Bugun...
Barzani, ABD ve İsrail


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 29-09-2017 00:00
     

Barzani ortaya konuştu. Hem de pervasızca. Bu girişim beklenmiyor muydu? Tabii ki bekleniyordu. Kürtler hiçbir zaman bağımsızlık istediklerini inkâr etmedi. Sürekli şartlar daraldıkça erteliyor veya siyaset yaparak kıvırıyorlardı. PKK niçin savaşıyor? Bağımsız Kürdistan için değil mi? Iraklı Kürtler, Amerikan ordusu Irak’tan çıkarken bu projelerini haritaya dökmüş ve hatta Pentagon bu haritaları bizden de topraklar alarak yayınlamamış mıydı? Yalnız bu harita ve projelerde görüldü ki, Kürtlerin paraya dayanarak oluşturmak istedikleri ülke, kuzeyde Karadeniz’e batıda Akdeniz’e ulaşmayı hedefliyordu.
 

Peki, bu Kürt hayallerini yakından bilen ümmetçi AKP iktidarı ne yaptı. Ülke topraklarını almak isteyen Kürtlerle Diyarbakır’da Barzani, Şivan Perver, Erdoğan ve İbrahim Tatlıses birlikte, “Megri, Megri” diye türkü söylemediler mi? Sadece onlar mı? Türk solu ne yaptı. Kürt hakları diye tartışmalar yaratarak eylemlere çanak tutmadı mı? Bu AKP’ye göre “Kürt açılımı” onlara göreyse özgürlük ve demokrasinin temelleriydi. Barzani’nin ihalelerinden Erdoğan’ın aklı evvel danışmanı İlnur Çevik ve Kürt uzmanı Cengiz Çandar ne kadar nemalandırlar bilir misiniz? Peki, bir zamanların büyük solcusu, bir ara Erdoğancı Hasan Cemal neler yaptı? Özetle “beraber yürümediler mi bu yollarda”?
 

İyi de şimdi bizim kamuoyu, işadamları ve yetkililerin kendi yarattıkları bu krize gösterdikleri hayret ne anlama geliyor? Ne yani ülkeyi yönetenlerin bir bunalımı tahmin ve idraki çözmek onlarca yıllı mı alıyor? Yapılan açıklamalar karşısında bizimkiler de cevap verirken, mangalda kül bırakmamaları ne anlama geliyor? Aşiret reisi Barzani dediğini yaptı. Kürtlerin referandumu, Ankara’nın yaygarasına rağmen, sonuçlandı. Barzani’nin referandumundan yüzde 92 bağımsızlık isteği çıktı. Erdoğan başta olmak üzere Ankara, kapıları kaparız, vanayı kaparız, meydanları kaparız, elektriği kaparız diye tehdit etti. Etti etmesine de hala vanaların kapanmasını, elektriğin kapanmasını hala bekliyoruz.
 

Günahlarını almayalım, aslında bir sınır kapısını kapayıp, bazı uçuşları yasaklayarak meydanları kapattılar. Ancak Kürt yönetimi dalga geçer gibi hala yapamazsınız deyip duruyor. Bence de pek haksız değiller. Arap yarımadasındaki kalan birkaç müşteriye TIR’lar bu topraklar geçmek zorunda. Öbür tarafı Suriye’yi kokuttunuz. İran’dan da Arap yarımadasına geçiş yasağı var. Adamlar bunu bilip dalga geçmiyor mu? Her an kaçabilecek veya sığınacakmış gibi sivil kıyafetlerle yurt dışına giden Askerin başındaki baş komiser Akar, her halde bu hesapları reise aktarıyordur.  Hoş bence de Ankara’nın yapacakları fazla değil. Bence olay nafile namazı gibi.
 

Çünkü deneyimime göre bu bölge de bir savaş çıkarmak isteyen, mutlaka ABD ve İsrail’in iznini almak zorunda. Kullandığımız tüm silahlar NATO endeksli. Kotlar NATO kotu. Her uçan uçak ve silahın sırrını ABD isterse karşı tarafa verebilir. Zaten Suriye’deki Kürtlerin elindeki silahlar bile bizden daha modern. Arapları saymıyorum, onlar Amerika’nın kölesi, İsrail’in arka bahçesi. Onlarda doğurup besleyip büyüttükleri bu krizin bizimkiler tarafından boğulmasına izin vermezler.
 

Dolayısıyla olay, Kuzey Kore-ABD atışmasından farklı değil. Yani sonuç yok, ama ortaya atılan tehditler var. Bu olayda çok benziyor. Zaten dünyanın adam yerine koymadığı Ankara’nın müttefikleri de Şiiler yani, İran ve Irak birde Suriye. Sonuçta Ankara eskiden sövüp saydığı herkesle yeniden dost haline gelmek zorunda. Gelelim bize, ülkemiz sermayedarları petrol dolar harcayan Kuzey Irak’taki Barzani bölgesine her şeyi kakalayıp duruyor. Evler, oteller, arabalar, hatta Türkiye’de artık yasaklanan GDO’lu her türlü yiyecek ve içecekte var. Şimdi siz, siz, olun da sermaye olarak bu kaynağın kurumasına sessiz kalır mısınız, kalabilir misiniz?
 

Özetle bu kriz daha önceden saptanmış hedeflerine doğru emin ve sağlam adımlarla yürüyecektir. Bizim ümmetçi hükümetimiz ise gene piyasaya kuzularımızı, yavrularımızı sürmeye devam edecektir. Gene cenaze namazlarına katılarak, imamın hakkımız olmayan hakkımızı şehidimize helal edip etmediğimizi söyleyeceğiz. Gen gözyaşı, gene acı.
 

Bu arada sıfırı tüketen hükümet bizi başından beri söylediğimiz zamları teker teker yapmaya başladı. Ancak garip olan 170 milyar dolarlık koca borç yükünü yılbaşına kadar sıfırlayabilmek için neleri satacak? Merakım bu. Bu borçların Ankara ve İstanbul belediyelerine ait olduğu hükümetin de yurt dışından alınan borçlara kefil olarak imza koyduğu biliniyor. Rivayet o ki, Topbaş’ın gidişi ve Melih Gökçek’in işini bitiren de bu borçlarmış. Bu benim duyduğum rivayet. Her iki büyük belediye de bu borçları zaten sıfırı tüketmiş olan hükümete devretmek istemişler. Göreceğiz. Bu arada bu zamları son zannedenler şaşıracak, inanın bu zamlar işin başlangıcı.
 

Son olarak bizim reis ABD’ye gitti ABD’nin başkanı “dostum” Trump’ı uyarmıştı ya. Washington bu uyarı üzerine bugüne kadar Türkiye konusundaki en sert dilli seyahat uyarısını yayınladı ve OHAL durumunu eleştirdi. Bu arada bizim haber portalından görmüşsünüzdür Sarraf davası ilginç bir aşamaya girdi. Savunma avukatları Türkiye’den telekonferans ile tanık dinletmek istiyor. Ne diyecek tanıklar, “yok kara para aklanmadı mı” diyecek. İktidar tarafından FETÖ’cülükle suçlanan Hâkim ve Kasım ayına kadar oluşturulacak jüri de bunu yiyecek.
 

Özetle dünyanın en renkli ülkesini önümüzdeki gün ve aylarda çok renkli günler bekliyor. Ama boş verin siz kredi kartlarınızın ve günlük düzeninizin bozulmaması için kazık yemeye devam.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI