Bugun...
Dünya hedef küçülttü


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-10-2017 00:00
     

Türk televizyonlarını açtığım zaman tüm kanallarda sanki kopya kağıdı ile çoğaltılmış gibi reis. İdlip operasyonu konusunda habire açıklama yapıyor. Payanda muhalefet partisinin biskevit başkanı da ne kadar çok reisin haklı olduğunu söyleyerek yaranmaya çalışıyor. Merak edip yabancı televizyonları açıyorum, acaba bu operasyonu onlar nasıl veriyorlar diye. Bizim İdlip gazamızdan tek satır yok, olanda tek satırla geçiştiriyor. Haber ajanslarını açıyorum, onlarda ise AKP’nin kurtuluş savaşı havasında verdiği bu haberin, yalnızca bir polislik görevi olduğu anlatılıyor. Yakışır. Bu adamlar bizi sevmiyor galiba. Oysa reis onlara habire baba nasihatı veriyor. Nankörler. Hele Emniyet genel müdürü rolünde birinin başında olduğu askeri güç olma niteliğini yitirmiş kuvvetlerden kimse bahsetmiyor.  
 

Bu konuya yeniden sonra değinmeye çalışacağım. Ama Sizler bilmem gördünüz mü, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Fransız televizyonuna hafta sonunda bir mülakat verdi. Bizimkinin Türkçe-İngilizce konuştuğu bu mülakatı seyrettiğiniz zaman, herkes tarafından eleştirilen icraatları, normal bir şeymiş gibi satışı karşısında hayrete düştüm. Hep bildiğimiz teraneler, "tutuklanan gazeteciler gazeteci değil, dünyanın en adil adalet sistemi bizde, en büyük düşünce özgürlüğüne sahip oluşumuz falan, filan. Bir ara adam nereden hangi ülkeden bahsediyor diye aklımdan geçti. Oysa daha bir gün önce Avrupa İnsan hakları mahkemesi, Ankara’nın aday gösterdiği yargıçları yetersiz bulmuştu. Neden yetersiz diye sorulunca da en azından tarafsız değiller açıklaması yapılmıştı. İçerde yapılan mağdur edebiyatı bu kez dışarda.
 

Bunların yanı sıra Erdoğan hükümeti, Almanlarla flört etmeye başladı. Bizimkiler söylediklerini, Alman vatandaşlarını tutukladıklarını Ey, ey diye mangalda kül bırakmamalarını unutmuş gibiler. Ama anlaşılan Almanlar unutmamış. Türkiye'nin AB üyeliğinin önünü kesmek için resmen faaliyete geçmişler. Çok da engelle karşılaşacaklarını sanmıyorum. Avrupa Birliği İnterpol’ü Türkiye tarafından yayınlanan kırmızı bültenleri ciddiye almama konusunda uyardı. Bir yandan da Ankara’nın, Avrupa Birliği ile ilişkileri yumuşatma girişimleri. El altından heyetler gönderme eylemleri. Gördüğünüz gibi, dışarda Türk olmak içerde hiçbir şeyden habersiz yaşamaktan daha zor.
 

Şimdi bu kadar yıllık dış politika tecrübem ve ilerleyen ilişkilere dayanarak, konunun külliye için küllen tehlikeli bir noktaya doğru ilerlediğini görüyorum. Bilmem ne kadar farkındasınız ama yurt dışından yapılan açıklamalar sürekli reis üzerine. Yabancı başkentlerde artık Türkiye değil onu bu batağa sürükleyen reis hedef alınıyor. Washington'daki davalar alenen yaşanıyor. Konu onlar değil onların dışı. Avrupa ve ötekiler de konvoya katılıyor. Mesela AKP’li siyasilerin bir zamanlar kankası ve bu projenin mimarı olan Michael Rubin, bu günlerde açıklamaları ile dikkat çekiyor. Rubin, yazılarında ana konuyu küçülterek kişilere vurmaya başladı. Rubin’in son açıklaması da, Erdoğan’ın sağlığı üzerine. Amerikalı NEOCON’ların akıl hocası bir dönemin ABD Savunma Bakanlığı elemanı olan Rubin AEI (American Enterprise Institute) yayınlanan “Erdoğan’ın yerini alacak kişiyi konuşmanın zamanı geldi” başlıklı bir analizde reisin sağlık durumunu tartışmış. Ölecek demeye getiriyor. Amerikalıların liderlerin sağlığından söz etmesi çok tehlikeli.
 

Şimdi siz yaşanmış bir olay anlatayım. Rahmetli Ecevit Washington'u ziyaret ederken ya ikinci veya üçüncü gün ABD'nin önde gelen tıp merkezlerinden Johns Hopkins'ten iki profesör kendisini ziyaret eder ve hastalığı konusunda kendisine bilgi verir. Oysa Türk tarafının böyle bir talebi olmamıştır. Ben gazeteci olarak merak ettim araştırdım. Bana anlatılan da söylenti, kanıtlayamam. Yabancı ülke liderlerinin kaldıkları otelde hizmet edenlerde onları korumakla görevli olan Secret Service (Gizli servis) elemanlarıymış. Garsondan oda hizmetçisine kadar. Bunlar tuvaletlere bazı filtreler koyarak konuk liderin idrar ve dışkı örneklerini tahlile yollarlarmış. Böylece o kişinin hastalıkları falan teşhis edilirmiş. Rivayet o ki Ecevit'in durumunu da bu tahlillerden tespit etmişler. Şimdi bu anlattıklarım ışığında Rubin'in çıkışını düşünün.
 

Gelelim makaleye. Çok uzun olmayan bu makalede Rubin,  kendisine 2015 darbesini haber veren kişi veya kişilerin, Erdoğan’ın sağlık durumunun kötüye gittiği konusunda uyardığını vurguluyor. Amerikalı uzman, durumu kanıtlayan bir dizi örnek verirken Türkiye’deki durumu da inceliyor. (http://www.aei.org/publication/its-time-for-turkey-to-talk-succession/) Aslında Rubin Türkiye’deki siyasetin tepesini değerlendiren tek kişi değil. Ankara’da görev yapmış, Silivri ve Balyoz operasyonları sırasında Washington’a çektiği mesajlar nedeniyle adından sık sık bahsedilen ve bir dönemde Erdoğan iktidarına danışmanlık yapan emekli Amerikalı Büyükelçi James Jeffrey, partinin tepesinde Erdoğan ile Binali Yıldırım arasındaki çatlağa dikkat çekiyor.
 

İş bununla da kalmıyor. Rusya kanadından da gelen bazı yorumlar rahatsız edici. Mesela Rus Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin eski üyesi ve ünlü siyaset uzmanı Yevgeniy Tarlo, ABD’nin Erdoğan’ı ortadan kaldırmak için elinden geleni yapacağını öne sürüyor. Rus uzman bunda ABD’ye ters gelen bazı politik kararların etkili olduğuna işaret ediyor. Avrupa’da İngiliz basınında Fransız uzmanlar arasında da buna yakın görüşler var. Doğal olarak iç işlerimize bir başka ülkenin ve dışardan müdahale edilmek istenmesi rahatsızlık yaratacak bir nokta.
 

Yalnız unutmamak gerekir ki, siyasi yaşamı dış güçlerin pompalaması ve desteği ile parlayan, öne çıkan bir siyasetçinin geleceği de her zaman dışardan kaynaklanan gelişmelerden etkilenir. AKP’nin kurdurulması, FETÖ ile yürütülen işbirliği, Türk silahlı kuvvetlerinin darma duman edilişi. Üretime dayalı olmayan ve yalnızca tüketimle beslenen bir ekonomiyi kullanan siyasi partilerin iktidar süreleri ne olursa olsun uzun olmadığı bir gerçek. Şimdi bana diyebilirsiniz ki, bunlar 15 senedir iktidarda. İyi de devletlerin yaşamı içinde 15 sene ne ki? Yalnızca bir göz kırpma olayı kadar kısa.
 

Bu konularda sizlere sayfalar dolusu yaşadıklarım ve tanık olduklarımı yazabilirim. Ancak konu şu anda Türkiye’de görünenden çok daha vahim. Ekonomik cephede inşaat şirketlerinin durumu ortada. (ABD'de yaşanan ekonomik çöküntünün öncüleri de, inşaat şirketleri olmuştu) Hükümetin vatandaşın yastık altı altınına bile ihtiyaç duyması, müsriflik yapan kişilerin halkı tasarrufa çağırması, kasırga gibi vergi dalgalarının halkın üzerine salıverilmesi, bilmem sizlere ne anlatıyor. Tabii Amerikan dolarındaki artış konusunda artık söyleyecek sözüm kalmadı.
 

Kapatmadan İdlip'e dönecek olursak, birileri bize pis işlerini yaptırmaya çaliyor gibi geliyor bana. Bu tür işler hep gidene yaptırılır bildiğim kadarıyla. Her şey dışında ülkenin başına gelen hükümetler arasında en başarısız dış politikayı yürüten bir iktidarın bu son macera ile daha ne kadar yavrumuzun kanına gireceği de bir başka problem. Demem o ki dünya artık Türkiye’yi değil, hedef küçülterek onu bu hale getiren liderleri hedef almaya başladı.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI