Bugun...
Dostum Trump'tan Tipolojiye


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-10-2017 00:00
     

Ankara, Melih Gökçek’in istifası üzerine senaryolar yazarken, asrın lideri de her gece bir yerlere habersiz aniden gitme mesajları veriyor. Genellikle de varacağı yer pek uzak değil, öncelikli hedef komşular. Amerika’ya ve öteki AB ülkelerine de ders verir gibi tehditkâr, “Ey” seslenmeleri. Ekonomide kocaman inşaat şirketleri gizli iflas başvuruları yaparken, ülke gizli ekonomik çöküşü yaşıyor. Ama tüm bunlardan milletin haberi yok. Yani halk iflas ediyor ama habersiz. Onlar Iphone 8 veya araba Mercedes ya da BMW kullanan birer rallici. Televizyonda freni sık sık patlayan veya kontrolden çıkan araçlar. Sürücü günahsız, biraz alkollü. Enflasyon resmi rakamlarda başka, pazarda başka. İşte iç politikanın iki satırla özeti. Yani tam bir kayıkçı kavgası.
 

Gelelim gerçek dünyaya. Son zamanlarda bana bir haller oldu. Rüyamda Süleyman Demirel ve Abdullah Gül’ü gördüm. Her kes rüyaları farklı tefsir ediyor. Eşim en kötümser yorumlayan. Yalakalık yapmak isteyen arkadaşlarım, izzet-i ikbal diyor. İyi de günümüzde izzet-i ikbal denen nane siyasetten geçiyor. Oysa zamanımız ve yeni zamanın kurallarına göre ben siyasetçi olamamam, biliyorum. Bir kere dilimi tutamam. (Bazıları her ne kadar bu durumu patavatsızlık diye tanımlasa da kendimi durduramıyorum) Patronlara veya reislere yalakalık yapamam, bir yerlerin kılı olamam.
 

Bunun dışında, genel olarak günün siyasi gelenek ve göreneklerine göre de siyasetçi vasfım yok. Mesela bir gün bir şey söyleyip, ertesi gün “bunu söyleyen şerefsizdir” diyemem. (Söyleyen kişiyi de sanki üstüme vazifeymiş gibi uyarırım, söylemiştin ya diye) Uluslararası alanda bir gün “dostum Trump” dediğime ertesi gün “Tipoloji” diye seslenemem. Dostum Esat’ı, Eset yapamam, ailecek beraber denize girdiğim kişilere küfredemem. İç politikada daha önce dost olduğum kişilere şeref ve saygı dağıtıp, hakkındaki tüm davaları temizledikten sonra vatan haini veya başkalarının kuklası ilan edemem.
 

Özetle günümüz tanımlamalarına göre basit bir Atatürkçü ve Türk milliyetçisiyim. Tabii bu da günün standartlarına göre makbul değil. Bugün sahnedeki usta siyasetçilerin, seviyesine bile çıkamam. Bir kere onlar gibi kıvırma ve yalama yeteneğim yok. Reisin önünde el pençe divan duramam, fakir fukaranın malını çalamam. Genç yavrularımızın vatan savunması dışında kahpece öldürülmelerine sebep olamam olanlara da destek çıkamam.   
 

Neyse bu kadar yakınma yeter. Sevgili okurum, öteki konulara geçmeden önce iki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ben bu iktidarın, FETÖ denilen cibilliyetsizi gerçekten teslim almak istediğine inanmamıştım ve hala da inanmıyorum. Geçen gün Liberal Parti Başkanı Cem Toker, benimde dikkatimden kaçan bir konuyu hatırlattı. Eğer sen gerçekten FETÖ’nün ABD’den atılmasını istiyorsan doğrudan bir Amerikan Federal mahkemesinde terörist diye dava aç ve onu teröristle suçladıktan sonra kamyon dolusu ABD Adalet bakanlığına verdiğin belgeleri de mahkemeye ver.
 

Mesela böyle bir davayı, hani sana tezahürat yapsınlar diye otobüslere bindirerek ABD içinde gezdirdiğin besili yandaşlardan biri veya kefen giyip sana feda olmak isteyen yandaşlarından biri yapabilir. Bu bir yasal hak. Yanında yüzlerce sivri akıllı danışmanın ve ulemadan büyükelçilerin var. Bunların hiçbiri mi sana bu yolu söylemedi? Sen mi onlara danışıyorsun, onlar mı sana? Bırak ABD yönetiminin kıvırmasını hakkını ilk elden ara. Hadi, hadi hemen….
 

İkinci konu Rıza Sarraf olayında duruşma tarihi yaklaşırken Amerikan basınında ilginç yazılar yer almaya başladı. CNN televizyonundan sonra NBC televizyonun ekonomik kanalı CNBC’de konuyu işledi. Ancak konu giderek asrın liderini hedef alıyor. Suçlamalar ağırlaştı. Rıza’nın itirafçı olacağı söylentileri bu kanalda da yayınlandı. Görevden ayrılan savcı Bharara, radyo programı yapıyor. Programda ağırlıklı konu Rıza Sarraf. Tüm bunların dışında Amerikan Hazine Bakanlığı’nın Sarraf olayını delen Türk bankalarına tazminat davası açacağını ileri sürüyor. Biz Türk’üz bize bir şey olmaz demeyin. Alman ve Avrupa Bankaları bu konuda milyarlarca dolar tazminat ödemişti.
 

Irak’tan Türk askerlerinin Irak topraklarından çıkmasını isteyen sesler çoğaldı. Aynı şey topraklarındaki radikal dinci düşmanlarını tek tek temizleyen Suriye içinde geçerli. Şam hükümeti de şimdiden topraklarından Türk askerlerinin çıkmasını istiyor. Katar ve reisin Arap kardeşleri sessiz. Bizi tek tek yolup ülkenin temel taşlarını çeken din kardeşleri hiç arka çıkmıyor. Hoş bizde destek beklemiyorduk ya. Yunanistan Midilli karşısındaki Ayvalık’ı talep ediyor. Adaları veren İzmir’i de verir mantığı. Hoş iktidarda gâvur İzmir’i vermeye hazır zaten.
 

Müttefikler cephesinde, işler karışık. Bir ağızdan Türkiye’yi terk etmeyiz derken, başka ağızlar Türkiye’nin “eşkıya devlet” statüsüne alınmasını öneriyor. AB hayali donmuş gibi. Hani vizesiz gidecektik ya AB ülkelerine artık vizeli bile gidemiyoruz. Amerikalılar bir yandan da Trump’ın “Yüce Divan” olayına bulaşan Ankara faaliyetlerini araştırıyor. Özel savcının bulgularında da Ankara’nın izi bulundu. Korkarım, Amerikan seçimlerine Rusya müdahalesinde bir de Ankara bulaşmışsa bizim olay biraz karışır.

Şimdi bu durumda mideniz siyaset yapmayı kaldırabiliyorsa söylenecek söz yok.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI