Bugun...
Amerikan ve Türk merkez bankaları


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 30-01-2014 00:01
     

Geçen gün, ABD Başkanı Obama’nın Kongre Birleşik oturumunda yaptığı geleneksel ve yıllık “Birliğin durumu” konuşmasını dinledim. 30 yıl içinde öğrendiğim, aslında bu konuşmaların, her yıl oynanan geleneksel Amerikan siyasi tiyatrosu olduğu. Bu iktidar-muhalefet tüm siyasilerin, gövde gösterisi yaptığı, ABD başkanlarının da, en fazla seyirci ve dinleyici bulduğu bir olay. Yalnızca bazen, özellikle savaş zamanı bazı konularda ipucu veya uyarı vardır bu konuşmalarda.

 

Biz, Amerika’da yaşayan ve çalışan yabancı gazeteciler, bu konuşma içinden, cımbızla ülkemizi veya bölgemizi ilgilendiren bir konu veya cümle ararız. Bu yılda, Obama konuşmaya ekonomi ile başladı. Adam tüm konuşmasını, orta sınıfı yeniden nasıl hayata geçirecek, onu anlattı. Orta sınıf, bizde pek önemli değil ama ABD’de sistemin emniyet sübabı ve ekonomi, bu sınıf üzerine bina edilmiş. Bizdeki gibi zengini zengin etme değil çaba. Hatırlarsanız Obama’da ülkeyi ekonomik krizden orta sınıfa iş alanı yaratarak çıkardı. Dış politika konusunda İran ve Suriye vardı ama bilmediğimiz ve beklemediğimiz hiçbir şeyi dile getirmedi.

 

Her sene, imrenerek izlerim, bu konuşmalara mutlaka çağrılan askerlere gösterilen sevgi ve saygı beni hep özendirir. Hem de öylesine ki, bu sefer yaralı bir başçavuş için, her iki parti ile tüm generaller ayakta alkışladı başçavuşu. Birden gözlerimin önünden PKK’lı teröristlerle çarpışırken yaralanan gazilere verilen tazminatı geri isteyen bizim devlet geçti. Kendimden utandım. Daha önce de söylediğim gibi, dış politika konularındaki laflar ise laf olsun, torba dolsun hesabından.

 

Türkiye için, bu haftanın önemli gelişmesi, Merkez Bankasının, doların önlenemeyen yükselişini kesmek için, önlem olarak faizleri artırması. Tabii, bunlar ekonomisi adam gibi bir temel üzerine oturan ülkelerde, çalışan, işe yarayan çareler, ama bizimki gibi cicos ekonomilerde, bir işe yaramaz. Daha öncede yazdım, benim gibi ekonomiyi Üniversite yıllarında, bir sömestre okuyan bir gazetecinin, tahminleri tutarken, bizdeki holdinglerle göbek bağı olan ekonomi uzmanlarının, hiçbir tahmini tutmadı. Ben patronları olsam ekonomiyi yalakalığa göre değerlendiren bu adamların işine son veririm. Çünkü onlara para kaybettiriyorlar.

 

Benim aklımın almadığı, sanki dünya ile paralel çalışan ve etkilenen doğru dürüst bir ekonomimiz varmış gibi, tüm kötü gelişmeleri ABD Merkez Bankası hareketlerine endekslemek. Nitekim hem bu, hem ABD’den yapılan açıklamalara rağmen dolar gene kafasını dikti havaya.

 

Dünya da dolar tüm paralara karşı değer kaybederken, Türk lirası karşısında değer kazanıyor. Normali bu, neyi bahane ederseniz edin, gelen fırtınanın ön rüzgârları bunlar, kasırga da yakın. Sevgili okurlarım, Türkiye daha yeni, yeni ekonomik krizi hissetmeye başladı. Bizim ABD’deki deneyimize göre, bu tür krizler giderek hızlanıyor ve şiddetleniyor. Hadi hayırlısı.

 

Gelelim, dış politika konularına. Dikkatinizi çekti mi bilmem, bizim ampul takımı, birden dış politikaya ağırlık verdi. Önce Fransa, sonra İtalya. Bunlardan önce de Avrupa. Herhalde cemaat kavgasında, yukarılardan birileri gene bu arkadaşlara ayar verdi. Ama öteki siyasetçileri yurt dışında ülkemizi eleştiriyor diye Baksanıza El Kaide’yi bile bombalattılar. Anlaşılan işler iyice sarpa sardı. Ama kimseye çaktırmadıklarını sanarak, el altından yaptıkları desteğin, kendi gidişlerini hazırladığının da yeni farkına varmış gibiler.  

 

BBC’deki Fethullah Gülen röportajını da izledim. Hoca efendi konulara iyice hâkim. Oldukça uzun söyleşide, her konuda, her şey üzerine, ahkâm kesmiş. Gazetecinin aklına herhalde gelmemiş, askerlere yaptıklarınızdan pişman mısınız veya Silivri ile ilgili ne düşünüyorsunuz gibi soruları sormamış veya soramamış. Bana göre her iki gurup ortaklaşa Türkiye’ye zarar verdi. İçlerinden biri ötekinden daha iyi değil. Hatırlarsanız hukukta bir kural vardır cinayeti bilipte önlememek sizi suç ortağı yapar.  

 

Ama aklımın almadığı Çankaya ile Başbakanlı arasında farklı zihniyet olduğunu sanmak, cemaatle ampul takımı arasında taraf tutmak. 17 Aralık’a kadar aynı kaba tüküren bu iki gurubun menfaat için yollarını ayırması yalnızca Türkiye’ye yarar. Sahte belge ve bilgilerle ordunun komuta kademesini yok ettiler ve yerlerine kimleri atadılar.

 

Türkiye, daha uzun bir süre Amerikan siyasi radarında yer alacağa benzemiyor en azından Erdoğan Başbakan olduğu sürece.  30/Ocak/2014



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI