Bugun...
Davos mu, Afşin mi?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 27-01-2018 00:00
     

Ne zaman Ankara ile Washington arasında yüz yüze sözlü veya telefonla bir görüşme yapılsa bu konuda hep sorun yaşadık. Ama bu tür sorunlar ne hikmetse 15 yıldan fazla Türkiye’yi idare eden AKP iktidarında meydana geldi. Bu işin tarihçesine sonra gireceğim ama son yaşanan görüşmeden başlayalım. Ben bu görüşme niye şimdi diye düşünüp duruyordum. Hatırlarsanız dünya liderleri şu anda Davos’ta toplanmış durumda. Bizim asrın lideri İsraillilere kızıp ta “Bir daha ben de Davos’a gelmem” dememiş miydi? Dolayısıyla bizimki Davos’a gitmeden gündem yaratmak istemiş olabilir.
 

 Biliyorsunuz son olarak aylar önceki asrın reisinin görüşme talebine Amerika’nın değişik yanardöner başkanı Trup yeni cevap vermiş. Bu cevap veriş tamda Trump’ın Davos’a gidişi öncesi ve Afrin’deki bizim askeri operasyonu izledi. Ankara’dan görüşme sonrası yapılan açıklamada sanki reis Trump’ı azarlamış ve nasihat etmiş gibi bir hava vardı. Bu arada moral olsun diye sınıra gidip oradan bilgi aldı.
 

 Olayı ne kadar ciddiye aldıkları ortada. Reis askeri olsun diye de kamuflaj giymiş sade o mu? Tüm yanındaki bakanlarda. Ama nedense bu kıyafette bir eğretilik bir yanlışlık vardı. Bir kere askeri kıyafeti kalkmış sivil kıyafetin üzerine geçirmişti. Askerliğini bile yapmamış oğul Bilal en gizli askeri bilgilerin kullanıldığı insansız hava araçlarını izlemiş resmi var. Sade bu mu? Güvenlik toplantısında bakanlar ve genareller arasında emekli özel güvenlik örgütü SADAT’ın radikal dinci lideri emekli Tuğgenaral Adnan Tanrıverdi’nin yer alması ne anlama geliyor, buyurun siz karar verin? Yani askeri olmamış, askerleştirilmiş sivil havasına geçmişti. Tam da bugünkü yönetim şekli. Bunu kozmik odasını sırlarını açıp döken bir siyasetçilerden beklemek gerek. Aydın Doğan'ın yalaka kanallarında sunum yapan İmam Hatipli sunucusu Ahmet Hakan'ın askerlik bile yapmadığını bile bile bende neden şaşırıyorsam ki?
 

 Ancak bizimkilerin açıklamasından yarım saat sonra Washington’dan yapılan yeni açıklama tam tersini gösteriyordu. Trump’ın adamları da Ankara ile yapılan telefon görüşmesinde reisi uyardığını açıkladı. Ondan sonra olaylar patladı. Görüşme konusunda açıklama yapan Dışişleri bakanı Çavuşoğlu Washington’un açıklaması görüşme öncesi hazırlanmış dedi. Dedi demesine de Washington bu açıklamayı doğrulamadı. Hem de sen kalk ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Beyaz Saray açıklamasını destekliyoruz falan dedi.
 

 Yetmedi, Çavuşoğlunun görüşme sonrası ve öncesi görüştüğü ABD Dışişleri Bakanının Türklerden Suriye sınırında bir silahtan arındırılmış tarafsız bölge oluşturulmasını önerdiğini söyledi. Hatta uzunluğunu bile verdi 30 kilometre. İşin garabetine bakın ki, bizzat ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Çavuşoğlu’a böyle bir önergede bulunmadıklarını açıkladı.
 

 Her ne kadar ABD Başkanı Trump’ta dengesiz ve güvenilmez bir siyasetçi olmasına rağmen, şahsen ben Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Washington tarafından en beş kez yalanlandığına tanığım. Ne zaman bizimkiler Beyaz Saray’ı ziyaret edip bir şey söylese, Amerikalılar sanki bekliyormuş gibi bizimkileri tekzip etti. Bu durum ta Obama döneminden ve hatta daha da geri gidersek Bush zamanında başladı.
 

 Bizimkiler Ankara’nın açıklamalarını doğru kabul edip yayınlarken bizler bir avuç gazeteci her türlü AKP’nin kara listesine girme tehditline rağmen bu anlattıklarımızı yazardık. Adımız birçok kötü şeye çıktı ama önemli olan halka doğruyu aktarabilmek. Bugünde bunu yapıyorum. Altını çizerek belirteyim, Amerika’da yaşıyorum diye Amerikancı değilim. Batı kültüründen edindiğim en iyi haslet kendi adamlarını eleştirebilmek. Ama öte yandan olan gelişmelere de başka bahane bulmamak.
 

 Sevgili okurum, aklımın almadığı çok şey var. Birincisi bu savaşın doğrudan İŞİD denen manyak sürüsüne yardımcı olduğu konusu. Bunu savunanların tezlerini dinleyince hak vermemek elde değil. Bu tepişmeler sırasında gerçekten de İŞİD nefes alacak zaman buldu. Tabii sizler gelişmeleri bizim yalakalar dışında dinlemiyor izlemiyorsunuz. Öncelikle YPG denen serseriler haberlere göre Afrin’i Suriye ordusuna terk ediyormuş. Şimdi biri bana anlatsın, Türk askeri ile Suriye ordusu karşı karşıya gelirse ne olabilir?
 

 Bu arada ne zaman Türkiye’nin başı belaya girse ortaya çıkan çıbanbaşları yeniden yeşerdi. Mesela Ermenistan devlet başkanı Sarkisyan başka zaman yokmuş gibi ortaya çıkıp, “Türkiye’nin uzlaşma için önerdiği koşullar kabul edilemez” dedi. Aynı tempoda bizimkilerin bir süredir dost şan edip adaları bile hediye ettikleri Yunanistan’da başkaldırdı. Başbakan sevimli Çipras, işbaşına geldiğinde Türkiye ile ne kadar çok sınır sorununu halletmek zorunda kaldığını vurguladı. Tabii bu arada Avrupa’daki melanet yuvalarını saymıyorum bile.
 

 Ama Ankara hala esip köpürüyor. Ekonomi iyiymiş. İyide neden 2017 başında ödemek zorunda olduğunuz 140 milyar dolarlık dış borç bu seneye 240 milyar olarak aktarıldı? Her şey iyi de herkesin cebinde kalan kırıntı paralara bile uyguladığınız vergiler ne? Emekli ve çalışanların hak ettikleri zamları neden vermiyorsunuz? Bu liste uzar gider.  
 

 Ben bu ara Kürtlerin Afrin’i Suriye ordusuna terk etme fikrinin gerçekleşmesini istemiyorum. Birde evlatlarımızın bir çılgının fikirleri uğruna ölmesini. Allah çocuklarımızı korusun.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI