Bugun...
Basının hiç mi suçu yok?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 28-06-2018 00:00
     

          Bu sefer sizlere aynanın sırlı yüzüyle ilgili bir yazı yazacağım. Bu kez bizleri, yani herkesi eleştiren ve arsız bir çocuk gibi ağlayan sarı basın kartı taşıyan meslektaşlarımı eleştireceğim. Şimdi neremiz doğru ki basını eleştiriyorsun diyebilirsiniz? Ama ben iğneyi kendimize sonra da çuvaldızı başkalarına batırmaktan söz edeceğim.
 

          Önce seçimlerin izlenmesine bir bakalım. Bir kere başından sonuna kadar yandaş veya muhalif tüm seçimleri iktidar yönetti. Bağımsız haber aldığınızı falan sanmayın gülerim sizlere. En bağımsız haberleşme Facebook’ta insanların bir birine attığı asparagas mesajlar ve selfilerle gerçekleşti.  Gelelim seçimlerin nasıl izlendiğine?
 

         Bir kere tüm iktidar ve muhalif yayın organları AA’nın yani Anadolu ajansının verdiği bilgileri ve onun veriş sırasına göre yayınladı. Unutmayın AA bir devlet kurumudur ve iktidar onun başına kendisine bi-at etmemiş bir kişiyi atamaz. Yalnızca bu iktidarı suçlamıyorum. Siyasi tarihimizdeki tüm gelmiş geçmiş siyasi partiler bu ajansı kullanmıştır. Dolayısıyla bu ajans veya iktidar ne istediyse ve hangi sırada istediyse o yayınlanmıştır.
 

          Gelelim muhalif ve bağımsız olduğunu ileri süren FOX gibi TV kanallarına. Ben TRT’de haber spikerliği yaptığım yıllarda da birkaç seçim izleyip sunmuştum. Hem de teknolojinin habercilik işini bu kadar kolaylaştırmadığı bir dönemde. TRT Haber merkezi o yıllarda her kente ve yerleşim yerinden bir kişiyi bir günlüğüne görevlendirir (Genellikle de bunlar yerel gazeteciler olurdu) Gece sabaha kadar TRT Haber Merkezi’ne bilgi akardı.
 

         Dizilere ve aldıkları reklamlara milyonlar akıtan dizi oyuncularına milyonlar veren bu kanallar (Halk TV ve öteki muhalif kanallarda dâhil) bir şekilde ülkenin geleceği konusunda cimri davrandılar. Yanlış!!! Ve bu tutum hiçbir şekilde haklı gösterilemez.
 

         Gelelim bazı gazetecilerin mesela FOX TV’den İsmail Küçükkaya’nın Muharrem İnce ile atışmasına. Bana göre de Muharrem İnce’den duyduğunu haber yapması bir gazeteci için ayıp değildir. (Bu tür konular haber kaynağı ile gazeteci arasındaki ilişkilerde veya centilmen anlaşmasında belirlenir)  Buraya kadar Küçükkaya haklı. Ama siyasetçi Muharrem İnce’nin kendisini isim vermeden eleştirmesine karşılık verdiği cevaplar hem seviyesiz hem de akılcı değil. Bu da gazeteci için yanlış.
 

         Öte yandan ne yazık ki ülkemizde tarafsız gazetecilik diye bir meslek kalmamış anlaşılan. Gerçi bu durum 1980 Kenan Evren darbesi sonrası gazetelerce oluşturulan yeni yazar kadrolarıyla yıkılmıştı. Böylece Türk kamuoyu kendisi yerine düşünen kişiler yaratıldığı için hem düşünmeyi bırakmış hem de goygoyculuğa başlamıştı. Gazetelerin 25-30 köşe yazarı oluşturuldu Bunlara kese kâğıtları içinde bordrolarda gösterilmeyen paralar ödendi. Bu adet bugünde çökmekte olan Türkiye’de devam ettiriliyor. Dünyanın hiçbir yerinde bir gazetenin bu kadar çok köşe yazarı yoktur.
 

         Gelelim konumuza. Bizde köşe yazarlarının siyasallaşması sonucu siyasete müdahale eylemleri de arttı Bu fasıldan üzülerek Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in Kemal Kılıçtaroğlu eleştirilerini okudum. Evet, CHP Genel Başkanı hata yapmıştır. Evet, birçok konuda onun eleştirilmesi gerekir. Ama bunlara partiler veya Partililer karar verir. Gazeteci de bu kişi veya lideri eleştirebilir. Ama saldıramaz. Saldırı menfaatler dara girince patlak verir. Böylece sizi karşı taraftan kimse okumaz. Bir süre sonra sarkastik yazılar yazmaya başlar işin mantığından uzaklaşırsanız kendi taraftarlarınızı da kaybedersiniz.
 

         Ben severek okuduğum bu yazarın CHP eleştirilerindeki duygusallık nedeniyle soğumaya başladım. Yazık oldu. Türk basını 1980 darbesi öncesi araştırmacı yazarların öldürülmesi veya ölümüyle bu vasfını da yitirdi. Bugün bu konuda görünen bir Soner Yalçın kaldı. Türk basını bugün iktidar veya muhalefet kendilerine verilen konuyu işleyip yayınlıyor. Arayan, araştıran gazeteci maalesef yok. Bu da bizim utancımız olmalı.
 

         Dikkat edin basına siyasi partilere göre tasnif durumunda. AKP yandaş basını yüzde 90 olarak kullanıyor. Bunu MHP yanlısı gazete ve TV’ler oluşturuyor. PKK yurt dışından yayın yaparak HDP’ye destek oluyor. Solcu gazete sayısı yok denecek kadar az. Solcular daha çok internet üzerinden haberleşti. Whatsup veya Facebook ana yazılımları oldu. Bugün de bu yazılımların en az gazeteler kadar okunduğunu göreceksiniz. Amerika’da yüzde 60 gazete ve TV sahipleri Musevilerdir. Bu da ABD’nin İsrail ile dans etmesine neyin sebep olduğunu da gösterir.
 

         Çünkü Türk basınını toplamı Japonya’da bir gazetenin tirajına (yani satışı) bile ulaşamıyor. Türk basının toplam tirajı 1,5 milyon. Japonya da bir gazetenin tirajı 4 milyon). Mesela can çekişen ve kendisini utanmadan Türk basının Amiral gemisi ilan eden Hürriyet bu günlerde 200 bin tiraja indi. (Benim aklımın almadığı bugüne kadar küpünü doldurmuş olan bizim zamandan kalma bir avuç yazar bu gazetelerde kalarak ne bekliyor acaba?) Bakmayın gazetelerin basılış rakamlarına. Gazetenin dağıtım şirketlerine verilen iadeleri ile gerçek satışları ortada. Milliyet eridi. Sabah zaten aynı Zaman gazetesi gibi kapıların altından bedava atılıyor.
 

         Evet, sevgili okurum, Türkiye batıyor ama tüm kurum ve kuruluşları ile batıyor. Bence Türk basınına da yabancılar demokrasi getirecekler gibi geliyor. Hatırım kalır getirmezlerse. Sanki Türkiye’de seçmen var da. Ne olur bedava hamburger birer dolar dağıtırlar hemen kim gösterilirse seçilir. Ne zahmet yahu…



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI