, kimi verdi? Önemli olan bu. Yoksa kimin gönlü kimde hiç önemli değil.
 

         Bu köşeden sizlere sürekli olarak Rıza Sarraf davası ve yargılanmasının çok önemli olduğunu ve külliyeye kadar uzanabileceğini yazmıştım. Son haberler ilginç. Mesela tutuklu Halk Bank Genel Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatları mahkemenin bazı kanıtlar üzerine uyguladığı gizlilik kararın kaldırılmasını istedi. Buna savcının verdiği yanıtta, davanın genişleme olasılığının yüksek olması ve duruşmalar sırasında bir dizi yeni ismin daha ortaya çıkma olasılığı. Ve bu nedenle gizlilik kararının kaldırılmaması gerektiği. Savcılık makamı iddianameye henüz girmeyen bir rüşvet çarkına da işaret etmiş. Tüm bunlar Habervis sitemizde İngilizce olarak var.
 

         Rıza Sarraf olayının Amerika cephesi böyleyken, gazete haberlerine göre, İstanbul’da tutuklanan Konsolosluk görevlisinin de tutuklanma nedeninin aslında terör olmadığı ve Sarraf olayına bulaşması olduğu anlaşılıyor. Bu anlaşılma Türk vatandaşı Metin Topuz’un şifresi kırılan ve Amerikalıların iş telefonudur el koyamazsınız dedikleri telefonunda ortaya çıkmış. Orada Sarraf olayına temas eden görüşmeler varmış. Bu açıklamaya benimde aklıma yatmadı değil. Amerikalıları kısa adı DEA olan Drug Enforcement Administration (Uyuşturucu ile mücadele dairesi) elemanları genelde kara para aklanmasıyla da uğraşır kara para kaynaklarını bulmaya çalışırlar.
 

         Biliyorsunuz, uyuşturucu parası da kara paradır. Bizimki yani vatandaşımız konsoloslukta bir irtibat memuru. Patronu ne söylerse onu araştırır. Herhalde Konsoloslukta görevli DEA ajanı ortalıkta dönen bu miktardaki paranın ak para olamayacağına karar vererek kaynağını araştırdı ve ortaya bazı bilgiler çıktı. Bunlar Washington’a yollanınca oradaki değerlendirmede bir kısım bilgi Federal savcılara aktarıldı. Dolayısıyla olay bu kadar uzuyor. Amerikalılar adamın telefonunu istiyor. Bizimkilerde vermem de vermem diye ayak diriyor.
 

         Dolayısıyla benim daha önce birkaç haftada çözüleceğini tahmin ettiğim sürecin çözülmesi zaman alacak. Ancak acil durumdaki öğrenci ve hastaların vize işlemleri yapılıyormuş. Geri kalanda zengin takımı yani iş adamları. Gitsinler Selanik’ten alsınlar vizelerini. Hani Türkiye dünyaya vizesiz gidecek asrın ülkesi olacaktı ya. Anlaşılan vizeli bile gidemeyecek duruma geldik. Bu mahkemenin genişlemesi daha büyük sıkıntılar getirebilir. Bunların başında mahkeme eğer suçlu bulursa Sarraf olayına bulaşan bankalara ceza kesebilir. Bunun bir örneğini vergiler konusunda Alman ve Avrupa Bankalarına kesilen cezalarda gördük. Aklımda kaldığına göre yalnızca Alman Deutsche Bank’a 14 milyar dolarlık ceza kesildi ve banka ödedi. Şimdi Sarraf dosyası nedeniyle altı kadar bankadan söz ediyoruz. Milyar dolarlık cezaları bu bankalar nasıl öder bilemem.
 

         Bu arada New York’tan gelen haberlerde bu hafta içinde borsada çalkantılı günler geçeceği. Borsa böyle çalkantılı olursa bu durum doğrudan dolara yansır. Şu anda dört liraya doğru yükselişe geçen doların hafta içinde hızlı hareket etmesi de bekleniyor. Anlamı, daha yeni zam yemiş olan akaryakıt fiyatlarının ve dolayısıyla nakliyat bedelinin artmasıyla da artan her şeyle bizlere yansıması. Ne diyelim Allah kabul etsin.
 

         Bu arada Atamızın bize en güzel hediyesi olan Cumhuriyet’inde tüm ulusa hayırlı olmasını ve önünü tıkamak isteyenlere rağmen ufkunun ve geleceğinin açık olmasını temenni, ederim.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI