Bugun...
ABD neden Atatürk'e düşman?


Savaş Süzal
savas.suzal@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-08-2017 00:00
     

         Amerika’nın Türkiye’ye yönelik iki değişik politikası ve uygulamaları vardır. Bunlardan biri resmi ağızlar tarafından söylenir, öteki gizli servisler tarafından uygulamaya konur.

         Mesela Türkiye ile yapılan her temas sonrası, Türkiye’yi, “stratejik ortak” diye tanımlar ama gerçekte ABD’nin tüm politikaları gizliden gizliye Türkiye’nin stratejisini bozmaya yöneliktir.

         Mesela ABD her söyleminde Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu söyler. Ama gerçekte Türkiye’den Kürtlerin güneyden, Ermenilerin kuzeydoğudan, Rumların Ege kıyılarından birer parça koparması konusunda faaliyet gösterir.

         Mesela Türkiye ile ABD arasında terör örgütleri konusunda iş birliği olduğu ve Türkiye’nin terör örgütlerini Washington’un da terör örgütü saydığı söylenir. Oysa ABD, Türkiye’nin en büyük terör örgütü PKK’nın hem lojistik hem de taktik en büyük destekçisidir. Birkaç kez Amerikan helikopterleri gizlice PKK’ye silah ve gıda maddesi atarken yakalanmıştı. (Bu gerçek rahmetli Orgeneral Eşref Bitlis’in hayatına mal olmuştu)

         Mesela ABD, Türkiye’de demokrasiyi ve siyasi partileri desteklediğini açıklar ve vurgular. Ama ülkede biri 1960 öteki 1980 olmak üzere iki askeri darbenin altında da Washington vardır. Amerikan açıklanan resmi belgelerinde bu darbelerin izini sürebilirsiniz.

         Mesela ABD Türkiye’de din özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü desteklediğini ifade eder. Ama gerçekte kastettiği din özgürlüğü azınlıklara yönelik (Rum, Ermeni, Musevi, Süryani) özgürlüktür. Aşırı dinci kesimlerin ılımlı Müslümanlara yaptığı baskıya, devletlerin özgürlükleri yutmasına sessiz kalır veya bir eleştiri ile geçiştirir.

         Mesela, Washington, Türkiye’de kapitalizmin en büyük tutunduğu dal olan serbest piyasa ekonomisini desteklediğini açıklar. Ama ABD, Türkiye’nin piyasadan Amerikan mallarından daha ucuza başka ülkelerden mal almasına bozulur. Askeri malzeme alımlarında tehditler savurur.

         Mesela, ABD’den başta Türkiye’yi NATO ittifakı denilen ittifak içinde sınırlarının savunacağı güvencesi verilmiştir. Ama ne hikmetse NATO’nun beşinci maddesi olan bu hüküm şimdiye kadar Ankara lehine hiçbir zaman yürürlüğe konmamıştır. ABD Kongresi Kıbrıs barış harekâtı sırasında NATO müttefikine silah ambargosu uygulamıştır. Manevralar sırasında “kazara” bir Türk savaş gemisini vurmuştur.

         Kıbrıs olaylarında bağımsız söylemlere karşılık Washington, hep Atina’nın yanında yer almıştır.

         Şimdi aklınıza şu soru gelebilir. Ne oldu da adam bu gün Türk-Amerikan ilişkileri üzerine yazı yazıp eleştiride bulunuyor diye. Açıklayayım, ne zamanki Ankara’da Washington’un atadığı molla hükümetinin, Mustafa Kemal’in milletine hediye ettiği bir toprağı ABD’ye elçilik binası yapması için verdi, işte o zaman saçlarım diken diken oldu. Burada iki etken var. Birincisi Washington’a vardığım günden bu yana soluduğum Mustafa Kemal düşmanlığı. İkincisi ABD Kongresi’nin hiçbir zaman Lozan anlaşmasını onaylamamış olması.

         Unutmayın Mustafa Kemal, Osmanlı’nın yıkıntılarından genç ve dinamik bir ulus çıkarıp devlet kurmuş ve bu devlet uzun yıllar sıkıntılara rağmen çevik ve sağlam adımlarla kendi yaşam kalitesini değiştirmiş hatta birçok batı ülkesinden fazla artırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu İslam dünyası içinde bir kıvılcım olmuş, Pakistan’dan Libya’ya, Irak’tan Suriye’ye benzeri devrimci partiler kurularak (Baas Partileri) Türkiye’dekine benzer sistemler uygulamaya konmuştu. Kimi çok başarılı kimi ise zorlamaydı.

         Ama neresinden baksanız, İslam dünyasında yobaz mollara karşı yeni ve aydın bir nesil yetişiyordu. Mollalar kolay kontrol altına alınıp kolayca kullanılırken, idealist subayların kurduğu siyasette vatanseverlik öne çıkıyordu. Kadınlar laik ve hakları olduğu gibi bu uluslarda yaşam kaliteleri de Türkiye’deki kadar hızlı olmasa da yükseliyordu. Sonuç, ABD bu ülkeler demokrasi götürmeye kalktı. Adı demokrasi kendisi yıkım ve gözyaşından başka bir şey değildi. Irak, Libya, Suriye, Mısır, Tunus kan ve gözyaşı ile yoğruldu milyonlarca sivil öldü. Bugün sonuç ortada ABD’nin getirdiği tek demokrasi inşaat müteahhitlerine oldu.

         Ben 1980 yılında ABD başkentine vardığımda bu Atatürk düşmanlığının farkına yıllar sonra vardım. Amerikalı diplomatların söylemlerindeki Atatürk’ü puta benzetip heykel ve resimlerinden rahatsız olduklarını belirtirken yerine gerçek anlamda dini putlar koyuyorlardı. Türkiye’ye atanan diplomatların gizli gizli Washington ve çevresinde yaşayan radikal İslamcı Türk aileleri ile sıkı fıkı oluyorlardı. FETÖ ve FETÖ’cülerle dans edip onlara yakınlaşmaları gözümden kaçmamıştı. Zaman zaman Amerikalı görevlilerle bu Atatürk konusunu tartışır ve onları susturmayı başarırdık.

         Atatürk düşmanlığı konusunda Washington, Türk solu ve solcularını da kullanmayı başardı. Washington’a gitmeden önce de Ankara’da devrimci arkadaşların Atatürk düşmanlığı beni şaşırtırdı. Türk milliyetçileri arasında yeşerebilen Atatürkçülük konusunda dış mihraklar parti içine dinci guruplar sokarak engel olmaya çalıştı. Bu durumun farkına varan Alpaslan Türkeş partisinden büyük temizlik yaptı. Yeni bir İslamcı milliyetçi parti doğdu. Ama bugün aynı yozlaşma parti içinde yeşermenin ötesinde kök salmış olduğu anlaşılıyor.

         1980 darbesini kullanarak ilk kez Özal biraderlerle yobaz fikirler iktidara gizlenerek taşındı. Adı liberalleşme olan olayda kulluğun şahikasını yaşadık. 1980 darbesinin devamı olan 1999 AKP kuruluşu ve iktidara taşınması, bu operasyonun bir parçasıydı. AKP iktidara çıktığı 16 senedir Atatürk adını ve devrimlerini silmek için büyük gayret gösteriyor. İşte bu nedenle ölmeden evvel Türk halkına tarımı öğretmesi amacıyla verilen Mustafa Kemal’in Ankara Orman Çiftliği’ndeki arazisi Amerikalılara veriliyor. Hem de bağımsız Amerikan toprağı sayılacak olan elçilik yapılması için. Daha önce de bu konu gündeme getirilmiş ancak tepkiler nedeniyle geri adım atılmıştı.

         Ankara’da Mustafa Kemal’in milletine verdiği bu araziyi Amerikalılara elçilik olarak vermek, Washington’un Atatürk devrimleri ve Mustafa Kemal’in mezarına bayrak dikmek demektir. Ama onlar istediği bayrağı istedikleri yere dikselerde o bayrağın direği gün gelir münasip deliklere sokulabilir.  



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI