Bugun...
Acı bayram şekeri


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-08-2018 00:00
     

         Elhamdülillah, kendimizi, olduğuna bir türlü inandıramadığımız kriz, kapımızı önce evde kimse var mı diye çaldı şimdilerde de yumruklamaya başladı. Bayrama başladık. Hem de bildiğimiz en iyi işi yaparak, koşturarak, karayollarında helak olarak, bulunduğumuz yerlerden kaçarak. (Şimdiden 50 kişi ölmüş trafik kazalarında.) Başardık mı? Sanmam. Bakın neden.

          Bakmayın yandaş basının turizm patlaması palavralarına. Bulunduğum yazlıkta, yaklaşık yirmi yıldır bayramı izlerim. Önceki yıllarda sokaklarda park eden arabalardan, plajlarda şemsiye altında ve lokantalarda yer bulamamaktan şikâyet ederdik. Nedense bu yıl öyle olmamışa benziyor.

          Geçen gün aile efradı ile lokantaya giderken (hükümetin verdiği bin lira ikramiye ile ve hükümetin verdiği resmi tatil başlamışken) baktım çeşitli mahallelerde evler hiç açılmamış. Bizim site de 2000’ne yakın ev varken bunun en az 400’ü kapalı. Bırakın her yerin dolu olmasını millet boşlukları bile dolduramıyor. Gittiğimiz balık lokantasında 40’a yakın masa vardı ama yemek yiyen üç masaydık.

          Ne yalan söyleyeyim, plajlar dolu. Ama bu doluluk bile bayram doluluğu değil. Sanki yerel halk bizim plajlara akın etmiş gibi. Yakın kentlerden de bir iki günlük kaçışlar var. Eskiden bayram sırası ve öncesinde otobüs ve uçaklarda yer olmazdı. Bu kez gene öyle olmadı, hem otobüste hem de uçakta bilet bulabildik. Ama pahalılık devam ediyor. Bir gün önce aldığınız bir şeyi ertesi gün aynı fiyata alamıyorsunuz. Zamlar kedi mamalarına bile vurmuş. Eskiden 100 liranın altında aldığımız 15 kiloluk kedi maması, yüz liranın çok üzerinde.

          Durup düşünüyorsunuz; Ne oluyor arkadaş?

          Aslında olan bir şey yok. Gerçekte olan var da olanlar şu anda olmadı. Yalnızca şu anda olaylar artık saklanamayacak boyutlara erişti. Ama külliyenin küllerinde oturanlar burunlarından kıl aldırmıyor. Daha bu sabah okudum dünya da biraz ekonomi bırakın okumayı koklayanlar hep IMF’i gösteriyor çözüm olarak. Aslında Ankara’dakilerde IMF ile teması sürdürüyor ama ne hikmetse dışarıya açık etmeden bu işi yapıyorlar.

          Buraya kadar yazdıklarım sizlerin bildiği şeyler. Biliyorum ne olacağını merak ediyorsunuz. Maalesef elimde bir doktor reçetesi yok. Ama bu tür hastalığa yakalanan ülkelerin geçirdiği evrimler hep aynı. Geçmişte bizim ülkemizde bu beladan bir kez geçmiş düzelen ekonominin meyvelerini iktidardaki koalisyonu nedeni anlaşılamayan bir şekilde Bahçeli’nin bozması yüzünden Turgut Özal hükümeti yemişti.

          Neresinden bakarsanız bakın acı bir reçete var. Tasarrufa gidilecek ve lüks ile lüzumsuz harcamalar kesilecek. Doğal olarakta bu ilacı siyasiler değil vergi veren biz zavallı halk ödeyecek. Baksanıza Saraydakiler şimdiler ormanları katlederek yazlık saray yaptırıyormuş. Temennim, bırakın zam almayı maaş ile geçinen kişilerin maaşlarını alabilmesi. İlk sinyal hükümetin maaşları bayram öncesi ödeyeceğim demesine rağmen sigorta emeklilerinin geç maaş almış olması oldu.

          Akaryakıt fiyatları arttı. Gaz, benzin, mazot bunların başında. Doğal olarak elektrik fiyatlarına da yansıdı. Birçok gazla çalışan termik santral üretimini kıstı. Lüks araçların bir kısmının ithali yapılamadı. Batan dev inşaat şirketlerini yandaş basın haber yapmıyor. Pazarda domates ve biber bir liraya inemedi, inmedi. Rusya’ya ihraç edilen şeftaliler geri döndü. Reisin su yüzüne çıkardığı Anadolu kaplanları da krizi hissetmeye başladı. Şu anda öyle veya böyle yaz sıcaklığında insanlar giren kazıkları hissetmiyor.

          Okyanusun öteki yakasında bir başka bela kendi ulusuna bela olmakla kalmamış gibi bizim sıkıntılarımızı da artıyor. Ama ben gene de ısrar ediyorum. Bu ekonomik kriz üç yıldır yüklenerek artan bir doğumun sancılarıydı. Bebeğin babası da bana göre Washington’da değil, Ankara’da aranmalı. Bu arada çocuğun geleceğini ödeyeceğini söyleyen Katar ve Rusya gibi üvey babalara Türkiye ne kadar güvenebilir. (Rusya ekonomik ambargo altında döviz sıkıntısı çeker ve Katar ABD’den talimat alırken). Biraz önce açıkladılar ABD sınırları içindeki Rus mal varlığına el koymuş.  

          Şam ile el sıkışmaya hazır olun. Esat’ın askerleri bizden başka kimsenin desteklemediği adı sözde Özgür Suriye ordusu olan Radikal dinci gurupları sınırımıza doğru sürmeye devam ediyor. Son savaşların İdlip’te olacağa benziyor.  Bundan sonra Hatay söz konusu olur mu birlikte düşünelim. Son Reisin açıkladığı (Putin, Merkel ve Macron dâhil) yapılacağını söylediği toplantı, “planlamadık ki toplanalım açıklamasıyla” boşa çıktı. Yürürlükte olan toplantı, ABD ile kavga edenler toplantısı olacakmış. (Rusya, İran ve Türkiye) Bu da gösteriyor ki Suriye karar toplantılarında Türkiye artık söz sahibi değil. Yazıktır ölen gençlerimize ve harcanan Suriyeli turistlere harcanan paraya.

          Yakın bir tarihte ABD’nin ikinci İran yaptırımları devreye girecek. Birincisinden miras, yaptırım altınlarla delinerek kazanılan paraların geri ödenmesi var. Rahip krizinde bizimkiler Halk bankası ve öteki bankalara biçilen cezalarında kaldırılmasını istemiş ama Trump kabul etmemiş.

          Kısa bir süre içinde koşulsuz olarak Rahip ve öteki ABD’nin istediği kişilerin salıverileceğinden eminim. Bu arada bize rahip krizi diye yutturulan devalüasyon ve kur kayıpları eski haline dönmeyecek.

          Neyse bu bayramda böyle geçti. Bakalım daha nasıl bayramlar geçirecekler göreceğiz. Allah hepinize sağlık ve afiyetle mutluluk versin.

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI