Bugun...
Bir Bülent Arınç klasiği


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-11-2013 01:59
     

Amerika’ya dönünce, internet bağlantımın arızalı olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle, geçen Cuma günü, gazeteye yazı yollayamadım. Bu hafta arayı kapatırız inşallah. Çünkü burada, Türk basınında göremediğiniz, şenlikler olmuş.  

 

ABD başkentini, AKP’li bakanlar istila etmiş buldum. İlk aklıma, “ağaların durumu, bilinenden de kötü herhalde” geldi. Daha önce Davutoğlu gelmiş ve görüştüğü her yerde, El Kaide ve Çin füzeleri üzerine fırça yemiş, bu arada Gezi konusunda da ağız değiştirmiş. Yandaş ve çanak basında tabii bunlar yok. Gerçi Davutoğlu’na da sorulsa, ele alınmadı der, geçer. AKP mantığı işte, “Ben ne söylersem, o, gerçeği isterlerse öğrensinler”. Ülkenin Başbakanı da, böyle konuşmuyor mu?  

 

         Sonra kente, Bülent Arınç gelmiş. Miş diyorum o benden önce kente gelmiş ve ben Arınç tiyatrosunun, birinci perdesine yetişemedim. Önce, bir mağaza açılışı ile ısındırmak istemişler, ama mağaza kapısında, Gezi direnişçilerinin protestosu ile karşılaşmış. Gelelim 22 Kasım Cuma gününe.  “Carnegie Endowment for International Peace” adlı Demokratlara yakın bir düşünce üreten kurumda konuştu Bülent Arınç. Ben de oradaydım. Kapıda gene Mustafa Kemal’in askerleri ve Gezi karşılama heyeti. “Her yer Taksim her yer direniş”. Arınç’ın konuştuğu konferansın konusu da “Türkiye’nin Demokratikleşme süreci; başarılar ve bekleyen sorunlar”. Allah’ım esirge.  

 

         Lafa, önce, AKP’nin seçim başarılarıyla girdi, ardından memleketin özgürleştirildiği, baharlar derken, ben ağzım açık dinliyorum. Anlattığı, üç gün önce ayrıldığım, Araplaştırdıkları Türkiye değil de, İsveç sanki. Bülent Beyin toplantısında moderatör olarak Katherine Wilkens adlı bir hanım görevlendirilmiş. Kendisi bu hanımı tanımaz. Ama çevreleri, bu işi bilenler yerine, yalakalarla dolu olduğu içinde öğrenme olasılığı zayıf.  

 

Wilkens, bir zamanlar, ABD Kongresi Dış İlişkiler Komisyonu başkanının yardımcısıydı. Aslında bu hanım, Arınç ve takımının, ciğerini bilir. AKP iktidarının ilk dönemlerinde, ABD Dışişleri Bakanlığında, Türkiye’den sorumlu olarak görev yaptı. Yani kimin ne hesabı var falan bilir.

 

Kongre’de çalışırken de, konuşmacı Erbakan’ı, sorularına doğru cevap vermesi için azarlamıştı. Ayrıca, AKP’nin özgürlük ve demokrat olduğu yalanları ile dolu Ankara’da hazırlanan İngilizce propaganda kitabının da konferansta dağıtımına izin verilmedi.  

 

         Bülent Bey, kendisine omurgasız dendiği zamanki kadar, güleç yüzle AKP’nin yaptıklarını anlattı. Salonda kimse yemedi. İlk soru, bayan moderatörden geldi, Türk basının içler acısı durumunu sordu. Arınç, tutuklananların, gazetecilik değil, adi suçlardan içerde olduğunu söyleyiverdi. İkinci soru, Başbakanla arasındaki gerginlik üzerineydi. Televizyon kameraları önünde özür bekleyen Arınca, omurga edebiyatı ile yanıt veren Başbakan’ın, gizlice uzlaştıklarını öğrendik. Nasılını, kimse bilmiyor. Ama akla, acaba röntgenini mi verdi diye geliyor.  

 

         Amerika Atatürk cemiyeti üyesi Hüdai Yavalar, Gezi’de ölen, yaralanan ve tutuklananların sayısını verip, utanmalarını tavsiye etti. Arınç gülen maskesiyle bunu da yuttu. Ben el kaldırdım. Her halde ışık gözünü aldı, beni tanımadı. İsmimi söyleyince, hatasını anladı. Pensilvanya’ ya, tarikatla görüşmeye, gidip, gitmeyeceğini sordum. “Türkiye’den ayrılmadan önce gitmeyeceğimi söyledim, takip etseydiniz bu soruyu sormazdınız” dedi.  Ve kötü bir gazeteci olduğumu da ekledi. Kendisinin yalan söyleyeceği varsayımını dile getirip, benim çizgimi hiç değiştirmediğimi, oysa kendisinin değiştiğini söyledi.  

 

O öyle dedi, demesini ama üç yıl öncede, elçilikteki bir basın toplantısında, tarikatı ziyarete gitmeyeceğini söylemiş, daha sonra hoca efendiyi ziyaret ettiği ortaya çıkmıştı. O tarihte, soruyu soran gazeteci arkadaşımı da “sen Türkiye’ye geliyorsun değil mi?” diye üstü kapalı tehdit etmişti. Aklımdayken, Arınç, alakasız bir şekilde Thomas Jefferson’a ve Martin Luther King’ hayranlığını da dile getirdi. Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayan Mustafa Kemal’den nefret edip, ABD’nin bağımsızlığını sağlayana hayran olmakta bir garip.  

 

New York’ta da protesto edildiğini öğrendiğimiz, Arınç’ın konuşmalarından, Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında, tarikatın adayı olabileceğini ima gibi bir izlenim aldım. Kim bilir, belki Tayyip beyin omurga lafına cevap olmasın. 25/Kasim/2013



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI