Bugun...
Başbakan emekli mi oluyor?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 10-11-2017 07:19
     

Bu yazıya başlamadan önce Binali Yıldırım’ın Washington’da üç beklediği görüşmenin tamamlanmasını bekledim. Birde bizim boyalı basın ile Amerikalıların yapacağı açıklamayı karşılaştırmak istedim. İşin acı tarafı yanılmamışım. Yanılmamışım, çünkü içi boş bir görüşmeyi saptıracaklarını tahmin ettiğim için.
 

Şimdi şöyle sondan başlayarak başa Washington’daki tüm temaslara gideyim. Birincisi 30 dakika beklenen görüşme bir saatten fazla sürdü. Görüşme sonrası Binali Bey’in uçakta yaptığı açıklama ile Amerikalıların görüşme tutanakları yıllardır ilk kez çakıştı. Özetle beylik lafların dışında Amerikalılar, OHAL kapsamında tutuklanan konsolosluk görevlileri ve gazetecilerle toplum örgüt mensuplarının yargılamalarındaki memnuniyetsizliklerini dile getirmişler.
 

Şimdi Amerikan tarafının açıklamasını tercüme ederek aynen veriyorum. Amerikan Dışişleri açıklaması şöyle; “ABD Dışişleri sözcüsü Heather Nauert Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamayı gazetecilere okudu. Sözcü ayrıca Başkan Yardımcısı Pence'in son derece önemli bir görüşme gerçekleştirdiğini, tutuklu konsolosluk çalışanları, rahip Brunson ve diğer Amerikalılar konusunda kararlı bir biçimde görüşlerini aktardığını belirtti. Nauert, bunlar dışında Pence'in demokrasi ve insan hakları konusuna da vurgu yaptığını dile getirdi.”
 

Beyaz Saray Başkan yardımcılığı açıklamasında da benim ilgimi çeken şu sözler oldu; Başkan Yardımcısı, olağanüstü hal kapsamında Amerikan vatandaşlarının, gazetecilerin ve sivil toplum üyelerinin tutuklanması üzerine derin endişelerini dile getirdi ve davaların çözümünde şeffaflık ve kanuni prosedüre uyulması çağrısında bulundu” vurgusu yapıldı.
 

Şimdi bu görüşmelerin garnitürü bizimkilerin FETÖ ve Sarraf konusundaki yakınmalarına Amerikan tarafının cevap bile vermemiş olması, ilişkilerde yeni bir sayfa açalım diyerek Türk hükümetinin uygulamalarına göre davranılacağın işaret etmek. Bu görüşmede gene eskiden olduğu gibi terörle mücadele de bizimle birlikte olduklarını söylemelerine rağmen, silahları toplanması konusunda açık bir yanıt vermemek. Her şey Amerikan tarafından yuvarlak laflar. Şimdi merakla beklenen bu yeni safhayı kimin açacağı.
 

Tüm bunları bir kenara koyarsak, Bin Ali Yıldırım ne için Washington’a geldi acaba? Bence Cüneyt Zapsu’nun yıllar önce yaptığı ve ABD’nin Erdoğan’dan vazgeçmesini önlemek için deliğe süpürmeyin girişiminin aynısı gelişmeler. Ancak bu kez Başbakan Washington’da muhatap bulamamıştır. Ayrıca Amerika’nın Türkiye’de altı bankaya uygulayacağı söylenen ceza konusunda ne yanıt almıştır? Çıt yok. Çünkü bu bankalar bu cezayı ödeme durumunda kalırsa önce bu altı devlet bankası ardından da Türk ekonomisi çöker.
 

Peki, ne yapmıştır Başbakan Washington’da? AKP tarafından kurulan iki think tank ( İbrahim Kalın’ın SETA’sı ve Parasını AKP’nin verip Ali Çınar’a kurdurduğu Turkish Heritage)konuştu. Bahçe şehir Üniversitesinin bir apartman katında kiraladığı İngilizce dil dersi veren mekânını ziyaret etti. (Bahçe şehir oraya kampüs diyor, yerseniz) Birde Diyanete ait denilen ama Arapça konuşulduğu için Washington’daki Türklerin artık gitmeyi kestiği İslam merkezini ziyaret etmiş.
 

Gün dolmayınca da kalkıp Potomac nehri kenarındaki parkları gezmiş. Bu ziyaret sırasında sanki Amerikalılara bir şey hatırlatmak istiyormuş gibi Kore savaşı anıtına da gidilmiş. Oysa ben bu anıtın açılışında Türk Kore gazilerinin nasıl el üstünde tutarak önere edildiğini görmüştüm. Ancak aradan geçen 20 yılda AKP iktidarı nedeniyle artık Amerikalılar Türk konusunu unutarak bize Arap muamelesi yapıyorlar. Yanında aileden Büyükelçi Serdar Kılıç ve bizim zavallı basının elemanları.
 

Şimdi diyebilirsiniz neden zavallı basın diye tanımlıyorum bu kişileri? Birincisi bu ziyaret öncesi geçmişi incelemedikleri için. İkincisi Washington’un ortasındaki Monement diye tanımlanan anıtı zafer anıtı olarak sattıkları için (Sanki Paris’teler). Üçüncüsü eminim hepsi gazete ve TV merkezleri ile irtibattalardır, kalkıp ta Panama belgelerinin soruşturulması için partisinin mecliste CHP tarafından verilen gensoruyu gündeme almama tavrını değerlendirmesi sorulmadı bile. Hadi bırakın hepsini Rıza Sarraf olayı konusunda kimse Başbakana soru sormadı.
 

Bir gece evvelse Büyükelçilik konutunda “kanaat önderleri” ile yemek yemiş başbakan. Onlar değil mi Erdoğan hükümetini her toplantıda yerden yere çalanlar. Uyarmamışlar mı acaba, demokrasi, hukuk, insan hakları diye. Demek ki uyarmamışlar. Ayrıca otelinde kabul ettiği Cumhuriyetçi senatör kim? Bu kişi Trump’a McCain ile bayrak açıp Türkiye’yi tutuklu Amerikalı rahip konusunda eleştiren kişi değil mi? Tabii sizler bunları Türk basınında okuyamayacaksınız.
 

Başbakan bu boş ziyaretinde hemen New York’a geçti. Uçakta ’da derhal ABD Başkan yardımcısı ile yaptığı görüşmeyi kendi penceresinden aktardı. Biz alıştık, görüşmeler sonrası AKP’li siyasetçilerin görüşmeler konusunda yalan söylemelerini ve aradan çokta zaman geçmeden Amerikalıların yok o öyle olmadı diyerek bizimkilerin yalanlarını sergilemelerini.
 

Şimdi New York’ta önemli olan bu heyetten kimlerin gidip Rıza Sarraf’la görüşeceği. Acaba Berat Albayrak mı? Yoksa Çavuşoğlu mu? Çünkü bir süredir Amerikan basınında Rıza Sarraf’ın Amerikalı savcılara itirafçı olduğu konusunda haberler yayınlanıyor. Bu arada Başbakan da New York’ta Central parktaki park ev bahçeleri gezme serisinden yürüyüşlerini sürdürebilir. Ama ben kendisinin sözlerinden bu ziyaretinin siyasetteki son eylemi olacağı sonucunu çıkarıyorum. Kendisi Potomac kenarında bu gezinin emeklilik gezisi olduğunu açıklamadı mı?
 

Bugün 10 Kasım. Allahlın Türk ulusuna bir lütfu ulan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü. Ben hayatımda bu kadar çok saldırılan ve saldırıldıkça kuvvetlenen bir lider görmedim. Onun okuduğu sıralarda okudum. Onun yediği karavanadan yedim. Onunla aynı idealler için yaşadım ve ölmeye ant içtim. Son günlerde gördüm ki benimle aynı sıraları ve yılları paylaşan 20-21 Mayıs Harbiyelilerinde bu ateş ilk günkü kuvveti ile yanıyor. Ben ve Harbiyeli kardeşlerim, Mustafa Kemal’in askerleriydik. Şimdiki bazı asker olduğunu ileri süren bazı soysuzlar gibi siyasi iktidarlara ülkemizin geleceğini satmadık. Ben ölene kadar da içimdeki bu ateş 17 yaşımdaki kadar kuvvetle yanacak.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI