Reklam
Bugun...
Borajet-Ermeni diasporası-Trump


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-09-2018 00:00
     

Savaş Suzal

Savaş Suzal

Bu Yazıyı PaylaşYazarın BiyografisiYazarın Diğer Yazıları

Borajet-Ermeni diasporası-Trump

10 Eylül 2018 Pazartesi 20:52:34

72 kez okundu.

         Az kaldı bir hafta kadar sonra Reis, Amerika kıtasına ayak basacak ve Kızılderililerden boncuk karşılığı alınan Manhattan adasındaki Birleşmiş Milletler binasında engin görüşleri ile öteki reisleri aydınlatacak. Geçen seneki konuşmada salon adam almıyordu. (Salonda reisi dinleyen 10 kişi yoktu). Ama bu arada hala bir soru soruluyor. Trump, toplantıya katılan reisler için vereceğe yemeğe Reisi davet edecek mi? Veya Reis bu davete icabet edecek mi. Bence ikincisi icabet kısmı kesin evet ama birinci davet kısmı yüzde 65.

         Hareket öncesi yapılan derin dirsek temaslarından da işlerin iyi gitmediği anlaşılıyor. Tahran’da ülke kaderi konuşulurken bile damadını yanından ayırmayan, Reis, herkes savunma ve Dışişleri bakanıyla masaya otururken, o Savunma Bakanı Akar’ın yerine toplantıya Çavuşunoğlu ile birlikte damadı alarak ne kadar güvendiğini göstermedi mi? İşte o damat geçenlerde yaptığı bir açıklamada Washington ile işlerin iyi gitmediğini işaret etti. Yani bundan daha iyi kaynak, bal ile kaymak.

         Damat ABD’nin tanınan bir dergisi olan “Foreign Policy” e  "ABD'nin küresel ekonomiyi yönetmesine güvenilemez" başlıklı İngilizce bir makale yolladı. Şimdi durup düşünmek lazım ne oldu da Ağustos başında Türk ABD ilişkileri için sert gidişatı yumuşatma adına Türkiye-ABD ilişkilerini 40 yıllık karı koca ilişkilerine benzetip, “40 yıllık karı koca bile her konuda anlaşamıyorlar” diye tanımlayan kişi gitti birden ABD’ye ateş püskürdü. Reis zaten uzun süredir ABD’nin ve Başkan Trump’ın adını ağzına almıyor. Sanki küs. Nerde kaldı “Ey Amerika veya Trump” seslenişleri?

         İşte bu noktada sizlere biraz karmaşık ama ülkemizde kimsenin pek dikkatini çekmeyen ama Ankara’nın anlayacağı ABD’de ufak ama önemli bir olay meydana geldi, onu anlatacağım. Bu olaya ayrıntılı girmeden önce sizlere bir özel havayolu şirketinin hikâyesini aktarayım. Havayolunun sahibi Yalçın Ayaslı ODTÜ Elektrik bölümü mezunu ve ardından ABD’ye gidip MIT (Boston’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) Master ve doktora yapıp bir Amerikan şirketinde çalışmaya başlamış. Elektronik alanda halen patentine sahip olduğu buluşları yüzünden aniden zengin olmuş, o da borsada kazandığı parasını bazı konulara yatırmış.  Borajet denen havayolu şirketi kurulmuş ve önce pervaneli sonra jetlerle uçulmayan yerlere uçuş yapmaya başlamış.

         Bu arada ne olduğu bilinmeden Borajet’in tüm girişimleri baltalanmaya başlamış. 2016 yılında da reisin ara buluculuğu ile Şirket Amerika’da faaliyet gösteren ve bir ara üçüncü Havaalanı inşaatı ihalesine giren Sezgin Baran Korkmaz’a satılması hazırlanmış. Sezgin Baran Korkmaz, geçenlerde Bodrum’a yatı ile gelip halka bedava lahmacun dağıtan hayırsever. Bu arada Ayaslı için FETÖ’cülükten tutunda Türkiye’de hak etmediği bir dizi konuda suçlama yayılmış. Neyse bu hikâye uzun ve tüm FETÖ tezgâhlarında olduğu gibi dolambaçlı. Şimdi dikkatinizi çekmek istediğim konu Reise yakın Sezgin Baran Korkmaz’ın Ermeni ortağı Lev Aslan Dermen’in geçenlerde Türkiye’ye kaçarken yakalandığı haberi. Tabii yandaş basın bu topa hiç girmedi.

         ABD maliyesini 511 milyon dolandırmakla suçlanan Lev Aslan Dermen aynı zamanda Sezgin Baran Korkmaz’ın Ayaslı’dan Borajet’i alışındaki ana finansman kaynağı. Aslan Dermen’in Türkiye’ye kaçtığı ileri sürülmüştü ama FBI (Federal Soruşturma Bürosu) kendisini özel uçağına binip Türkiye’ye kaçarken yakaladı ve Los Angeles’ta cezaevine koydu. Amerikalı kaynaklar, Borajet ilişkilerinde adı geçen ve daha önce kara para aklamaktan tutuklanmış bulunan Kingston biraderlerle birlikte Utah’a gönderilip 17 Eylül’de (tam da reis ABD’deyken) hâkim karşısına çıkarılacağını vurguladılar.

         Kingston biraderler yani Jacop ve İsak kardeşler Utah’lı ve Mormon. (Nakşibendilerin Özal biraderler zamanından çok evliliği savunan bu mormonlara duyduğu sempati ABD’de iyi bilinir) ABD Federal savcısı, bu kişilerin yani Jacop Kingston hakkında 85, Dermen hakkında 20 yıl hapis istediği iddianamede, Jacop Kingston’un kısa süre önce Türkiye’de dev bir malikâne satın aldığı, ayrıca değeri 650 milyon doları bulan bir oteli (Bodrum’da satın almak için girişimlerde bulunduğunu da belirtti.

         Şimdi kafanız karıştı biliyorum. Benim de karıştı ve hala bazı ilişkileri anlamakta zorlanıyorum. Yani kardeşim FETÖ ile kardeşken Ayaslı’nın başına bu gurubu saracaksın sonra da adamı FETÖ’cülükle suçlayacaksın. Bu ne biçim tezgâh? Yalçın Ayaslı defalarca ne FETÖ’yü ne de adamlarını tanıdığını bunlarla ilişkisi bile olmadığını söylemiş. Ben kendisini tanımamama rağmen inanıyorum. Anladığım kadarıyla bu tezgâhın farkında olan ABD merkezi hükümeti, duruşmayı 17 Eylül’e çekerek ve bu işle bağlantılı son kişiyi de yakalayarak Ankara’daki bazı kulaklara mesaj veriyor. Unutmayın, bu konuda Rıza Zarraf ve Türkiye’de çok sayıda bankaya kesilen cezalarda var.

         Bu arada gözümden kaçan bir başka nokta Mormon-Ermeni işbirliğinde bazı enerji şirketlerinin oluşu. Savcının görüşüne göre bu enerji şirketleri İŞİD denen belanın el koyduğu petrolü satmada bazı etkili ve yetkili Türk ortaklarının da yardımıyla piyasaya sürdükleri. Hatırlayın bir aralar bazı devlet ajansları hükümetten bazı kişilerin İŞİD petrolünü sattığı konusunda ellerinde kanıt olduğunu söylemişlerdi. Yani konu bir Borajet konusu değil. Ayrıca ABD Başkanı Trump’ın Ruslarla ilişkisinde rolü olduğu ileri sürülen Ekin Alptekin ve başka isimlerde mevcut. (Ekin Alptekin gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ile 2007 yılında evlenmiş. Nikâh şahitleri, Ayakkabı kutularındaki eski bakan Hilmi Güler ile kardeşi darbeci olan ve Hollanda’ya büyükelçi atanan Şaban Dişli)

         İlişkiler yumağında kafanızı karıştıracak bir başka nokta, Mormonların Kingston ailesinin bağlı olduğu gurubu “Latter Day Saint”, 2007 den beri Ermeni diasporası için çalıştığı biliniyor. 2001’den beri ABD’den 18-23 aylık dönemlerde Türkiye’ye gelen Mormon misyonerler, 2007 yılından itibaren bağış projeleri haricinde başka bir işle daha uğraşıyorlar. İzmir, Manisa, İstanbul, Trabzon, Kahramanmaraş, Elazığ ve Sivas’taki Ermeni mezarlıklarını tek tek gezip, isimleri listeleyip, kiliselerdeki vaftiz kayıtları ile tapu bilgilerini toparlayarak ABD’ye bu bilgilerle döndükleri biliniyor. Bu iş ileride Türkiye’yi dava etmek için kullanılacağı sanılıyor. Türkiye’deki Mormonlar, Ermeni Diasporasının bir uzantısı gibi çalışıyor. LDS, yani Latter Day Saint (Son Zaman Azizler Kilisesi) Hayır Kurumu adı altında Türkiye’de faaliyet gösteren Mormon kilisesinin, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde kaydı bulunmuyor.

          Sizlere özetlemeye çalıştığım konu çok karışık. Ama ABD'li yetkililer bu düğümü çözmüşler. Anladınız mı sevgili okurum ne tür bir uluslararası pislik ve çetenin yönetimi altına girdiğinizi. Anladınız mı, rant ve kişisel çıkarlar için ülkenin aleyhinde nasıl faaliyet gösterildiğini? Anladınız mı, Reis’in neden uzun süredir “Ey Amerika” diyemediğini? Anladınız mı Damadın neden ABD’ye ateş püskürdüğünü? Görünen o ki Washington’da birileri Ankara’da bazılarını en olmayacak yerlerinden yakalamış, sıkıştırıp duruyor. Şimdi siz söyleyin Reis Trump’ın yemeğine gitse ne yazar merhaba dese ne yazar?  

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI